Bir insana kötülük yapmak istiyorsanız, onu sürekli övün ve hiç bir hatasını söylemeyin.
“Dünyâ hayâtı azdan daha azdır. Ona âşık olan, alçakların alçağıdır. O sihriyle bir topluluğu sağır ve kör eder. Böylece onlar ortalıkta şaşkın ve delîlsiz ortalıkta kalırlar.”
https://vimeo.com/tomorhoca
- Ana Sayfa
- İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
- Dini bilgiler
- Hatim duası Türkçe Hatim Duası
- Ahmet tomor hoca sohbetleri
- suleymaniye
- Ruhlar kabirde hep kalır mı?
- Şehitlik ve Fazileti
- İslami Eğitim
- ALLAH (C.C.) 'ÜN SIFATLARI
- Ahmet Tomor Hocaefendi Sohbetleri
- Veysel Gürler
- Umman'dan Şifâlar
- İSLAMİ BİLGİLER KİTAP SOHBET SEYRET MULTİMEDYA
- Safakat İslami Forumları
- sadakat.net
- Ehl-i Sünnet Hanefi
- HAVAS İLMİ-MÜCERREBAT-I İLAHİ ŞİFACILAR
- Sağlığımızın müthiş şifreleri Sayfadaki tüm bilgiler bilgi amaçlıdır kullanım tercihi size aittir önce araştırın inceleyin doktorunuza danışın saygılar
- Sayfa ve guruptaki bilgiler bilgi amaçlıdır araştırın araştırmadan doktorunuza danışmadan kullanmayın sakın saygılar hepinize m.ulaş
- MUHTASAR İLMİHAL | Fazilet
- İLİM BÖLÜMÜ
- İmam Suyuti Camius Sağir
- Dini Sorular Molla Cami dini sorular ve cevapları
- incemeseleler
- "Nazar, deveyi kazana, insanı mezara sokar."
- YAVRULARIMIZA ELİF CÜZÜ ÖĞRETELİM. BİZLERDE TEKRAR EDELİM...
- Hadis-i Şerif
- FAZİLET TAKVİMİ
- mektebun
- faydalı
- medine
- Zi tuva kuyusu...
- Ali Eren Hoca
- *FATİHA SURESİNİN SIRRI..*
- "Kişi sevdiği ile beraberdir."
- *FATİHA SURESİNİN SIRRI..*
30 Temmuz 2019 Salı
29 Temmuz 2019 Pazartesi
Hadis-i Şerif : Mümin, ırza, namusa dil uzatan, lânet eden, çirkin işler yapan, edepsiz konuşan kimse değildir. (Tirmizî,Birr,48)
İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN’IN BAZI HİZMETLERİ
Büyük âlim Yusuf Nebhânî merhum diyor ki:
Sultan Abdülhamid Han, Müslümanların işlerini görmek için bütün gücünü harcadığı gibi kendi öz malından eşrafa, âlimlere, hakîkî tasavvuf ehline, fakirlere bol ihsânlarda bulunmuştur. Memleketin her köşesinde büyük meblağlarla birçok hayır eserleri yaptırmış, Peygamberlerin ve Evliyanın türbelerini tamir ve imar etmiştir. Binlerce câmi, mescid, zâviye ve her seviyede mekteb ve medreseler binâ ettirmiştir.
Sadece Lazkiye sancağında yetmiş mescid ve her bir mescidin yanında bir de medrese yaptırmıştır. Dalâlet fırkalarından Bâtınî Nusayrîlerin hidayeti için bu medreselerin her birine bir Ehl-i sünnet âlim tayin etmiştir. Onların evladlarına İslâm dînini dürüstçe ehl-i Sünnet itikâdı üzere öğretmektedirler. Halife hazretleri, dîn ilminin öğretilmesi işlerine hazine-i hassasından muazzam paralar sarfetmiş, devlet hazinesine en ufak bir yük getirmemiştir.
Abdülhamîd Han, şanlı ecdâdı gibi Haremeyn-i şerîfeyn hizmetlerinde (Mekke ve Medîne’nin) bütün işlerine büyük bir itina göstermiştir. Bilhassa 14. asrın onuncu senesinde (H. 1310) çıkan vebâ salgınında Mekke-i Mükerreme ile yakından alakadar olmuştur. Ahaliyi iyi bilen güvenilir zâtlar ile 60 bin lira göndermiş; hastalar için karantinahaneler binâ ettirmiş, sıhhıye için lüzumlu her türlü tedbirler alınmıştır. Her sene fakir hacılar için zaten para göndermek adeti idi. Medîne-i Münevvere ahalisi ve hizmeti için sarf ettiklerinde onu sadece babası merhûm Sultân Abdülmecîd Han geçmiştir. O Mescid-i Nebevî’yi tamâmen ve layıkıyla yenilemiş, kendisinden önce hiçbir sultan onun kadar imar edememişlerdir.
Hâsılı, Allâh’ın, Resûlünün ve Müslümanların razı olacakları şekilde İslâm devlet ve milletinin gücünü ziyadeleştirmiştir. En mühimmi de halife hazretleri tahta geçtiğinde devlet işleri kötü niyetli ve kabiliyetsiz devlet adamlarının elindeydi. Hemen onları işten el çektirdi. Onların çoğu helak oldu gitti. Allâh-ü teâlâ nereye gittiklerini en iyi bilendir.
| Hulasatü’l-Beyân

Büyük mutasavvıf Bayezid-i Bistamî hazretleri, bir gün tımarhanenin önünden geçiyordu. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla bir şeyler dövdüğünü görüp: "-Ne yapıyorsun?" diye sordu. Hizmetçi: "-Burası tımarhanedir. Delilere ilaç yapıyorum." dedi. Bayezid-i Bistamî hazretleri: "-Benim hastalığıma da bir ilaç tavsiye eder misin?" diye sordu. Hizmetçi "-Hastalığını söyle." deyince Beyazid: "-Benim hastalığım günah hastalığı... Çok günah işliyorum." dedi. Hizmetçi: "-Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilaç hazırlıyorum." diye cevap verdi. Tam bu sırada tımarhanenin parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli (!), Bayezid-i Bistamî hazretlerine: "-Gel dede, gel, senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim." diye seslendi. Bayezid-i Bistamî hazretleri, delinin yanına sokularak: "-Söyle bakalım, benim derdime çare nedir?" dedi. Deli şu ilacı tavsiye etti: "-Tevbe köküyle istiğfar yaprağını karıştır... Kalp havanında tevhid tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir... Akşam-sabah bol miktarda ye.. O zaman göreceksin, senin hastalığından eser kalmaz!.." dedi. Bu güzel ilacı öğrenen Bayezid hazretleri: "-Hey gidi dünya, hey! Demek seni de deli diye, buraya getirmişler!" deyip oradan ayrıldı. Bu, her devirde günah hastalığına yakalananlara tavsiye olunmaya değer bir ilaçtır.
HZ.ÖMER : İnsanların en câhili, âhiretini başkasının dünyası için satandır. Allah rızâsı yerine kul rızâsına temâyül edenlerdir.
Sahib-i zaman (k.s.) hazretleri : “Bizim vazifemiz, batağa düşmüş olan ümmeti bataktan kurtarmak... Gaye rıza-i ilahidir.”
Mümine Hatun : Babandan daha çok oku evladım! Evladı annesini ve babasını geçmeyen hiçbir millet yükselemez
Hz. Ali (r.a.), “Çocuklarınızı, kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.” anlayışı içinde ufukları tarayacak, ilmi ve hikmeti arayacak nesiller yetiştirmemizi tavsiye ediyor bizlere...“Oğul atayı geçmezse işler yürümez.” diyor Yusuf Has Hâcib. “Her insanın, kendisinden yüz sene sonrasının planını yapması lâzım...” diyor Hz. Mevlânâ. Binaenaleyh gelecek nesillerin, gelecek yüzyılların hesabını yapacak her Müslüman; çocuğuna o göz ve gönülle bakacak, işine-eşine, dostuna-ahbabına, her şeye… Ve aynada kendisine o göz ve gönülle bakacak Allah için... Dünyaya neden ve niçin gönderildiğini unutmayacak asla! Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî hazretlerinin büyüklüğünün sırrına bakarken, babası Bahâüddin Veled hazretlerinin yanında annesi Mü’mine Hatun’a da çok dikkat etmek gerek. İşte Mevlânâ’yı büyük yapan ince bir sır, annesinin ağzından yavrusunun ruh dünyasına şöyle giriyor: - Babandan daha çok oku evladım! Evladı annesini ve babasını geçmeyen hiçbir millet yükselemez! Dünyadaki problemlerin yarınlara uzanan çözümündeki sonuç alıcı en önemli hareket noktalarından, olmazsa olmazlarından birisi bu.
Hz. Ali (r.a.), “Çocuklarınızı, kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.” anlayışı içinde ufukları tarayacak, ilmi ve hikmeti arayacak nesiller yetiştirmemizi tavsiye ediyor bizlere...“Oğul atayı geçmezse işler yürümez.” diyor Yusuf Has Hâcib. “Her insanın, kendisinden yüz sene sonrasının planını yapması lâzım...” diyor Hz. Mevlânâ. Binaenaleyh gelecek nesillerin, gelecek yüzyılların hesabını yapacak her Müslüman; çocuğuna o göz ve gönülle bakacak, işine-eşine, dostuna-ahbabına, her şeye… Ve aynada kendisine o göz ve gönülle bakacak Allah için... Dünyaya neden ve niçin gönderildiğini unutmayacak asla! Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî hazretlerinin büyüklüğünün sırrına bakarken, babası Bahâüddin Veled hazretlerinin yanında annesi Mü’mine Hatun’a da çok dikkat etmek gerek. İşte Mevlânâ’yı büyük yapan ince bir sır, annesinin ağzından yavrusunun ruh dünyasına şöyle giriyor: - Babandan daha çok oku evladım! Evladı annesini ve babasını geçmeyen hiçbir millet yükselemez! Dünyadaki problemlerin yarınlara uzanan çözümündeki sonuç alıcı en önemli hareket noktalarından, olmazsa olmazlarından birisi bu.
"AYASOFYA EFSANELERİ."
(Miraç'ta), Allah Teala buyurur: “Ya Muhammed! Dünyadaki Camiü’s-Suğra’da (Küçük Cami - ayasofya) bir kimse safi niyetle iki rekat namaz kılıp niyaz ederek sevabını sana bağışlarsa, o kulum günahlara batmış biri olsa bile onu cennet ehli yaparım. O iki rekat namaz yerine de kabul olunmuş yetmiş rekat namaz sevabı veririm. Ve kim kırk gün o camide, Ayasofya’da ibadetle meşgul olursa, ona dört peygamber sevabını veririm. Bu dört peygamberden birincisi Adem, ikincisi Nuh, üçüncüsü İbrahim, dördüncüsü de sensin ya Muhammed!. Hz. Muhammed SAV. Cebrail AS. ile vedalaşıp miraçtan döndükten sonra ashabına, Ayasofya makamını anlatır. Her biri kulaktan aşık olurlar ve “İnşallah ölmeden evvel o güzel makamın içine girip ibadet etmek kısmet olur” derler. Ayasofya açılmadan, Türkiye’nin felâha ermesi mümkün değildir. Eğer açılırsa kurtulur; çünkü orada Peygamberimiz (S.A.V.)’in iziyle beraber 70.000 ruhani vardır!”. .. “Allâhümme yâ müfettiha’l-ebvâb, iftah lenâ hayra’l-bâb." ..“Ey (kapalı bütün) kapıları açan Allah'ım! Bizim için de maddî-mânevî hayır kapılarını (ve bâ-husus Ayasofya’nın kapısını) açıver.” Amin... "AYASOFYA EFSANELERİ." Yrd. Doç. Dr. Ferhat Aslan .‘’ Hasan Bozkurt
Rasûl-i Ekrem (sav): ‘Dehmâ fitnesi, Vehmâ fitnesi ve Summün, Bükmün, Umyün fitneleri zuhur ederek, ehl-i- İslâm’a saldıracaklar”
Hasan Bozkurt ----------- “Fahr-i Âlem (s.a.v.) Ashâb-ı güzîne sohbet sırasında suallere cevap verirken, Ebû Zerr (r.a.) irtihal-i Nebî’den sonra zuhuru beklenen fitneleri sormuştu. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) de, ‘Dehmâ fitnesi, Vehmâ fitnesi ve Summün, Bükmün, Umyün fitneleri zuhur ederek, ehl-i- İslâm’a saldıracaklar” buyurmuştu. Bir Allah cc. Dostu bu üç fitneyi şöyle açıklamışlardır: “Dehmâ fitnesi, Hz. Ali ve Hz. Muaviye (r.a.) arasında vaki ihtilaf veya İslâm âlemini yok etmek için yapılan Haçlı Seferleridir. Bunlar kılıçla def edilmiştir. Vehmâ fitnesi, İstanbul’un fethiyle bertaraf edilen Bizans’tır. Sultan Fatih’in Ehl-i Kur’an ordusu bu fitneyi def etmiştir. Summün, Bükmün, Umyün fitneleri ise, bir kısmı geçmiş, bir kısmı gelmekte, bir kısmı da gelir. Bu fitneler Zikir ve R*bıta nûrlarıyla def edilecektir.”... [Bkz. Ali Erol, Hatıratım, s. 51-52]
Cenab-ı Hak : "Benim halilimin kalbinde benden başkasının sevgisi yoktur buyurdu. İsterseniz gidiniz imtihan ediniz."
Hasan Bozkurt ---- Hz. İbrahim as.ın Aradan seneler geçmesine rağmen, evlâdı olmamıştı. Evlat arzusu içinde olduğu bir sırada, Melek'ler Hz. Allah'a "Yarabbi Halil'in İbrahimin kendisi var malı var hanımı var bu kadar meşkuliyyetin içinde sana nasıl halil oldu?" diye sorar. Cenab-ı Hak'da " Ben kulumun suretine ve malına bakmam kalbine ve ameline bakarım. Benim halilimin kalbinde benden başkasının sevgisi yoktur buyurdu. İsterseniz gidiniz imtihan ediniz." Cebrail (a.s.) insan suretinde geldi, o zaman İbrahim (a.s.) min on iki bin çoban ve av köpeği vardı hepsinin boynundaki tasmalar altın ve gümüşdendi. Artık ne kadar sürüsünün oldugunu siz düsününüz. İbrahim (a.s.) Şöyle yüksek bir yere çıkmış koyunlarını gözetliyordu. Cebrail (a.s.) selam verdi İbrahim (a.s.) selamı aldıkdan sonra Cebrail (a.s.) "Bunlar kimin?" diye sordu. İbrahim (a.s). "Hazreti Allah'ındır amma benim elimde emanettir" dedi. Cebrail (a.s) "Bunlardan bir tane bana verirmisin?" dedi. İbrahim (a.s.) "Hz Allah' ı bir defa zikir et, üçde birini al buyurdu." Melek (Subbuhun guddusun Rabbuna ve Rabbul melâiketi verruhu) diye zikre başladı. Üçde birini aldı, İbrahim (a.s) "Bir daha zikir et üçde birinide al" dedi Melek tekrar zikir etti geri kalan üçde birinide aldı . İbrahim (a.s.) "Bir daha zikir et hepsini al" buyurdu. Melek bir daha zikir etti hepsini aldı. İbrahım (a.s.) "Bir daha zikir et bende senin kölen olayım" buyurdu. Cenab-ı hak "Ey Cebrail Halil'imi nasıl bulduna dedi. Cebrail (a.s): "Yarabbi ne güzel kul ne güzel halil imiş" dedi. İbrahim (a.s.) çobanlari çagırdı "sürüyü bu müsafirin arkasından sürünüz artık bu mal benim değil sizler dahil hepiniz bunun misafirisiniz, malısınız" buyurunca Cebrail (a.s.) kendisinin melek oldugunu açiğa çikardı "Ben meleğim bana lazım değil imtihan için geldim" dedi. İbrahim (a.s.) ‘Ben Hz. Allah'in halil'iyim verdiğim malı geri almam' deyince Cenab-ı hak vahi ederek "Ya İbrahim onlari al, Allah yolunda infak yap ve vakif eyle" dedi ve İbrahim (a.s) da hepsini vakif etti..........ihya forum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)