“Dünyâ hayâtı azdan daha azdır. Ona âşık olan, alçakların alçağıdır. O sihriyle bir topluluğu sağır ve kör eder. Böylece onlar ortalıkta şaşkın ve delîlsiz ortalıkta kalırlar.”
Hasan Bozkurt-------- İbn-i Abbas- mescidde itikafta iken başka bir zat ki o zat yeni azat olmuş mahzun, sıkıntılı bir şekilde mescide o Sahabe-i Kiram’ın yanına geliyor. İtikaftaki Sahabe-i Kiram: “Hayrola, ne oldu? Seni sıkıntılı görüyorum. Neden kederlisin, üzüntülüsün?” diyor. O da: “Köle idim, yeni azat oldum fakat beni azat eden zata ödeyecek herhangi bir imkanım yok” deyince, Sahabe-i Kiram da o zatın sıkıntısını gidermek için hemen toparlanıp mescidden çıkmak üzere adım atıyor ve “Yürü gidelim” diyor. O zat da: “Ama sen itikaftasın, herhalde unuttun” deyince o Sahabe-i Kiram: “Hayır, unutmadım! Rasülüllah (s.a.v)’den duydum ki bir Müslüman kardeşinin hacetini giderene 10 itikaf sevabı var buyurdu. Ben burada bir itikaf yapıyorum, halbuki 10 itikaf sevabı alacağım” buyuruyor.
Hasan Bozkurt-------- HZ. ÖMER RA. HALİFE OLDUĞU HALDE SAHABEDEN BORÇ PARA İSTER ........ Günlerden birgün HZ.Ömer sahabenin zenginlerinden biri olan AbdurRahman Bin Avf'tan öndüç para ister. Abdurahman Bin Avf ise bu duruma şaşırır ve Hz ömere sorar: Ya Emirel Müminin, sen benden borç para istiyorsun? Halbuki Beyt-ul Mal (devlet hazinesi) senin emrinde. istediğin kadar alabilirsin" dedi Halife'nin cevabı oldukça düşündürücü olmuştur: Evet Abdurrahman, Beyt-ul Mal ( devlet hazinesi) emrimin altında olduğu halde senden borç para istiyorum ve parayı devlet hazinesinden almıyorum Zira devlet hazinesine devletin bütün tebası ortaktır bu hazineden Herkesin hakki var, korkarım ki ben muhtaç olduğum parayı borç olarak hazineden alsam ben hazineden borç olarak aldığım parayı geri ödemeden ölürsem ahirette bütün milletle helaleşmek zorunda kalırım, bu durum beni çok korkuttuğu için hazineden borç para almayı göze alamıyorum Fakat . Ihtiyacım olan borç parayı senden alırsam ve ve borcumu sana ödüyemeden ölürsem ahirette sadece seninle helalleşmek mecburiyetin de olurum. işte bu yüzden devlet hazinesinden borç para almıyorum dedi.
---------- “Yâ Rabbi! Biz imtihan ehli değiliz, bizi imtihan etme! Habibinin iltiması ile bizi bu âlemden imtihansız olarak iman-ı kâmille göçürüver.”... k.s..
FAZİLETİ.. Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) salevât okumaktan maksad, Allâh’ın emrine uymak ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) üzerimizdeki hakkını ödemektir. Salevât; Allâh’dan rahmet, meleklerden istiğfâr ve mü’minlerden duâ demektir. Salevâtın en kısa olanı “Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin” dir ki: “Ey Allâh’ım, Muhammed aleyhisselâmı dünyâda şerefli, namını yüce ve meşhûr, güzel dînini devamlı kıl, âhirette sevablarını sonsuz, kendisini her tâifeye şefaatçi, cennette yüksek ve nurlu vesîle makamına; Makâm-ı Mahmud’a kavuşturmakla onun ve Âlinin şanını yücelt.” demektir. Hadîs-i Şerîfte şöyle buyuruldu: • “Başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde üç sınıf insan, arşın gölgesi altında bulunurlar. Onlar; ümmetimi sıkıntıdan kurtaran, sünnetlerimi ihyâ eden ve bana çok salevât getirenlerdir.” • Kim bana Cuma günü ve Cuma gecesi yüz defa salevât getirirse Allâh onun yüz ihtiyacını giderir. Onların yetmişi âhirete, otuzu da dünyaya aittir. Sonra Allâhü Teâlâ bir melek vazifelendirir de size hediyelerin arz olunduğu gibi o salavatı bana arz eder. Muhakkak ben (salevat okuyanları) hayatımda bildiğim gibi vefâtımdan sonra da bilirim. Hz. Ebûbekir (r.a.) buyurdu: “Resûlullâh’a salevât okumak, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları mahveder. Resûlullâh’a selâm, köle azad etmekten daha faziletlidir. Resûlullâh’ı sevmek, Allâh yolunda cihad etmekten üstündür. İbn-i Abdüsselâm (rahimehullâh) dedi ki “Resûlullâh’a salevat okumamız, Allâh katında asla onun için şefaat istemek değildir. Allâh bize iyilik edene hayırlısı ile karşılık vermemizi ve karşılıktan âciz olduğumuza da hayır dua etmemizi emretti. Allâhü Teâlâ üzerimizde hesapsız hakkı olan Habîbine başka bir şeyle karşılık vermekten aciz olduğumuzu bildiğinden salevat ile karşılık vermemizi emretti.” .: Fazilet Takvimi 13 Hazşran 2013 H.Ş : Kim, kurbanının derisini satarsa, onun için kurban yoktur! (Kurbanının sevabından mahrum olur)!
------- KURBAN KESEMEYENLERİN İBÂDETİ ....Mâlî durumu kurban kesmeye müsâit olmayanlar, Bayramın birinci günü öğleden sonra iki rekâtta selâm vererek altı rekât namaz kılar.
Niyet: “Yâ Rabb’î, âciz kulun kurban kesemedi. Şu vücûdumu huzurunda yere sererek kurban ediyorum. Beni de kurban kesenlerden eyle!”
Birinci rekâtta: 1 Fâtiha, 1 İhlâs-ı Şerif
İkinci de: 1 Fâtiha, 1 İnnâ A’taynâ
Üçüncü de: 1 Fâtiha, 1 Kul Yâ eyyühel kâfirûn Dördüncü de: 1 Fâtiha, 1 İhlâs-ı Şerif Beşinci de: 1 Fâtiha, 1 Felâk sûresi Altıncı da: 1 Fâtiha, 1 Nâs Sûresi okunur.
KURBAN DERİSİ, aynen hayra verildiği gibi, satılıp parası da verilebilir. En üstünü Dinimizin gelişip yayılması için vermektir.