20 Aralık 2019 Cuma

ADEM (ALEYHİSSELÂM)'IN HACCI VE ZÜRRİYETİNE DUASI: Adem (Aleyhisselâm) Mekke’ye gidip Beytullah’ı inşa ettikten sonra Cenab-ı Hakka karşı şöyle yalvardı : Yâ Rabbi! Şüphesiz her çalışanın bir ücreti vardır,

ADEM (ALEYHİSSELÂM)'IN HACCI VE
ZÜRRİYETİNE DUASI:
Adem (Aleyhisselâm) Mekke’ye gidip Beytullah’ı inşa ettikten sonra Cenab-ı Hakka karşı şöyle yalvardı :
Yâ Rabbi! Şüphesiz her çalışanın bir ücreti vardır, benim de bir ücretim vardır,»
-Yüce Allah'da:
-Evet, vardır. Dile benden ne dilersen» buyurdu. Hz. Adem (Aleyhisselâm):
-Yâ Rabbi! Beni tekrar Cennet’e gönder» dedi. Yüce Allah:
-Bu senin için gerçekleşecektir.» buyurdu.
Hz. Adem (Aleyhisselam) devamla:
-Yâ Rabbî! Benim günahlarımı itiraf ettiğim gibi, zürriyetimden de günahlarını ikrar edip sana yalvararak bu Beyt’in etrafında tavaf edenleri de affetmeni istiyorum.» dedi.
Ebü Hüreyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre, Cenab-ı Allah Hz. Adem’e şöyle vahy etti :
-Ey Adem! Ben seni affettim. Senin zürriyetinden, bu Beyt’i ziyaret edip de günahlarından tevbe edenleri de affettim.» buyurdu.
Osman b. Sâc’dan rivayet edildiğine göre Adem (Aleyhisselâm) yetmiş defa yaya olarak haccetmiştir. ilk haccını tamamladıktan sonra melekler kendisini "Redm-i Alâ" (Me'zeman) denilen yerde karşılayarak:
-"Haccın mübarek olsun ey Adem Biz de senden 2000 sene evvel bu Beyt’i hacc etmiştik." dediler.
ibn-i Abbâs’dan (r.a) rivayet. edildiğine göre, Adem (Aleyhisselâm) meleklere:
🕋 Tavaf ederken ne söylüyordunuz? diye sordu Melekler!
Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber diyorduk cevabını verdiler.
🕋 Hz. Adem (Aleyhisselâm) Meleklere!
"vela havle vela kuvvete illa billah"
cümlesini de buna ilâve edin.» buyurdu. Bundan sonraki tavaflarında melekler dualarına bu cümleyi de ilâve ettiler.
Adem (Aleyhisselâm)’dan sonra İbrahim (Aleyhisselâm)'da Kâbe’nin inşasını tamamlayınca Allah’ın emri üzerine haccetti. Melekler aynı şekilde O’nunla da. karşılaşarak selâm verdiler.
İbrahim (Aleyhisselâm) kendilerine :
-Tavaf ederken ne söylüyordunuz?» Diye sordu. Melekler de :-Önceleri tavaf ederken
Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber" diyorduk. Adem babanızla karşılaştığımızda bunu kendisine bildirdik. 0 bize, bu duaya:
"vela havle vela kuvvete illa billah"
cümlesini de ilâve etmemizi emretti, biz de ilâve ettik, dediler. Hz. İbrahim (Aleyhisselam)'de onlara, bu tesbihe
"il aliyyil azim":
cümlesini ilâve etmelerini emretti. Melekler de onun dediği gibi yaptılar.
✔️ Abdullah b. Ebî Süleyman’ın rivayetine göre, Adem (Aleyhisselâm) Beytullah'ı yedi defa dolaştıktan sonra kapısı önünde iki rekât namaz kıldı. Namazı müteakip "Mültezeme" gelerek şu duayı yaptı:
"Allah’ım! Muhakkak sen benim gizli ve aşikâr her halimi bilirsin, istediğimi de bilirsin, sen dileğimi yerine getir, gönlümden geçeni de bilirsin; beni mağfiret eyle. Allah’ım. Başıma gelen her musibetin, senin takdirinle olduğunu bana bildirecek ve taksimatına rızâ gösterecek olan sağlam bir imana beni sahip kıl
Ey ululuk ve kerem sahibi Allah’ım."
Bu duanın sonunda, Allah (c.c.)
Adem (Aleyhisselâm)’a şöyle vahyetti:
— Ey Adem! Ben seni mağfiret ettim. Hatta senin evlâtlarından kim bu dua ile bana dua ederse, onu da mağfiret buyurup sıkıntılarını gideririm. Onu gayb hâzinelerimden zengin ederim; kendisi istemese bile dünya ona yönelir. Başka bir rivayete göre: (Müstecar)'da dua edip duası kabul olmuştur.
mültezem'de veya müstecar'da dua etmek,
Tavafın bir sünneti haline gelmiştir
-Adem (Aleyhisselam) tavafı günümüzde olduğu gibi Kabe'nin etrafında 7 defa dolaşmaktan ibarettir ancak.
✔️Ebu Hureyre, Nafi, ve ibn-i ömer (r.a)'den nakledilen bir rivayete ise,
Adem (Aleyhisselam) gece tavaflarında Beytullah'ı 7 kere, gündüz tavaflarında ise 5 kere dolaşıyordu buyurmuşlardır.
(Erzaki kabe ve mekke tarihi, s.38-40)

Fıkıh öğrenmemek iflas alametidir Fıkıh kelime olarak, İslamiyet’i bilmek, anlamak demektir. İslamiyet’in hükümlerini bilen âlimlere Fakih denir. Fıkıh ilmi, insanların yapması ve yapmaması lazım olan işleri bildirir. Fıkıh bilgileri, Kur’an-ı kerimden, hadis-i şeriflerden, icmâ’-ı ümmetten ve kıyâstan meydana gelmektedir. Hadis-i şerifte; (Fıkıh ilmi meclisinde bulunmak, bir senelik ibadetten daha hayırlıdır) buyurulmuştur.

Ilim Irfan Sofrası
Fıkıh öğrenmemek iflas alametidir

Fıkıh kelime olarak, İslamiyet’i bilmek, anlamak demektir. İslamiyet’in hükümlerini bilen âlimlere Fakih denir.
Fıkıh ilmi, insanların yapması ve yapmaması lazım olan işleri bildirir. Fıkıh bilgileri, Kur’an-ı kerimden, hadis-i şeriflerden, icmâ’-ı ümmetten ve kıyâstan meydana gelmektedir. Hadis-i şerifte; (Fıkıh ilmi meclisinde bulunmak, bir senelik ibadetten daha hayırlıdır) buyurulmuştur.
İbni Abidin hazretleri; “Fıkıh âliminin Müslümanlara sağladığı faydanın sevabı, cihâd sevabından çoktur” buyurmuştur.
İmam-ı Mâlik hazretleri; “Fıkıh öğrenmeyip, tasavvufla uğraşan, dinden çıkar. Zındık olur. Fıkıh öğrenip tasavvuftan haberi olmayan bid’at sahibi, yani sapık olur. Her ikisini edinen, hakikate varır” buyurmaktadır. Ebu Bekr-i Verrâk hazretlerinin de böyle buyurduğu kitaplarda yazılıdır.
Fıkhı doğru öğrenen ve tasavvufun zevkini alan, kâmil, olgun insan olur. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:
“Fıkıh bilgisi, ekmek gibi, herkese lazımdır. Bu bilginin tohumunu eken, Abdullah ibni Mesud hazretleri olup, Eshab-ı kiramın yükseklerinden ve en âlimlerindendi. Bunun talebesi Alkama bu tohumu sulayarak, ekin hâline getirmiş ve bunun talebesinden olan İbrâhim Nehai, bu ekini biçmiş, yani bu bilgileri bir araya toplamıştır. Hammâd-ı Kufi, bunu harman yapmış ve bunun talebesi olan imam-ı a’zam Ebu Hanife öğütmüş, yani bu bilgileri kısımlara ayırmıştır. Ebu Yusuf, hamur yapmış ve imam-ı Muhammed pişirmiştir. Böylece hazırlanan lokmaları, insanlar yemektedir. Yani, bu bilgileri öğrenip dünya ve ahiret saadetine kavuşmaktadırlar.”
Fıkıh öğrenmeyip, yalnız hadis öğrenen, iflâs etmiş demektir. Çünkü, farzları, haramları, âlimlerden veya bunların yazmış oldukları kitaplardan öğrenmek farzdır. Kendisi yapmak ve başkalarına öğretmek için fıkıh kitapları okumak, nafile namaz kılmaktan daha sevaptır. Hadis-i şerifte; (İlim öğrenmek, bütün nafile ibadetlerden daha sevaptır. Çünkü, kendine de, öğreteceği kimselere de faydası vardır) buyurulmuştur.
Abdülgani Nablüsi hazretleri buyurdu ki:
“Ehl-i sünnet itikâdını, farzları ve haramları öğrenmek farzdır. Bunları öğretmek, kendine lazım olandan başka fıkıh bilgilerini öğrenmek ve Kur’an-ı kerimin tefsirini ve hadis ilmini öğrenmek farz-ı kifâyedir. Fıkıh bilgileri, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden öğrenilmesi farz olan bilgilerdir. Namaz kılacak kadar Kur’an-ı kerim ezberleyen kimsenin, boş zamanlarında daha çok ezberlemesi, nafile namaz kılmasından daha çok sevap olur. İbadetlerinde ve günlük işlerinde lazım olan fıkıh bilgilerini öğrenmesi ise, bundan daha çok sevap olur. Lüzumundan fazla fıkıh bilgilerini öğrenmek de, nafile ibadetlerden daha sevaptır. Lüzumundan fazla fıkıh bilgisi öğrenirken, tasavvuf bilgilerini yâni Allahü teâlâya ârif olanların sözlerini ve hayatlarını öğrenmesi de müstehab olur. Bunları okumak, kalbde ihlâsı arttırır. Derin âlimler, fıkıh bilgilerini, âyet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden çıkarmışlardır. Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından ve fıkıh âlimlerinden öğrenilir.”
Celaleddin-i Rumi hazretleri oğlu Sultan Veled’e şöyle nasihat etmiştir:
“Ey oğlum! Sana vasiyet ediyorum ki: Her halde ilim, edep ve takvâ üzerine bulun. Her zaman geçmiş din büyüklerinin eserlerini inceleyerek, Ehl-i sünnet vel-cemâat yolundan ayrılmamayı vazife edin. Fıkıh ve hadis-i şerif öğren, cahil sofulardan olma. Namazı her zaman cemaatle kıl. Şöhret isteme, zira şöhret âfettir. Makâma bağlı olma. Çok söz söyleme. Az söyle ve halkın kötülük ve eğrilerinden aslandan kaçar gibi kaç, bir kenarda dur. Helal ye ve şüphelilerden kaçın. Dünya malına kapılma. Dünya arzusu dinin zâyi olmasına sebep olur. Dışını süsleme. Zira dışın süsü; için, kalbin, ruhun harap olduğunu gösterir. Başkalarıyla mücadele etme ve hiç kimseden bir şey isteme. Kimseye hizmet buyurma. Âlimlere, evliyaya, mal, can ve tenle hizmet et. Din büyüklerinin hâllerini inkâr etme. Zira inkâr edenler rahat ve kurtuluş yüzünü göremezler.”
Fıkhın ibadât kısmını kısaca öğrenmek, her Müslümana farzdır. Münâkehât ve muâmelat kısımlarını öğrenmek, farz-ı kifâyedir. Yani, başına gelenlerin öğrenmesi farz olur.
Tefsir, hadis ve kelam ilimlerinden sonra, en şerefli ilim, fıkıh ilmidir. Hadis-i şerifte; (Her şeyin dayandığı bir direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh bilgisidir) buyuruldu. Bir başka hadis-i şerifte; (İbadetlerin efdali, en kıymetlisi, fıkıh öğrenmek ve öğretmektir) buyurulmuştur.
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
“Dünya ve ahiret saâdetlerine kavuşmak için, dünya ve ahiretin efendisine uymak lazımdır. Ona uymak için, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak, önce itikâdı düzeltmek lazımdır. Bundan sonra, o büyüklerin Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden anlayıp bildirdikleri helal, haram, farz, vâcib, sünnet, mendub, mubâh bilgilerini öğrenmek ve bütün işlerini bunlara uygun olarak yapmak lazımdır.”
Fıkıh öğrenmeyip, yalnız hadis öğrenen, iflâs etmiş demektir. Çünkü, farzları, haramları, âlimlerden veya bunların yazmış oldukları kitaplardan öğrenmek farzdır. Kendisi yapmak ve başkalarına öğretmek için fıkıh kitapları okumak, nafile namaz kılmaktan daha sevaptır. Hadis-i şerifte; (İlim öğrenmek, bütün nafile ibadetlerden daha sevaptır. Çünkü, kendine de, öğreteceği kimselere de faydası vardır) buyurulmuştur.
Fıkıh, âyet ve hadislerden çıkarılmıştır. (Hadika)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İbadetlerin en kıymetlisi, fıkıh öğrenmek ve öğretmektir.) [İ.Abdilberr]
(Her şeyin dayandığı bir direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh bilgisidir.) [Beyheki]
(Fıkıh öğrenmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.) [Deylemi]
(Fıkıh öğrenmek her müslümana farzdır. Fıkhı öğrenin ve öğretin, cahil olarak ölmeyin!) [İ. Maverdi]
(İbadetlerin en kıymetlisi fıkhı öğrenmek ve öğretmektir.) [İbni Abdilberr]
(Her şeyin dayandığı direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh ilmidir.) [Beyheki]
(Âlimlerin en hayırlısı fıkıh âlimleridir.) [İ. Maverdi]
(Allahü teâlâ, iyilik vermek istediği kimseyi fıkıh âlimi yapar.) [Buhari]
(Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.) [Deylemi]
(Hikmetsiz kalb, harap ev gibidir. Şu halde öğrenin, öğretin. Fıkıh öğrenin, cahil olarak ölmeyin. Çünkü Hak teâlâ cahillik için mazeret kabul etmez.) [İ. Sünni]
(Allah indinde en üstün kimse fakihtir.) [M. Zühdiyye]
(Az fıkıh, çok ibadetten iyidir. İhlasla ibadet edene fıkhı öğrenmek nasip olur.) [Taberani]

Kırk yaşını aşmış bir kimsenin hayrı şerrinden üstün değilse, o adam cehennem ateşine hazırlansın". Bu nasihatim,


Ilim Irfan Sofrası
Kırk yaşını aşmış bir kimsenin hayrı şerrinden üstün değilse, o adam cehennem ateşine hazırlansın".
Bu nasihatim,
bilgili ve anlayışlı kimseye yeter...
// İmam Gazali hz.

Kul Allah'tan yüz çevirme haline düştümü ! Evliyaya dil uzatmaya başlar..! İ. Şarani hz.

Görüntünün olası içeriği: yazı

Hz.Ömer döneminde devlet, Dünya'nın en zengin ülkesi olmuştu. Ama Halife Ömer öldüğünde gömleğin de 14 yama vardı. İtibar budur. Kulak eşitmemezliyinde Ginko biloba yaprağını ezip sorunlu kulağa suyunu damlatın

Fotoğraf açıklaması yok.

nazar ile bazı

Görüntünün olası içeriği: yazı

Ya Erhamerrahımiyn:Bu Azgın Küffar Üzerin

Fotoğraf açıklaması yok.
Salih Can
Ya Erhamerrahımiyn:Bu Azgın Küffar Üzerine Ebabillerini Acilen Gönderiver Allahım...Amin