15 Ekim 2019 Salı

BEŞ ŞEYİ YAPAN BEŞ ŞEYE NÂİL OLUR: Her kim beş şeyi yaparsa, beş şeye nâil olur. Bu beş şeyi Hazret-i Osman bin Affân (r.a.) yapardı: Her kim hayâ ederse, başkaları da ondan hayâ ederler. Her kim merhamet ederse, ona merhamet ederler. Her kim malını cennete bedel olarak infak ederse (zekât ve sadaka verirse), ona bedel olarak cennet verilir. Her kim affederse, o da affedilir. Her kim Hak Sübhânehû ve Teâlâ Hazretlerini tanıyıp, bilip, ondan korkarsa işleri tamam olur ve Allâhü Teâlâ Hazretlerini bulup vâsıl olur. (Menâkıb-ı Çehar Yâr-ı Güzîn)

BEŞ ŞEYİ YAPAN BEŞ ŞEYE NÂİL OLUR: Her kim beş şeyi yaparsa, beş şeye nâil olur. Bu beş şeyi Hazret-i Osman bin Affân (r.a.) yapardı:
Her kim hayâ ederse, başkaları da ondan hayâ ederler. Her kim merhamet ederse, ona merhamet ederler. Her kim malını cennete bedel olarak infak ederse (zekât ve sadaka verirse), ona bedel olarak cennet verilir. Her kim affederse, o da affedilir. Her kim Hak Sübhânehû ve Teâlâ Hazretlerini tanıyıp, bilip, ondan korkarsa işleri tamam olur ve Allâhü Teâlâ Hazretlerini bulup vâsıl olur. (Menâkıb-ı Çehar Yâr-ı Güzîn)
OSMANLILAR NASIL VAKİT GEÇİRİRLERDİ
Kânûni Sultan Süleyman devrinde 1552-1556 yılları arasında İstanbul’da dört yıl doktor olarak kalan bir İspanyol’un o yıllarda Osmanlı halkının günlük hayatını anlatan hatıralarından:
“Osmanlılar, Allâh’a karşı saygısızlık, vaktini boş yere geçirmek ve nefsini alçaltmak olacağı için bizdeki gibi oyun oynamazlar. Yaz olsun kış olsun yatsı namazını kılıp hemen yatarlar. Gün ağarırken sabah namazını kılmak üzere kalkarlar. Bir kısmı kalkıp, bir kısmı da uykuya devam eder sanmayın. Erkek-kadın, küçük-büyük herkes aynı saatte kalkar, güneş hiç kimseyi yatağında yakalamaz.
Esnaf bütün sene dükkân işleri ile uğraşır. Hafta tatillerinde Ayasofya’ya veya başka bir camiye Cuma namazına giderler. Eşi-dostu ziyaret ederler, birlikte yemek yerler ve gezmeye çıkarlar, iş zamanı konuşamadıkları mevzuları konuşurlar, kitap okurlar.
Adâlet erbabının ise hiç vakti yoktur. Silahşorlar, silâh talimleri sırasında yumurtayı vurmakla kalmayıp, kılı yarmaya uğraşırlar. Savaş olmadığı zaman hayatlarını kazanmak için bir sanat elde etmeye çalışırlar. Sultan ve idârecilerin de koca devleti idâre etmenin zorluğundan, oyun ve eğlenceye ayıracak vakitleri olmaz. Bunlar bir millet için büyük fazîlettir.
Ben görmüş olduğum dünyanın üçte birine yakın yerlerde Osmanlılardan daha fazîletli insanlara rastlamadım... (Türkiye’nin Dört Yılı, 1552-56)

/ FAZİLET TAKVİMİ Cumartesi-12-Ekim-2019

Gıybet Kanser Gibidir!.

Ilim Irfan Deryasi
Gıybet Kanser Gibidir!.
Halid bin Rebi' hazretleri "rahmetullahi aleyh" anlatır:
"Dostlarım bir müslümanı gıybet etdiler, ben mâni olmadım. O gece rü'yada siyah bir kimsenin, pis kokulu domuz etini bir tabağa koyup getirdiğini ve önüme koyup yüksek sesle, "Hadi ye!" dediğini gördüm. "Ben müslümanım, müslüman domuz eti yemez," dedim. "Ama müslümanın etini yersin, o bundan bin kat harâmdır" diyerek o etden bir parça kesip ağzıma koydu. Uyandım, o et ağzımda idi ve pis pis kokuyordu. Kırk gün onun pis kokusunu ağzımda duydum."
İbni Sîrîn hazretleri, "Seni gıybet ettim, hakkını helâl et" diyen birisine şöyle cevab verdi: "Allahü teâlânın harâm etdiğini ben nasıl helâl ederim." Bu sözle, önce Allahü teâlâya tevbe et ki, benim helâl etmemin faydası olsun demek istedi.
İbrâhim Edhem hazretleri, bir yemeğe da'vet edilmişdi. Sofrada, çağırılanlardan birinin bulunmadığı söylenince, o ağır kimsedir, denildi. İbrâhim bin Edhem, gıybet edildi, buyurdu ve çıkıp gitdi.
Hasen-i Basrî hazretlerine, birisinin kendisini gıybet etdiğini haber verdiler. Ona bir tabak helva gönderip, (Sevâblarını bana hediyye etdiğini işitdim. Karşılık olarak bu tatlıyı gönderiyorum) dedi. İmâm-ı A'zâm Ebû hanîfe hazretlerine de, birisinin kendini gıybet etdiğini söylediler.. Ona bir kese altın gönderip, (bize verdiği sevâbları artdırırsa biz de karşılığını artdırırız) dedi.
Yapılan kötüleme yalan ise, iftirâ ise, zararı söyliyene olur. (Onun sevâbları bana verilir. Benim günâhlarım ona yüklenir) demelidir.
İftirâ etmek, gıybet etmekden dahâ fenâdır.
Gıybet yapılırken, orada bulunan kimse, korkmazsa, söz ile, korkunca, kalbi ile red etmezse, gıybet günâhına ortak olur. Sözünü kesmesi veyâhut kalkıp gitmesi mümkün ise, bunları yapmalıdır. Eliyle, başıyla, gözüyle men etmesi kâfî gelmez. Açıkça, sus, demesi lâzımdır.

14 Ekim 2019 Pazartesi

Kanserin çaresi paça çorbası ve evde yapılan yoğurt' Onkoloji uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, kanserin DNA ya da hücreyle değil bağ dokuyla alakalı olduğunu iddia ediyor. Kemoterapiye karşı çıkan Dr. Dizdar, hastalığın tedavisi için ev yapımı yoğurt yenmesini, paça çorbası içilmesini tavsiye ediyor.

İsmail Yilmaz
3 saat

Katkı Dünyası Sodyum Bikarbonat (Besin) E500 500 gr

https://www.hepsiburada.com/katki-dunyasi-sodyum-bikarbonat-besin-e500-500-gr-p-HBV00000E77C4?fbclid=IwAR0IPrDQnTgYg5Gq123soyf3Hia_BNwWnseQ0UfVpYEo9YXVzbLbOVPDwfQ

13 Ekim 2019 Pazar

Mars’ta hayat var! 火星に生命があります! На Марсе есть жизнь! 火星上有生命!मंगल पर जीवन...

DÖRT ŞEYE RİAYET EDEN CENNETE GİRER Ebu Hüreyre ve Ebu Said-el-Hudri r. Anhüma buyurdular: Rasülüllah Efendimiz (s.a.v.) bir gün bize hutbe okudular ve 3 defa: "Nefsim kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki" buyurdu, sonra başını önüne eğdi. Bizden herkesin ağlayarak başı önüne düştü. Ne üzerine yemin ettiğini bilmiyorduk. Sonra yüzünde müjde ve sevinç eseri oldu- ğu halde başını kaldırdı. Onun sevinmesi bizim için dünyanın bütün nimetlerinden daha sevimli idi. Sonra Rasülü Ekrem efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Beş vakit namazını kılan, Ramazanı-şerif orucunu tutan, Zekatını veren, 7 büyük günahtan sakınan her kula muhakkak cennet kapıları açılacak ve ona 'cennete selametle gir' denilecektir." (Süneni-Nesai) Helak edici 7 büyük günah diğer bi hadisi-şerifte şöyle beyan olunmuştur. --Hz. Allaha şirk koşmak, --- Sihir yapmak, ---İnsanı kasten (bilerek) haksız yere öldürmek, -- Yetim malı yemek, -- Faiz yemek, -- harpten kaçmak, -- İffetli ve namuslu mü'min kadınlara zina ifti- rasında bulunmak [FEYZÜL-KADİR] Alıntı,Necmi gürses.

Fotoğraf açıklaması yok.

Bir Mürşid terbiyesine girmekten maksat, hakiki imana ulaşıp ilahi emir ve hükümleri muhabbetle uygulamaktır. İmam-ı Rabbani Hz.

Namaz kılmak yalnızca Allah’tan korkan mü’minlere kolay gelir. 

İmam-ı Gazali hz.