16 Ekim 2019 Çarşamba

H.Ş.: “Haksız olduğunu anlayıp, mücâdeleden vazgeçen kimseye Allahü Teâlâ cennetin kenarında bir ev binâ eder. Kim de haklı olduğu halde mücâdeleyi terk ederse, Allahü Teâlâ ona cennetin en iyi yerinde bir binâ inşâ eder.” (Tirmizî)

Görüntünün olası içeriği: yazı

Okuyana cennetleri aşık olduğu, melekler âleminin hayran olduğu Ebû zerril'gifarinin(r.a.)hergün tesbih tahmid ve tekbir den sonra günde iki defa okuduğu on cümlelik duâ şudur: اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ إِيماَناً داَئِماً. وَأَسْأَلُكَ قَلْباً خاَشِعاً، وَأَسْأَلُكَ عِلْماً ناَفِعاً. وَأَسْأَلُكَ يَقِيناً صاَدِقاً. وَأَسْأَلُكَ دِيناً قِيَماً. وَأَسْأَلُكَ الْعاَفِيَةَ مِنْ كُلِّ بَلِيَّةٍ. وَأَسْأَلُكَ تَماَمَ الْعاَفِيَةِ. وَأَسْأَلُكَ دَواَمَ الْعاَفِيَةِ. وَأَسْأَلُكَ الشُّكْرَ عَلىَ الْعاَفِيَةِ. وَأَسْأَلُكَ الْغِنَى عَنِ النَّاسِ .

ÜÇ muhim MESELE ! ! !
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri rh.a., hac için yola çıkıp Medine'ye ulaştığında karşılaştığı Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleriyle arasında şöyle bir konuşma geçer. Seyyid Muhammed Bâkır:
-Sen kendi aklınca kıyas yaparak, Peygamber dedemin dinini ve hadislerini değiştiriyorsun, der.
-Böyle bir şey yapmaktan Allah'a sığınırım efendim. Lütfen oturunuz. Rasulullah'a olduğu gibi benim size de hürmetim var, der İmam-ı Azam. Seyyid Muhammed Bâkır'a yer gösterir. Her ikisi de yerini aldıktan sonra Ebu Hanife Hazretleri söze başlar:
-Üç mesele soracağım. Birincisi şu: Erkek mi daha güçsüz kadın mı?
-Kadın erkekten güçsüzdür.
-Mirasta adamın payı kaç, kadının kaçtır?
-Erkeğin mirastaki payı iki, kadının birdir.
-İşte bu ceddin Peygamber s.a.v.'in sözüdür. Eğer onun dinini değiştirmiş olsam, benim akıl ve kıyas yoluyla, kadın daha zayıf olduğu için ona iki pay, erkeğe bir pay düşer derdim.
Ebu Hanife Hazretleri tekrar sorar:
-Namaz mı daha üstün, oruç mu?
-Namaz oruçtan üstündür.
-İşte bu da deden Rasulullah'ın sözüdür. Eğer ceddinin dinini akıl ve kıyasla değiştirmiş olsaydım, âdet halindeki kadının kılamadığı namazları kaza et mesini, orucu kaza etmemesini emrederdim.
Ebu Hanife Hazretleri üçüncü soruyu sorar:
-Sidik mi daha pis, meni mi?
-Sidik meniden pistir.
-Eğer deden Peygamber s.a.v.'in dinini kıyasla değiştirmiş olsaydım, sidikten dolayı gusletmek gerektiğini ve meniden dolayı da sadece abdest almak gerektiğini söylerdim. Fakat akıl ve kıyasla bu dini değiştirmekten Allah'a sığınırım.
Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleri yerinden kalkar ve Ebu Hanife'yi kucaklar. Tebrik edip ona ikramda bulunur

Muhammed Hâdimî Hazretleri – Büyük Evliya: Muhammed Hâdimî Hazretleri. Efendimizin (s.a.v.) yüce ruhâniyetiyle görüşüp. kendilerinden bilgi ve irfan almışlardır.

Muhammed Hâdimî Hazretleri – Büyük Evliya:
Muhammed Hâdimî Hazretleri. Efendimizin (s.a.v.) yüce ruhâniyetiyle görüşüp. kendilerinden bilgi ve irfan almışlardır.
Imam-ı Birgivî Hazretleri’nin “Tarikat- Muhammediyye” isimli kitabına şerh yazarken, ihtiyaç duyduğu zaman “tayyı mekan” kerametiyle Medine-i Münevvereye gidip, Efendimizin yüce ruhâniyetinden yardım istemişlerdir.
Osmanlı Padişahlarından Birinci Mahmud, yıllarca Medine’de Harem muhafızlığı görevinde bulunan Hacı Beşir Ağa’ya; (bu zatın kabri. Istanbulda, Eyyûb Sultan (r.a.) hazretlerinin naziresinde ve hemen caminin giriş kapısındadır} Harem-i şerifte kaldığın zaman içerisinde fevkalâde bir hadise görüp görmediğini sorar. Harem-i Şerifin eski emniyet âmiri Beşir Ağa başından geçen bir hadiseyi Padişaha, şöyle anlatır.
“-Ravza-i Mutahharedeki, Cibril (Cebrail) kapısı bazı geceler seher vakti kendiliğinden açılır, fakat içeriye kimsenin girdiğini görmezdim. Bir defasında kararımı verdim, bu gece sahaba kadar uyanık kalacak ne pahasına olursa olsun gelenin kim olduğunu öğrenecektim. 0 gece kapı yine açıldı. Hemen kapıya koştum, içeriye bir zât girdi.
Heyecan ile;Kimsin? diye sordum.” 0 zât:
Konya’nın Hâdimî kazasından Muhammed Hadimî’yim,” diye cevap verdi. -“Ziyaret sebebin nedir?”
İmam-i Birgivî Hazretlerinin; “Tarikât-ı Muhammediyye’ isimli kitabına bir şerh yazıyorum. Şüphe ettiğim bazı yerleri Rasûlullah’ın bizzat kendisinden öğrenmeye geldim.”
Kendisini odama götürdüm. Sohbet ettik. Bir müddet yanımda kaldıktan sonra kibar bir şekilde izin istediler:
“Beşir Ağa! Müsâde ederseniz gidip biraz çalışayım?” Ben de;
Hay! Hay! Gidin çalışın, dedim ve Sabah namazından sonra yine odama teşrif ediniz, diye rica ettim.” 0:
Memleketimde imamlık vazifem var! Bana izin ver… ” dedi ve ayrılıp gitti. Birinci Mahmud heyecan ile sordu: –0 zâtı bir daha gördün mü?”
Evet Efendim! Bundan sonra da arada sırada gelirdi, kendisiyle çok görüştüm.” Padişah, yine hayretle sorar: -“0 zâtı görsen tanır mısın?” -“Tanırım.”
Padişah bu hadisenin doğruluğunu öğrenmek için, Muhammed Hadîmî hazretlerine benzeyen kişileri tesbit etti. Memleketin bir çok âlimleri ile beraber Muhammed Hadimi Hazretlerini de İstanbul’a davet etti. Hadimi Hazretlerine benzeyen kişiler toplandı.
Sonra Hacı Beşir’i çağırarak gelen topluluğu ona gösterdi.
Bunların içinde Hadîmî hangisidir?” diye sordu.
Hacı Beşir Ağa o kadar topluluk içinde Muhammed Hadimi Hazretlerini tanıyarak yanına gitti.
Hoşgeldiniz Hoca!” deyip Muhammed Hâdimî Hazretlerinin mübarek ellerini öptü.” Padişah ve orada bulunan bütün devlet erkânı da hâdisenin doğruluğuna inandılar. Hızır Aleyhisselâm” isimli eserime bakınız, Mütercim.
Bu konuda İmam Buhârî hazretlerinin. Askalânî hazretlerinin ve bir çok âlimin hikâyeleri vardır. Bu şekilde bir Çok evliya ve âlim Efendimiz {s.a.v.) hazretlerinin ruhâyetinden ilim ve irfan almışlardır….
“Dİvân-ı Sâlihîn” de, Efendimiz (s.a.v.) hazretleriyle manevî olarak görüşürler…
İslâm’ın edep, terbiye, hayatından yoksun, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin sünnetinden uzak ve şeriat dışı yaşayan ve işin ehli olamayan bazı zındıkların, bu işi sû-i istimal ederek; “istedikleri ân Efendimiz (s.a.v.) hazretleriyle görüştüğünü ve ona fetva danıştığını…” iddia etmelerine de kulak vermemek lazım.Bu konuda ileri ve geri konuşanlar çok… Mütercim
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/50.

Kadin temiz nesil yetiştirir, erkeğine itaatkar olur,! Genç bir kadının namaz vaktinde camiye cemaate gelmesi tahrimen mekruhtur. Yaşlı bir kadın ise yatsı ve sabah namazlarına gelebilir. Cuma namazına da kadınların iştiraki tahrimen mekruhtur. Reddü'l-Muhtar Dışarıda olan bir kadın, vakit namazını camide kılma durumunda ise; erkek cemaatinin dağılmasından sonra kılabilir.

Yahudii ve Hıristiyanlar da cennete gidecek diyen diyalogculara gelsin!
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Ahirette Cehennemden kurtulmak, yalnız Muhammed aleyhisselama uyanlara mahsustur. Dünyada yapılan bütün iyilikler ve keşifler, Onun yolunda bulunmak şartı ile ahirette işe yarar. Ona uymayanın yaptığı her iyilik dünyada kalır, ahiretinin yıkılmasına sebep olur.) [Müjdeci Mek. 184] ..Hak teâlâ da, imansızlıktan, yani küfürden başka günahları, dilerse affedeceğini; fakat kâfirliği, yani gayrı müslim olmayı asla affetmeyeceğini bildirmektedir. Müslüman olmayan herkes gayrı müslimdir, yani kâfirdir. Kâfirin de yaptığı hiçbir iyiliğin, Allah katında kıymeti yoktur. Cennetin sahibi Allahü teâlâdır. Cennete girmek için, faydalı iş yapmayı değil, önce Müslüman olma şartını koymuştur. Müslüman değilse, iyi işleri faydasızdır. (Fetava-i Hayriyye 1/16, Redd-ül Muhtar 2/253)
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Kâfir olarak ölenlerin işleri, dünyada da, ahirette de boşa gider.) [Bakara 217]
(Kâfirlerin [iyi olarak] yaptığı bütün işler, kıyamette boşa gider.) [Tevbe 17] ...(İmansızın ameli boşa gider.) [Maide 5] ..(Kâfirlere ahirette yalnız Cehennem vardır. Emekleri boşa gider.) [Hud 16] ….Resulullah efendimizin sözlerine de ancak müslüman inanır. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Cennete ancak Müslüman girer.) [Buhari]… (İmanı olmayan Cennete girmez.) [Tirmizi]… (Bana inanmayan Yahudi ve Hıristiyan, mutlaka Cehenneme girecektir.) [Hakim]…. sadakatforum.

Dünya sevgisi! (Reşehât)da, Sa’düddîn-i Kâşgarî, hâce Muhammed Pârisâ “kuddise sirrühümâ”dan işiterek buyuruyor ki, (İnsanı Allahü Teâlâdan uzaklaşdıran perdelerin en zararlısı, kalbin kararması, hasta olması, yanî dünyâ sevgisinin kalbe yerleşmesidir. Bu sevgi, kötü arkadaşlardan ve lüzûmsuz şeyler seyr etmekden hâsıl olur. Çok uğraşarak, bunları kalbden çıkarmalıdır. Fâidesiz kitâb, [roman, gazete, mecmû’a, hikâyeler] okumak, lüzûmsuz şeyler konuşmak, bu sevgiyi artdırır. Kadın ve kadın resimleri, [resmli mecmû’a, filmler, televizyon] seyr etmek, şarkı, çalgı dinlemek, bu sevgiyi kalbde yerleşdirir. Bunların hepsi, insanı Allahü Teâlâdan uzaklaşdırır. Kalbin hasta olması, Allahü teâlâyı unutmasıdır. Allahü teâlâya kavuşmak istiyenlerin, bunlardan sakınması, nefsi kuvvetlendiren, azdıran herşeyden ictinâb etmesi lâzımdır. Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, kalbi temizlemeğe ve nefsi ezmeğe çalışmayanlara, zevklerini, şehvetlerini bırakmayanlara bu ni’meti ihsân etmez). [Kalb, muhabbet yeri, sevgi yeridir. Aşk, muhabbet bulunmıyan kalb ölmüş demekdir. Kalbde, yâ dünyâ sevgisi, yâhud Allah sevgisi bulunur. Burada dünyâ demek, harâm olan şeyler demekdir. Zikr u ibâdet yaparak, kalbden dünyâ sevgisi çıkarılınca, kalb temiz olur. Bu temiz kalbe, Allah sevgisi, kendiliğinden dolar. Günâh işleyince, kalb kararır, hasta olur. Dünyâ muhabbeti yerleşerek Allah sevgisi gider. Kalbin bu hâli, bir şişeye benzer. Su doldurunca, havası çıkar. Suyu boşaltınca, hava kendiliğinden dolar.]

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, alacakaranlık, bulut, okyanus ve açık hava

itikaden ehl-i sünnet olan vatan millet din devlet için gösterişten uzak ölmemek için düşmanla çarpışan şehid olur.

Hasan Bozkurt itikaden ehl-i sünnet olan vatan millet din devlet için gösterişten uzak ölmemek için düşmanla çarpışan şehid olur.

SAHİB-İ ZAMAN HİÇ BİR SÜFLİ SİYASETÇİ İÇİN DUADA BULUNMAMIŞTIR.

Hazarda ve seferde kuvvet ve kudretle gururlanmak son derece kötü neticeler verir.
H.Ş.: “ Kabir azabından kurtuluş olmadığı halde şehitler kabir azabı görmeyecekler.”
 Hadis-i Şerif : “ Kabir azabından kurtuluş olmadığı halde şehitler kabir azabı görmeyecekler.”..Dini ve devleti korumak için silâh altında bulunup da cephede ve cephe gerisinde ölenler, hatta kazâra kendi silâhıyla veya arkadaşının silâhıyla ölmüş olsalar dahî, şehitlik rütbesine nâil olurlar.