13 Aralık 2019 Cuma

DÖKÜLEN SAÇLARINIZ YENİDEN GELSİN SAÇLARINIZDAN TEK TEL DÖKÜLMESİN


Mustafa Ulaş
DÖKÜLEN SAÇLARINIZ YENİDEN GELSİN SAÇLARINIZDAN TEK TEL DÖKÜLMESİN
Sağlığımızın müthiş şifreleri sayfamda mevcut bilgiler okuyun araştırın
1 adet aspirini ezin havanda 5 diş sarımsağı soyun ezin havanda 2 yemek kaşığı sızma zeytinyağına karıştırın 1 yumurta sarısınıda karıştırın ilk 1 ay haftada bir saç ve saç derinize yedirin 1 saat dursun sonra yıkayın yapın sonrasında 15 günde 1 yapın ilk kullanımdan sonra dökülmeler duruyor kesnlikle dökülmüyor 6 ay sonra dökülen saçlar çıkmaya başlıyor bu aradada karaciğeriniz tıkanmış dökülmelerin sebebi olan filitrelerinizide açın devedikeni enginarla bilginiz olsun saygılar geçmiş olsun
M.ulaş

12 Aralık 2019 Perşembe

EVE GİRERKEN SELÂM VERMENİN FAZİLETİ*


Ilim Irfan Sofrası
*EVE GİRERKEN SELÂM VERMENİN FAZİLETİ*
Ebu Ümame (r.a.), Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivâyet etti ;
🔘 *Üç kimse vardır ki, onları cennete koymaya Allah -azze ve celle- kefildir*. ;
 “ _Biri, *Allah -azze ve celle- yolunda gazaya çıkan kimsedir*. Allah onu, canını alıp cennete girdirinceye kadar veya elde ettiği ecir ve ganimetle evine dönünceye kadar kefildir_.”
 “ _İkincisi, *Mescide giden kimsedir*. Allah Teâlâ onu canını alıp cennete girdirinceye kadar veya elde ettiği ecir ve ganimetle evine dönünceye kadar kefildir_.”
 “ _Üçüncüsü de *evine selâm vererek giren kimsedir*. Allah -azze ve celle- ona da *bol sevap vereceğine kefildir*_.”
[Ebu Davud, 294]
 “ _*Üç kimseyi yaşaşarsa rızkı verilip ihtiyaçları giderileceğini, ölürse cennete gireceğini Allah Teâlâ tekeffül etmiştir*. Bunlardan biri de *evine selâm vererek giren* kimsedir. *Allah ona kefildir*_.”
[İbn Hibban, 498]
 “ _Kim yemek yerken, dinlenirken, gecelerken *şeytanın yanında bulunmamasını arzu ediyorsa, evine girdiğinde selam versin* ve yemek yerken besmele çeksin_.”
[Teberânî]
🔘 Enes b. Malik (r.a.) der ki, Rasülullah (s.a.v.) bana :
 “ _Oğlum! *Ailenin yanına girdiğinde selâm ver ki*, sana ve ailene bereket olsun_”
[Tirmizî]
[Tergîb ve Terhîb]

HEMOROİDİNİZDEN İÇ DIŞ BASURUNUZDAN VARİSLERİNİZDEN MİYOMLARINIZDAN KURTULUN

Yorum yaz...
HEMOROİDİNİZDEN İÇ DIŞ BASURUNUZDAN VARİSLERİNİZDEN MİYOMLARINIZDAN KURTULUN
At kestanesi tozu ile basurunuzdan ve damar sorunlarınızdan kurtulun 1 ça y kaşığı at kestanesi tozu ile 1 su bardağına çay gibi demleyin 20 dakika yarım çay bardağı içinden ayırın günde 3 defa dıştan basurunuza sürün kalanıda için günde 1 sefer 6 günde basurunuz kalmasın iç dış basurunuz hemoroidiniz gitsin varislerinizde varsa dıştan onlarada sürün ve için varisi olanın variside gidiyor aynı zamanda damar sorunu olan miyomunuzda geçiyor saygılar. Şifa Allah tan
M.ulaş

II. ABDÜLHAMİT / ŞAHMERAN / REPTİLİAN IRKI


Züfer Kara - DÜNYA DIŞI MÜSLÜMAN ALEMİ
II. ABDÜLHAMİT / ŞAHMERAN / REPTİLİAN IRKI
Hepimiz Şahmeran hikayesini biliriz. Belinin üstü kadın vücudunun altı ise yılan formunda olan, yarı insan yarı sürüngen bir canlıdır Şahmeran.
Pek çok araştırmacıya göre de, eski çağlarda dünya dışından gelen ziyaretçiler, dünya insanının genetik kodlarıyla oynayarak yeni bir ırk geliştirme çabalarında bulunmuştur. Şahmeran hikayesinin konusu tam olarak bu varsayımdan kaynağını almış olabilir. Şahmeranın, genetiği değiştirilmiş yarı insan yarı uzaylı bir varlık olması muhtemeldir.
Bu hikayenin ve yukarıda bahsetmiş olduğumuz yarı insan yarı uzaylı varlıkların olabileceğine dair kendi tarihimizden, Osmanlı’da tarih kayıtlarına geçtiği rivayet edilen bir olaydan bahsedeceğiz. İddia edilen olay Sultan II. Abdülhamid Han zamanında meydana geliyor. II.Abdülhamit’in tutturduğu bir günlük olan Kara Kaplı’da bu varlıkdan bahseden bazı belgeler bulunmuştur. Kara Kaplı’daki bu belgeler Şahmeran rivayetini çok farklı bir boyuta taşımıştır.
1456 yılında Fatih Sultan Mehmet ile görüşmek için Venedik’ten İtalyan asıllı bir heyet gelir. Hatırlı kişileri araya katarak Sultan’la görüşmeyi talep ederler ancak Sultan heyetle görüşmesi için veziriazamı görevlendirir. Heyet veziriazama Yerebatan Sarnıcı’nda bulunan çok değerli bir hazineden bahseder ancak hazinenin yerini sadece Sultan’a söyleyebileceklerini bildirirler. Konu Sultan’ın ilgisini çeker ve heyetten bir kişiyle görüşmeyi kabul eder. Seçilen temsilci Sultan’a Yerebatan Sarnıcı’ndaki hazinenin maddi bir şey olmadığını, bir ceset olduğunu söyler. Bu cesedin ve cesedin içinde bulunduğu, lahit olarak adlandırılan tabutun kendilerine verilmesi karşılığında çok şey öneren heyet, istediğini alamaz. Kara Kaplı’da bahsedilene göre bu heyet paganist bir tarikatın üyesidir.
Fatih Sultan Mehmet’ten sonra Abdülhamit Han Şahmeran lahdiyle yakından ilgilenir. Abdülhamid Han zamanında İstanbul’da bir deprem meydana gelir. Şu an Yerebatan Sarnıcı’nın olduğu bölgede o zamanlarda bina yoktu ve insanlar İstanbul’un altında bulunan, özellike bu bölgede çokça olan tünellere girebiliyorlardı. Depremden birkaç gün sonra çocuklar, oynamak üzere Yerebatan Sarnıcı’nın olduğu bölgede tünellere girerler ve içlerinden bazılar tüneldeki duvarların birkaçının çatlamış olduğunu görür ve gördükleri manzarayı büyüklerine anlatırlar. Duvarlarda içe doğru çatlakların açıldığı bilgisi Sultanın kulağına kadar gider ve sultan, uzman kişileri bakması için görevlendirir. Bu arada şunu da belirtelim; bugünkü Yerebatan Sarnıcı birçok dehlizlere sahiptir. Bir ucu Haliç’e, bir ucu Ayasofya’ya açılır; hatta “Binbirdirek Sarnıcı” ile bağlantılı olduğu bilinmektedir ancak bu dehlizlerin pek çoğu kapatılmıştır. Gelen görevliler çatlakların olduğu duvarları açarlar ve içeride bir lahit olduğunu görürler. Bu büyük lahitin kapağını açtıklarında ise gördükleri manzara karşısında şok olurlar. Lahitin içinde bir mumya bulurlar fakat asıl şaşkınlık yaratan mevzu mumyanın şeklidir. Mumyanın başı insan ve vücudu da yılan şeklindedir. Bu olay kısa süre içerisinde yayılır ve “Şahmeran bulundu” söylentileri ayyuka çıkar. Yerebatan Sarnıcı’na girenler de bilir ki oradaki bazı sütunlarda yine yılan saçlı, insan vücutlu fakat zaman zaman da yılan vücutlu olarak tasvir edilen Medusa’nın kafası şeklinde sütun altlıkları bulunmaktadır.
Bu lahit, içerisindeki mumya çıkartılarak Sultan Abdülhamit tarafından bir yere saklatılmıştır. Konuyla ilgili olan araştırmacılara göre lahit içindeki yaratığın mumyası halen İstanbul’da saklanmaktadır ve dönemin yönetim merkezleri olan Yıldız Sarayı ya da Beylerbeyi Sarayı’nda saklanıyor olması muhtemeldir. Bazı araştırmacılar ise yurtdışından -özellikle İtalya diye belirtilir- bazı örgütler -Mason Locası olduğu iddia edilir-, bu lahitin gizli yollarla yurtdışına kaçırıldığını söylerler.
Bu olay hayal ürünü değildir ve yazılı kaynaklara dayanmaktadır. Dönemin Osmanlıca yayın organı olan“Resimli gazeta” isimli dergide olay kaleme alınmış ve lahitin fotoğrafları çekilmiştir. Sansasyonların daha fazla yayılmasının önüne geçmek için Sultan Abdülhamit yerinde bir karar alır ve lahit boş olarak Fatih Camisi’nin avlusuna törenle gömülür. Olay gününün fotoğrafları bahsetmiş olduğumuz “Resimli Gazeta”da yayınlanmıştır. Lahit Fatih Camisi’nden sonra Molla Fenari Camii’nin yanında bulunan, kraliçe mezarlarının olduğu bölgeye konulmuştur fakat lahitin bundan sonraki akıbeti bilinmemektedir. Pek çok yabancının bu lahitin peşine düştüğü öğrenilmiştir.
İşe daha esrarengiz bir boyut katan gelişme ise haberin yer aldığı derginin, yayınlandığı dönemdeki tüm sayılarının Taksim ve Beyazıt Kütüphanesi’nde bulunmasına rağmen sadece bu sayısının bulunamıyor olmasıdır. Bu sayının İtalya’da yer alan gizli bir Mason cemiyet tarafından toplatıldığı iddia edilmektedir. Medusa yada diğer adı ile Şahmeran belki de Reptilian ırkın efsaneler yoluyla bizlere ulaşan en somut örneğidir. Şahmeran'ın özelliklerine ve genetik yapısına baktığımızda tıpkı antik metinlerde anlatılan "yılan insanlar" ile aynı türden özellikler göstermesi de tesadüf müdür bilinmez. Böylesine bir sırra ait bulguların yanı başımızdan, ülkemizin tarihi değerlerinden birisi olan Yerebatan Sarnıcı'ndan çıkması da bizler için bir diğer artı olsa gerek. Çevremizin bu kadar bilinmezlerle dolu olduğu bir dünyada gerçeklere hep birlikte ulaşmak dileği ile...
alıntıdır.

1 yemek kaşığı kına 2 yemek kaşığı elma sirkesi.

1 yemek kaşığı kına
2 yemek kaşığı elma sirkesi.
Yeterli olmasi icin en az 4 yemek kasigi kına kullanin 8 yemek kasığı da elma sirkesi
Ikisini birlikte bulamaç yapiniz cam kavanozda.
Kıvamını tammamlamak icin biraz kaliteli su ekleyin icine
2 ayak tabanina surecez parmak aralarinada.
Ayak ustüne ve tırnaklara girmenize gerek yok.
Bu sekilde 1saat kalsin ayak tabaninizda üzerine örtü örtmeyin iyice kurusun.Kuruduktan sonra ayaklarınızi yıkamak yerler pislenmesin diye poşet gecirin sicak su ile yıkayıp en son soguk su ayaklarinıza dökünüz.
Kına elma sirkesi ile birlestiginde 4.000 sinir hücresini 4.000 refleks noktalarinı ve 4.000 bölgenin zehrini tamamen vücudun dısına cekip hizli bir sekilde kusmasini saģliyor.
Bedende neler mi degisiyor ödem kireclenme lenfatik tıkaniklar yorgunluklar ayak soguklugu.
Kisacası tüm dolasim sistemini acip aktif hale getiriyor.
Inanilmaz bir sekilde aninda etkisini gösteriyor


Evet! Kardeşlerim ufak bir yeriniz

Mustafa Ulaş bir gönderi paylaştı.
Suheyla Aydoğan
DOKTORLARIN İTİRAFLARI:
YAHUDİ TUZAĞI, DÖNER SERMAYE, KANSER ve KEMOTERAPİ,
Son 10 senedir kanser neden çığ gibi büyümüştür..
Devletler arasında en çok kanser niçin TÜRKİYE'dedir...
Hayır!
Kanser sandığınız kadar çoğalmamıştır, yağ bezeleri,herhangi bir yara kanser olarak gösterilmektedir.
Neden mi?
YAHUDİ kemoterapi kürlerinden para kazansın diye...
Bana gelen en az 100 DOKTORUN İTİRAFLARINI aktarayım;
Diyorlar ki...
Gerçek kansere yakalanmış bir kişi ortalama 7 sene daha yaşar ama bize gelince en fazla 7 ay yaşar...
Çünkü kemoterapi ve ışın tedavi etmez daha da kötüleştirir ve vücudun bağışıklık sistemini çökertir...
Bu söze karşın ben de sordum;
"Eee niçin uyguluyorsunuz o zaman?"
Cevap:
"Prosedür gereği böyledir,biz de orda çalışıyoruz yoksa işten atılırız."
DOKTORLARIN BAŞKA BİR İTİRAFI İSE; ÇOK KORKUNÇ DİYORLAR Kİ...
SAPASAĞLAM BİR GENCİ ilaçlı tomoğrafiye al muhakkak bir yerine ilaç tutunur yağ bezelerine tutunur geçici yaralara tutunur biz bunların hepsine kanser deyip hemen kemoterapi'ye alırız, kanser değilse bile bizim kürlerimizle kanser olurlar...
Evet! Kardeşlerim ufak bir yeriniz ağrıdığında hemen doktora başvurmayın.
Başvursanız da katiyen kanser tedavisi olmayın,yabancı ülkelerin çoğunda ışın ve kemoterapi uygulaması yoktur.
Bana 30 sene önce bağırsak kanseri teşhisi konuldu.
5 sene öncede boğazda kitle,rahimde ur, hiç bir tedavi uygulamadım.
30 senedir yaşıyorum nereye gitti kanser, özel hastanalerin çoğu yahudilerin elindedir,ameliyat ve kemoterapi yarışına girmişlerdir,şimdi yeni yeni Devlet Hastaneleri de bozulmaya başlamıştır.
Çünkü özel hastaneler parayı götürmektedir.
15 sene öncesine kadar döner sermaye müzik üzerindendi,illuminati'ye üye olanı meşhur yaparlardı,şimdi ise döner sermayenin çoğu hastalar üzerinden sağlanmaktadır...
"Bu kapitalist doktorlar var mı bu kapitalist doktorlar,sapasağlam adamı para için çıtır çıtır keserler." Vesselâm!
Dr. Aidin Salih

Teşekkürler doğan beyin eşinin kulak çınlama kürü ile tedavisi çok güzel sonuç

Görüntünün olası içeriği: yazı