20 Şubat 2020 Perşembe

LÖSEMİ,LENFOMA VE KAN KANSERİ İÇİN KÜR.(denenmiştir) Acı soğanın suyu katı meyve sıkacağından sıkıldıktan sonra içerisine

1 çay kaşığı zerdeçal
Çeyrek çay kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı çörekotu yağı
1 tatlı kaşığı bal
15 damla sıvı propolis
***soğan suyu hasta 0-15 yaş aralığında ise 1 çay bardağı
15 ten büyük ve kilolu ise 1 su bardağı soğan suyu olacak.
***Tüm bunlar karıştırıldıktan sonra sabah kahvaltısından 30 dakika önce gece yatmadan 1 saat önce mazmaza (Ağızda çalkalayarak suyun diş etlerine temas etmesi sağlanacak) yapılarak içilecektir.
*** soğan suyu taze sıkılacaktır.
*** acı olması nedeni ile susuz içilirse daha iyi olur.Ama az su ile seyreltilebilir.
*** En az 21 gün devam edilmelidir.
*** Hastalar bu kürü kullanırken ağızlarından simsiyah kan geldiğini bu kan geldikten sonra doktora kontrollere gittiklerinde hastalıktan eser kalmadıklarını söylemişlerdir.
***Soğan resimdeki gibi kırmızı acı soğan olacaktır.

MUTLAKA OKUYUN. İlk okuduğumda bu yazı beni çok etkiledi, sizlerle paylaşmak istedim. Birkaç gün tesiri altında kaldım. O günden beri uygun sohbet ortamlarında, acı bir hakikati ifade eden bu hatırayı insanlarla paylaşma ihtiyacı hissediyorum. Ta ki ömrümüze nispetle çok uzun süren gaflet uykusundan uyanmamıza vesile olsun!.. Ta ki, Rabbimizin bizlere ikram ettiği sayısız nimetlere karşı, ne kadar nankörlük ettiğimizin farkına varalım!.. Ta ki, imkânımız arttıkça isyanımızın, tuğyanımızın da arttığını görelim!.. Ta ki, tefekkür dünyamızda yer alan duygu ve düşüncelerimizin, bizleri neremizden yakalayıp, hangi derin ve karanlık derelere fırlattığını, kurda kuşa yem olmamız için hangi ıssız dağ başlarına bıraktığının idrakinde olalım!.. Bu güzel ve ibretamiz incir hikâyesini, Diyanet İşleri Başkanlığı Kurumsal İletişim Müdürlüğü’nde Koordinatör olarak görev yapan Yüksel Sezgin bey anlatıyor: “Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı 2015 yılı Ramazan Programı kapsamında Etiyopya’ya gittim. Çok dinli, çok dilli, çok kültürlü bir ülke olan Etiyopya’da insanların cömertçe paylaştığı tek unsur yoksulluk.


Etiyopya tam bir tezatlar ülkesi; bir yanda Allah’ın insanlara bahşettiği topraklar, bir yanda aç insanlar, bir yanda lüks oteller, hemen çevresi teneke mahallesi. Varlık da yokluk da iç içe… Bu tezatlar Etiyopya’da kaldığımız süre içinde hep Hayâli’nin;
“Cihân-ârâ cihân içredir ârâyı bilmezler,
Ol mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler.” beyti dolaştı.
Necaşi Hazretlerinin torunlarıyla bir arada olmak, Ramazan’da onların yüzünü güldürmek, Ramazan sevincini paylaşmak, sofralarına bir katkı sunmak amacıyla Etiyopya’nın değişik bölgelerinde bulunduk.
Bir iftar vakti, kaldığım yerde ezanla birlikte orucumu açtım. Sofrada, Türkiye’den götürdüğüm biraz Beypazarı kurusu, birkaç hurma ve kuru incir vardı. İftardan sonra akşam namazını kıldım ve çay içmek için bir kenara çekildiğimde, Nureddin isimli bir imam yanıma geldi. Kendisine bir adet kuru incir ikramında bulundum. Hem sohbet ediyor, hem de çaylarımızı yudumluyorduk. Nureddin elindeki incirin yarısını ısırarak;
“Bu ne kadar güzel bir meyve, nedir bu meyve?” diye sordu.
Meyvenin incir olduğunu, Allah’ın üzerine yemin ettiği “Tin” meyvesi olduğunu söyledim. Hayretle “İncir bu mu?” dedi ve Besmele çekerek “Tîn Suresini” okumaya başladı. Elinde kalan yarım inciri büyük bir hürmet ve saygıyla bir peçeteye sardı. O yarım inciri ne yapacağını sordum kendisine…
“Allah’ın üzerine yemin ettiği bu inciri evime götüreceğim. Çocuklarımın ağzına birer parça koyacağım. Bir ömür damarlarımızda dolaşacak. Bu büyük bir nimet, Allah bize bu nimeti bahşetti, ne kadar şükretsek azdır.” dedi. Ben de, “Siz o yarım inciri yiyin” dedim ve yanımda bulunan bir paket inciri kendisine ikram ettim.
Büyük bir heyecanla paketi alarak; “Allah’a yemin ederim ki hayatımda aldığım en değerli ve en büyük hediye bu oldu. Sizler ne kadar büyük insanlarsınız, ne kadar büyük bir milletsiniz. 3500 kilometre mesafeden buraya geliyorsunuz ve Allah’ın Kur’an’da zikrettiği ve üzerine yemin ettiği bir meyveyle bizi tanıştırıyor ve ikramda bulunuyorsunuz. Size ne kadar teşekkür etsek azdır. Yıllardır Etiyopya’nın değişik bölgelerinde sofralarımıza katkı sağlıyor, kestiğiniz kurbanlarla bizlere ikramda bulunuyorsunuz. Gelecekten ümidini kesmiş olan bizlere birer ışık ve ümit oldunuz. Allah sizlerden razı olsun” dedi. Bu duygularla Necaşi Hazretlerinin torunlarıyla vedalaşarak ülkemize döndük.”
Bu hatıra kime ne anlatır veya kimler bundan ne ders çıkarır bilmiyorum. Yalnız ben kendime söz verdim. İnşaallah bundan sonra, bir incir gördüğümde veya bir incir yediğimde “Tîn Sûresini” mutlaka okuyacağım…
Hayat kitabımız Kur’an-ı Kerîm’de 95’inci sure. Mekke döneminde inmiştir. 8 ayettir.
Bismillâhirrahmanirrahim.
1- İncire, zeytine,
2- Sina dağına,
3- Ve bu emin beldeye (Mekke’ye) yemin olsun ki;
4- Biz, insanı en güzel bir biçimde yarattık.
5- Sonra çevirdik aşağıların aşağısına kaktık (indirdik).
6- Ancak iman edip yararlı işler yapan kimseler başka. Onlar için kesilmez bir mükâfat vardır.
7- O halde bundan sonra sana dini (hesap gününü) yalanlatan nedir?
8- Allah “hâkimlerin hâkimi” değil midir?
Amennâ ve saddaknâ… İnandık, iman ettik Rabbim… Yaratan ve yaşatan Sensin… Din gününün sâhibi Sensin… Hâkimler hâkimi Sensin…
Sormak istediğim soru şu :
Sayısız nimetler içerisinde yaşayan bizler, neden Etiyopyalı Nureddin Hoca gibi bakamıyoruz?
O’nun gibi göremiyoruz?
O’nun gibi düşünemiyoruz?
O idrakte olsaydık bir bardak suyu lüzumsuz yere akıtır mıydık?
İhtiyacımızdan fazla aldığımız ekmekleri naylon poşetlerde küflendirip, sonra da hiç vicdanımız sızlamadan çöpe atar mıydık?
Yaşadığımız şu dünyada israf ettiğimiz o nimetlere muhtaç olan milyonlarca insan olduğunu düşünürdük
Heder ettiğimiz zenginliklerde diğer insanların ve doğacak bebeklerin de haklarının olduğunu unutmazdık
Kendisine ikrâm edilen ve hayatında ilk defa gördüğü, ilk defa yediği yarım incir karşılığında şükür olarak Tîn Sûresini okuyan Etiyopyalı Nureddin kardeşimiz, Türkiye’de incir bahçeleri, zeytin bahçeleri olup da kıblesini şaşırmış, kitabından habersiz, israf içersinde uyuşuk gafilleri görse ne derdi acaba😔
.
Yâ Rabbî Sırât-ı müstakimden ayırma bizi… İslâm nîmetinden, îman nîmetinden mahrum eyleme… Şükründen, zikrinden gâfil kılma bizleri… Âmin.
Görüntünün olası içeriği: yiyecek ve yazı

Bundan binlerce sene önce dünyada teknoloji vardı. Şeddad'ın yapay cennetinde elektrik vardı. | Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) İrem bağının sahibi olan Şeddad ibn-ü Ad, öyle suni bir cennet yaptı ki, hiç bir yerde ve hiç bir belde de onun misli halk olunmadı ve olunmayacak. Rüzgarın bir taraftan esmesi ile ağaçların üzerinde duran kuşlar, diğer tarafta sada veriyormuş. O zaman da elektriğin mevcut olduğu anlaşılıyor. Fenniyatta (bilimde) da muazzam terakki (ilerleme) varmış. Sonra Süleyman (a.s.) zamanında sönmüştür.


| Süleyman Hilmi Tunahan (kuddise sirruh)
İrem Bağı, Hûd Aleyhisselâm zamanında Âd Kavminin reisi olan ve Hûd aleyhisselâma inanmayan Şeddâd bin Âd’ın;
➥ ''Ey Hûd! Senin ilahın o dünyada yaptığı Cennetle öğünürse, ben de bu dünyada bir cennet yapayım ki, onun Cennetinden daha şâhâne olsun!'' diyerek dünya servetini dökerek yaptırdığı bir bahçedir.

DARÜL FÜL FÜL FAYDALARI.... .. İsmini ilk defa duymuş olabilirsiniz. O yüzden başlığı görünce Darülfülfül nedir diye sormanız gayet normal. Kendisi karabibergiller ailesine bağlı bir bitki türü. Kökeni Hindistan’a dayanan bu bitki, eski zamanlarda tıpkı şuan karabiber gibi çok yaygın olarak kullanılmaktaymış. Fakat 16. yüzyılın sonlarına doğru darülfülfül unutulmaya başlanmış. Hala aktarlarda ve baharatçılarda bulabileceğiniz bu bitki, karabiberden çok daha acı ve zengin tadıyla dikkat çekiyor. Fakat acısının dışında hafif karanfil ve yenibaharı andıran tatları bünyesinde barındırıyor. Şekline bakacak olursak çam kozalağını andırıyor. Fakat kozalağın çok daha küçük ve ince hali gibi düşünün. Yaklaşık 6 cm boy ve en geniş yerinin 1 cm olduğunu düşünün. İşte o darülfülfül bitkisidir. *Darülfülfül Faydaları .. .. 1- Bünyesinde barındırdığı vitaminler sayesinde soğuk algınlığında şifa kaynağı olarak tercih edebileceğimiz darülfülfül bitkisi, mikropların kırılmasına ve ağızdaki kötü kokuların yok edilmesine yardımcı olur. 2- İştahsızlık problemi yaşayan çocuklar ve yetişkinler için de güzel bir iştah açıcı olarak kullanılabilir. Gaz söktürücü ve önleyici olduğu kadar hazmı da kolaylaştırır. Ayrıca sindirim sisteminin de rahatlamasına sebep olur. 3- Darülfülfül faydaları arasında mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelmesi de vardır. Bu bölgede oluşan enfeksiyonların bertaraf edilmesine yardımcı olur. Vücutttaki toksit maddelerinin arındırılmasına yardımcı olan bitki, idrar söktürücü özelliğiyle de fayda sağlamaktadır. 4-Sinirlerin yatışmasına ve stres gidermeye faydası olan darülfülfül, sinir sisteminin de kuvvetlenmesini sağlar. Cinsel gücün artmasında da yararı olan bitki, vücut enerjinizin de yükselmesine olanak tanır. 5-Şeker hastalığının durdurulmasına yardımcı olan darülfülfül, hastalıkla vücutta oluşan tahribatında onarılmasını sağlar. 6-Kanın temizlenip metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur ve diyet yaparken kullanılırsa sürece yardımcı olur. 7-Vücuttaki savunma mekanizmasını güçlendiren baharat, mide üşütmesine karşı da bizi korur. .. Alıntı

Görüntünün olası içeriği: yazı
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık havaFotoğraf açıklaması yok.

SAĞLIK İÇİN TAVSİYELER

Görüntünün olası içeriği: yazı

Eden bulur,kimsenin yaptığı yanına (ne bu Dünyada nede öbür dünyada ) kâr kalmayacaktır. "Siz başıboş abes olarak yaratılıp saliverildiğinizi mi zan ediyorsunuz"?

Dayak cennetten çıkmış cehenneme uğramış olduğu için ham acıtır hem de insana hatasını anlatır doğruyu gösterirdi Dayak kalkınca çok şey kalktı!
Hocasından dayak yiyenler:şimdikilerde dayak şöyle dursun azarlanmayan,fiske vurulmayan yokluk nedir, açlık nedir bilmeden yetiştirilen dünya ve yaşam becerisi tecrübesi olmiyan devamlı pohpohlanan, günah nedir sevab nedir,namaz nedir niyaz nedir bilmiyen, ahlâk nedir edeb nedir farkında olmiyan vurdum duymaz hoyrat ve zubbe gençliği gördükçe hacam beni keşke biraz daha dövse biraz daha edeb haya ilim versede bu ahir zamanda ki yetişen sorumsuz gençlikten olmadığımız için onlara teşekkür ve hayır duamızı,artirsaydik dediklerine şahit olan birisi olarak onların serzenişine bende katılıyorum!

Çok beğendiğim ve etkilendiğim bir duâ o! ELMALILIDİ YAZIR’IN DUASI


🌹İlâhi! Ya Rabbel-Alemin!; Hamdini sözümüze Sertac ettik, Zikrini kalbimize Mi’rac ettik, Kitabın KUR'ÂN-I KERİM-i kendimize Minhac ettik🌹Biz yoktuk var ettin, Varlığından haberdar ettin, Aşkınla gönlümüzü bîkarâr ettin🌹İnayetine sığındık kapına geldik; Hidayetine sığındık lutfuna geldik; Kulluk edemedik affına geldik; Şaşırtma bizleri doğruyu söylet; Neş’eni duyur! hakikati öğret!, Sen duyurmazsan bize HAKİKATI! biz duyamayız; Sen söyletmezsen bize HAKİKATI! biz söyleyemeyiz. Sen sevdirmezsen bize HAKİKATI !, biz sevemeyiz🌹Sevdir bize hep sevdiklerini, Yerdir bize hep yerdiklerini, Yar et bize erdirdiklerini🌹Sevdin Habibini kâinata sevdirdin; Sevdin de hil’at-i Risaleti giydirdin; Makam-ı İbrahimden makam-ı Mahmuda edirdin🌹Server-i Asfiya kıldın, Hatem-i Enbiya kıldın, MUHAMMED MUSTAFA kıldın🌹Salât-ü Selam, Tehiyyat-ı Kiram, Her türlü ihtiram RASÜLÜLLAH EFENDİMİZE ve O'nun Ehli-beytine, Ashabına olsun Ya RABBİ...(Elmalı Tefsiri)🌹