Cahilin alâmeti altıdır:
1) Sebepsiz yere kızmak.
2) Faydasız konuşmak.
3) Verdiğini uygun olmayan yere vermek.
4) Dostunu düşmanını ayıramamak.
5) Sır tutmamak.
6) Herkese güvenmek.
Hz. Ali (k.v.)
“Dünyâ hayâtı azdan daha azdır. Ona âşık olan, alçakların alçağıdır. O sihriyle bir topluluğu sağır ve kör eder. Böylece onlar ortalıkta şaşkın ve delîlsiz ortalıkta kalırlar.”
https://vimeo.com/tomorhoca
- Ana Sayfa
- İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
- Dini bilgiler
- Hatim duası Türkçe Hatim Duası
- Ahmet tomor hoca sohbetleri
- suleymaniye
- Ruhlar kabirde hep kalır mı?
- Şehitlik ve Fazileti
- İslami Eğitim
- ALLAH (C.C.) 'ÜN SIFATLARI
- Ahmet Tomor Hocaefendi Sohbetleri
- Veysel Gürler
- Umman'dan Şifâlar
- İSLAMİ BİLGİLER KİTAP SOHBET SEYRET MULTİMEDYA
- Safakat İslami Forumları
- sadakat.net
- Ehl-i Sünnet Hanefi
- HAVAS İLMİ-MÜCERREBAT-I İLAHİ ŞİFACILAR
- Sağlığımızın müthiş şifreleri Sayfadaki tüm bilgiler bilgi amaçlıdır kullanım tercihi size aittir önce araştırın inceleyin doktorunuza danışın saygılar
- Sayfa ve guruptaki bilgiler bilgi amaçlıdır araştırın araştırmadan doktorunuza danışmadan kullanmayın sakın saygılar hepinize m.ulaş
- MUHTASAR İLMİHAL | Fazilet
- İLİM BÖLÜMÜ
- İmam Suyuti Camius Sağir
- Dini Sorular Molla Cami dini sorular ve cevapları
- incemeseleler
- "Nazar, deveyi kazana, insanı mezara sokar."
- YAVRULARIMIZA ELİF CÜZÜ ÖĞRETELİM. BİZLERDE TEKRAR EDELİM...
- Hadis-i Şerif
- FAZİLET TAKVİMİ
- mektebun
- faydalı
- medine
- Zi tuva kuyusu...
- Ali Eren Hoca
- *FATİHA SURESİNİN SIRRI..*
- "Kişi sevdiği ile beraberdir."
- *FATİHA SURESİNİN SIRRI..*
22 Haziran 2019 Cumartesi
21 Haziran 2019 Cuma
KURBAN FAZİLETİ İLE ALAKALI BÜYÜKLERİMİZİN MÜBAREK SÖZLERİ:1-İbrahim (A.s.) oğlu Hz. İsmaili kurban etmek gibi büyük bir imtihana tabi tutulmuştur.
KURBAN FAZİLETİ İLE ALAKALI BÜYÜKLERİMİZİN MÜBAREK SÖZLERİ:1-İbrahim (A.s.) oğlu Hz. İsmaili kurban etmek gibi büyük bir imtihana tabi tutulmuştur. Muhyiddini-arabi Hz.leri fütühatinda ve daha bir cok ekabir küsüfati sahihalarinda bu imtihani şöyle izah etmişlerdir. İbrahim (A.s) ta alemi ezelde kendisine bir evlad verildigi takdirde onu rızai ilahi için kurban edeceğini nezr etmiş bu nezrini alemi dünyada tekrarladıkdan sonra aradan gecen zaman icinde unutmuş. Hz. Mevlada kendisini ruya vasıtası ile ikaz buyurunca oğlu Hz. İsmail’e hitaben
قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى
Yavrum dedi ‘Ben rüyamda görüyorumki seni kesiyorum.bak artık sen ne dersin’.
Oğlu Hz. İsmail
قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ
Ey babacıgım dedi ‘ne emir olunursan yap inşaAllah beni sabr edenlerden bulacaksin. muhakkakki açik bir bela ve parlak bir imtihandir’. ‘Ey yirminci asrın insanları vahşet devri diye vasiflandırılan o asırlarda bakınız itaatullahda olan müminler ne kadar medeni imişler şimdi böyle bir baba ve böyle bir oğlu nerede bulabilirsiniz’.
Oğlu Hz. İsmail
قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ
Ey babacıgım dedi ‘ne emir olunursan yap inşaAllah beni sabr edenlerden bulacaksin. muhakkakki açik bir bela ve parlak bir imtihandir’. ‘Ey yirminci asrın insanları vahşet devri diye vasiflandırılan o asırlarda bakınız itaatullahda olan müminler ne kadar medeni imişler şimdi böyle bir baba ve böyle bir oğlu nerede bulabilirsiniz’.
Kur'ân-ı Kerim'i kimler anlayamaz?..Kur’ân-ı Kerim'in; müşâhede, keşif ve melekûtun zuhûru ile olan fehmine (bâtınî-tasavvufî mânâsını anlamaya), kendinde şu hasletlerden biri bulunan kul, muvaffak olamaz. O hasletler şunlardır:
– Dünya muhabbeti içinde bulunması,
– Îmân-ı hakikiye sahip olmayıp, yakîninin zayıf olması, (sûrî îmandan öte geçememesi),
– Kur’an’dan okuduklarına değil, sadece harflerine vâkıf olup, kendi ihtiyârına ittiba‘ eden (kendi arzu ve düşüncelerine uyan) bir kul olması,
– Sadece zâhir ilmi olan bir müfessirin kavline nâzır olup, bâtın âlimlerinin yani mâneviyat erbâbının tefsirlerine bakmaması, onlara itibar etmemesi,
– Hep aklına rücu‘ eden, yani her şeyi aklıyla çözmeye çalışıp, onun ötesine geçemeyen bir kul olması,
– Hitâbın bâtınında, (Kur’ân’ın tasavvufî mânâsının anlaşılması hususunda, tasavvuf ehlinin tefsir ve te’villerine göre değil de) Arap lûgat ehlinin (zâhirî ilim erbâbının) görüşlerine göre hüküm vermesi...İşte bu vasıfları taşıyan insanlar, Kur’ân’ı anlamaktan yana perdelenmişlerdir, anlayamazlar. Kendi bildikleri miktarla sınırlıdırlar. Kafalarına yerleşen anlayışlarıyla mevkufturlar, (yani hapsolundukları o dar çerçevenin dışına çıkamazlar). En fazla ilimleri kadar ilerleyebilirler. Tabiat ve seciyelerine göre bir anlayışları vardır.İşte bunların hepsi; o akıl ve ilimleri sebebiyle, muvahhidlere (Cenâb-ı Hakk’ın hâlis kullarına) nazaran, kapkaranlık bir gecede siyah bir taş üzerinde yürüyen bir karınca gibi belirsiz olan gizli şirke müptelâ olmuşlardır!..

Kuran-ı Kerim Mealini okumakla hatim yapmış olunmaz.
Hasan Bozkurt -------- Meal ve açıklama insan sözüdür, Allah kelamı değildir. Kur'ân okumasını bilmeyenler, Kur'ân'ı dinleyerek hatim sevabını alabilirler. Fakat sırf mealini okumakla hatim yapmış olmazlar.
İbn-i Mes‘ûd'tan (r.a.) rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte beyan olunur ki: "Kur'ân-ı Kerim 7 kapıdan nâzil olmuştur." İnsanlara da 7 anahtar verilmiştir. Birinci anahtar, kalb. Kalbi nûr ile dolan kimseye bir kapı açılır. Kur'ân'ın bir türlü mânâsını vermeğe vâkıf olur. İkinci anahtar ruh. Rûhu nurlanan kimseye, diğer bir kapı açılır ve başka bir mânâ vermeğe muktedir olur. Diğer anahtarlar da; sır, hafî, ahfâ, nefs-i nâtıka, nefs-i küllî'dir. İşte bu latâif-i seb‘anın (yedi latîfenin) hepsini nûr ile dolduran kimseye yedi kapı açılmış olur ki, her biriyle bir başka esrâra vâkıf olur. ... Merhum Ziya Sunguroğlu. notlarım.

“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” okumak,99 derde devadır.Bunların en hafifi sıkıntıdan kurtulmaktır.(Ebu Nuaym)
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular:
“Allâhü Teâlâ, Mîraç Gecesi ümmetimin bazı kusurlarını bana bildirdi:
‘Ben onları yarının ameli ile mükellef kılmıyorum, hâlbuki onlar benden yarının rızkını peşinen talep ediyorlar.
Ben onların rızıklarını kendilerinden başkasına vermiyorum, hâlbuki onlar amellerini benden başkası için yapıyorlar.
Benim rızkımı yiyip benden başkasına şükrediyorlar, bana nankörlük edip diğer mahlûkâtım ile iyi geçiniyorlar.
Muhakkak izzet bana âittir, onları azîz kılacak olan da benim, hâlbuki onlar izzeti benden başkasından istiyorlar.
Ben cehennemi kâfirler için yarattığım hâlde onlar da nefislerini cehenneme düşürmek için çabalıyorlar.’
Sonra buyurdu ki: ‘Sen ümmetine haber ver:
Eğer siz bir kimseyi size ihsanı için sevecekseniz, muhakkak size verdiğim nîmetler sebebi ile buna ben daha lâyığım.
Eğer siz sema ve arz ehlinden bir kimseden korkacaksanız, kudretimin kemâlinden dolayı buna ben daha layığım.
Eğer siz bir kimseye yönelecekseniz, kullarıma olan muhabbetim sebebiyle buna ben daha lâyığım.
Eğer siz kendisine yaptığınız cefâ (kusurlar) sebebiyle bir kimseden utanacaksanız buna ben daha lâyığım, zîra cefâ sizden vefâ ise bendendir.
Eğer siz mallarınız ve canlarınız ile bir kimseye tâbi olacaksanız, sizin ma’bûdunuz olarak buna ben daha lâyığım.
Eğer siz bir kimsenin va’dinde sâdık olduğunu tasdîk edecekseniz, sâdıkların en sâdığı olduğum için buna ben daha lâyığım.” (Tefsîr-i Rûhu’l-Beyân)

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




