21 Mayıs 2020 Perşembe

Huzur islamda; namaz,oruçla beden sağliğina, zekat,hac'la ruh sağligina kavuşuyorsun.

Secdede Hangi duayıedeyim
اللهم انى اعوذ برضاك من سختك وبمعافاتك من عقوبتك واعوذبك منك لا احصى ثناءا عليك انت كما اثنيت على نفسك
Fotoğraf açıklaması yok.

"Beni namaz kılarken gördüğünüz gibi (şekil olarak)namaz kılınız"
(Hadisi şerif)

NAMAZ KILARKEN SECDEDE AYAKLARIN İKİSİNİN BİRDEN YERDEN KALDIRILMASIYLA NAMAZ BOZULUR MU?
Rasûlüllah'ın,
"Alın, iki el, iki diz ve iki ayak uçları olmak üzere yedi kemik üzerine secde etmekle emrolundum" (Tecrid-i Sarih Tercümesi, II, 847) hadisi gereğince sözü edilen yedi uzvun yere değmesi gerekir.
Alınla birlikte burnun da değdirilip değdirilmeyeceği konusunda tam bir görüş birliği olmamasına rağmen; hadisi rivayet eden Abdullah b. Abbâs, Hz. Peygamber'in alnını gösterirken burnunu da işaret ettiğini bildiriyor. Bir başka hadisi de Ebu Said el-Hudri rivayet ediyor: "Rasûlüllah'ın halka kıldırdığı bir namazda, alnında ve burnunda çamur eseri görüldü" (Sünen-i Ebu Davud, II, 54).

Secde etmek farzdır. Bu nedenle secdenin yapılmaması namazın sıhhatine engeldir. Secdenin en mükemmel şekli iki eli, iki dizi, iki ayağı ve alın ile birlikte burun kemiğini aşagıda sayılacak sırayla yere koymaktır.Secdeye giderken sırası ile;

a) Sağ diz, sonra sol diz, sağ el, sonra sol el, burun ve alın yere konur.

b) Ayak parmakları kıble istikâmetinde bükülür.

c) Baş iki elin arasına konur,

d) Elin parmakları bitişik tutulur,

e) Avuç içleri yere yapıştırılır. Dirsekler yere yapıştırılmaz.

Secdeye giderken, hadis-i şerif gereğince önce dizleri sonra elleri yere koymak gerekir. Rasûlüllah'ın bu konuda, ellerin dizlerden önce konulmasını emreden hadisleri varsa da, bunların daha sonra neshedildiği hakkındaki rivayetler daha güçlüdür. Ancak, İmam Malik, sözkonusu hadisler uyarınca secdeye inerken önce ellerin sonra dizlerin konması görüşündedir. Hanefi ve Şafiîler ise şu hadise göre amel ederler: "Vail b. Hucur'dan; Rasûlüllah'ı secde ederken dizlerini ellerinden önce koyduğunu, secdeden kalkarken de ellerini dizlerinden önce kaldırdığını gördüm" (Sünen-i Ebû Davud, II, 5):

Bununla beraber ayakların sadece bir parmağının yere değmesiyle farz gerçekleşir. Eğer bir kimse iki ayağınıdan hiç birini yere koymazsa secde sahih olmaz. Kadın ve erkek için aynıdır. Ayaklardan biri alınla beraber “sübhanellah” diyecek kadar yere değse daha sonra kaldırsa bile secde tamam olacağı için namaz bozulmaz.

Şayet alın secdede iken, ayaklar hemen zeminden yukarı kalkmış halde boşlukta ise secde tamam olmamaktadır. Bu namazın sahih olduğunu söylemek de mümkün değildir.

En azından, bir defa fazla (sübhane rabbiyel ala) denecek kadar ayak parmaklarının uçları, alın secdede iken zeminde dikili durması gerekmektedir ki, yapılan secde tamam sayılsın.

Secde süresince ayakların her ikisinin de yerden kesilmesi namazı bozar. Ancak bir rükün yerine getirilinceye kadar ayakların ikisi veya biri yerde olursa namaz geçerlidir. Buna göre az da olsa ayaklardan ikisi ya da biri secde anında yere değmişse namaz olur. Fakat secde boyunca ayaklardan biri bile yere hiç değmediyse namaz olmaz.

Topuklar kıyâmda, birbirinden dört parmak eni kadar uzak, rükü'da, kavmede ve secdede bitişik tutmak sünnettir.

Ayağa kalkarken, ellerle yerden kuvvet alınmaz ve ayaklar yerinden oynatılmaz. Secdeden kalkarken önce alın, sonra burun, sonra da sol el ve sağ el, sonra sol diz ve sağ diz yerden kaldırılmalıdır.
Secde tesbihini bir defa söyledikten sonra ayaklar yukarı kaldırılmışsa bu secdenin yine sahih olacağı söylenmiştir.

Secdede dikkat edilecek diğer bir konu da alnın secde yerine temasını önleyen baş giysileri.
Başa konulan takke, terlik, sarık gibi örtüler bazen alnın üzerine kadar iniyor, alnın secdede yere temasını önlüyor. Böylece zeminle alın arasında bir perde oluşturuyor.

Bu durumda alın (hakiki) olarak değil de (hükmen) zemine temas etmiş sayılıyor, secde kerahetten kurtulamıyor...

Öyle ise baştaki örtü, secdede alnın zemine temasını önlememeli, alın hep açık olarak zemine temas etmelidir. Çünkü alnın zemine teması farz, burnun teması vaciptir.
Kadınların da, namazda alnı açık olması lâzımdır. Yerin sertliğini duyacak kadar, ya'nî başını bastırınca, alnı artık gömülmiyecek kadar bastırarak, halı, hasır, sedîr, kanepe üzerinde secde etmek sahîh olur.

Secde edilecek yer ayakların bastığı yerden diz boyundan yaklaşık otuz santimetreden fazla yüksek olmamalıdır. Bundan daha azı ise namaza bir zarar vermez. Ancak cemaatle kılınan bir" namazda yerin darlığı nedeniyle secdeyi yerde yapma imkanı olmadığı durumlarda arka saftaki cemaat ön saftakilerin sırtına secde edebilir. Bu ise, secde yapanla sırtına secde yapılan kişinin aynı vaktin namazını kıldığı durumlarda geçerlidir.

Yeri gelmişken secdedeki tesbih sayılarına da bir işarette bulunayım.
Secdede, yine en az üç defa "Sübhâne rabbiyel a’lâ" dedikten sonra “Allahü ekber” diyerek ayağa kalkılır.
İmam olan zat, rüku ve secde tesbihlerinde üçü geçmemeli, cemaatin zorlanmasına sebep olmamalıdır.

Ancak tek başına kılanlar bu tesbih dualarını üç, beş, yedi kere de söyleyebilirler.

Namazın farzlarından olan görünen maddi pisliklerden temizlenmek, secde yapılacak yer için de geçerlidir; dolayısıyla temiz bir yere secde yapılır. İnsanların yoğun olarak gelip geçtikleri sokaklar, gübrelik, çöplük gibi yerlerde namaz kılınmaz. En değerli secde, alnın kuru toprağa değdiği andaki secdedir; ancak hasır, kilim, halı, elbise, çimen gibi şeylerin üzerine de yapılabilir. Özürsüz dahi olsa yere serilen herhangi temiz bir şey üzerine secde edilebilir

Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) namaz kılanın en değerli vaktinin secde anı olduğunu bildirdiği hadisinde şöyle hatırlatmada bulunmaktadır:

- Kulun Rabb'ine en yakın olduğu an, secde anıdır. O değerli anda duayı çokça ve uyanık gönülle yapın...

OKSİJENLİ.SUYUN

OKSİJENLİ.SUYUN NELER YAPTIĞINI OKUYALIMM.m.ulaş
BİLGİ AMAÇLIDIR ARAŞTIRIN LÜTFEN ARAŞTIRMADAN KULLANMAYIN sakın Sağlığımızın müthiş şifreleri

Oksijenli su vücutta oksijen artışı yaparak akciğerlerden aldığımız oksijenin kat be kat fazlasını alıyoruz. oda karaciğere bi o kadar oksijenin gitmesi demektir. karaciğerden vücuda oksijenli kan dolaşımı vucudun daha sağlıklı olmasını sağlıyor. hastalıkların oksijenli ortamda barınamadığını ve vücudun kendi kendini onarma mekanizmasını devreye soktuğunu görüyoruz. süper bi sonuç veriyor oksijenin tüm vucudu dolaşması ile asidik ve karbondioksit ortamı yok oluyor. bunu 25 veya 30 günlük oksijenli su kullanımı ile tüm vücudu oksijenlendirmiş oluyoruz. bu sürede onarımda kendiliğinden sağlanmış oluyor. 20 gün veya 1 ay sonra tekrarladığımızda daha bariz faydasını görüyoruz. tabiki doktorunuza danışmadan kullanmayın saygılar hepinize şifa Allah tan kul vesile.

Âyet ve Hadîs-i Şerîf'ler her daim güncelliğini koruyor☝🏼

Görüntünün olası içeriği: yazı

Udi hindi, Hindistan'da yetişen bir ağaçtır. Pek çok ülkede yetişse de Hadisi Şerifte Hindistan işaret edilmiştir. Bazı şifâlarını şöyle sayabiliriz: Bağışıklığı kuvvetlendirir,

Kust-i Bahri - Udi Hindi
Udi hindi, Hindistan'da yetişen bir ağaçtır. Pek çok ülkede yetişse de Hadisi Şerifte Hindistan işaret edilmiştir.
Bazı şifâlarını şöyle sayabiliriz:
Bağışıklığı kuvvetlendirir,
Vücuttaki toksinleri atar.
Cilt hastalıklarında kullanılabilir, örneğin ciltte/yüzde çıkan Çiller için vb.
Saçlara da faydası olan Udi Hindi, doğal saç bakım ürünüdür aslında.
Akciğer hastalıklarına da öneriyoruz. Özellikle şu virüs ortamında korunma amacıyla veya virüs tespit edildiğinde şifa için kullanan takipçilerimizden olumlu dönüşler alıyoruz Elhamdülillah.T.
Soğuk algınlığına ve mevsim geçişlerinde yaşanabilecek muhtemel rahatsızlıklara da Udi hindi tavsiye ederiz.
İdrar yollarında enfeksiyon, iltihap, idrar kacirma vb sıkıntılarından kurtulmak için de şifâlıdır.
Bilinenler yanında bilinmeyen de nice şifası vardır diye düşünüyoruz.A.
Kendi elimizle, katkı malzemesi olmadan ürettiğimiz Udi hindi yağı ve macunu için bize ulaşabilirsiniz. Ayrıca taze olarak Hindistandan gelen Udi Hindi tozumuz da mevcuttur.

Elbette ki Şifâ Allahtandır.

Sayfamda bilgileri veriyorum sizde araştırın size uygunsa alın uygun değilse kullanmayın m.ulaş

LENF VE LENFOMANIN BELİRTİLERİ OKUYUN Bağışıklık sisteminin enfeksiyonla savaşan hücrelerinde başlayan kanserdir. Bu hücreler lenf düğümlerinde, dalakta, timüste, kemik iliğinde ve vücudun diğer bölümlerinde bulunur. Lenfoma olduğunda, lenfositler değişir ve kontrolden çıkar.

LENF VE LENFOMANIN BELİRTİLERİ OKUYUN

Bağışıklık sisteminin enfeksiyonla savaşan hücrelerinde başlayan kanserdir. Bu hücreler lenf düğümlerinde, dalakta, timüste, kemik iliğinde ve vücudun diğer bölümlerinde bulunur. Lenfoma olduğunda, lenfositler değişir ve kontrolden çıkar.

Lenfoma belirtileri, grip veya diğer viral enfeksiyonlar gibi diğer daha az ciddi hastalıklarda görülür. Bu belirtiler genellikle gözden kaçar, ancak daha az ciddi hastalıklar durumunda çok uzun sürmezler. Lenfoma ile, bu belirtiler zamanla devam eder ve bir enfeksiyon veya başka bir hastalık tarafından açıklanamaz.

Üst vücut lenf düğümlerinde ağrısız şişlik, yani boyun, köprücük kemiği bölgesi, koltuk altları veya kasık. (Bir şişmiş lenf nodu normalde enfekte olmuş lenf nodu kadar ağrılı değildir, bu yaygın ve ağrılı olabilir.) Bu kontrol listesi lenfomanın en sık görülen lenf kanseri belirtileri aşağıda yer alıyor:

Soğutucular / sıcaklık değişimleri

Ateş (özellikle geceleri)

Açıklanamayan kilo kaybı

İştah kaybı

Sıra dışı yorgunluk / enerji eksikliği

Kalıcı öksürük

Nefes darlığı

Belirgin bir neden veya döküntü olmadan vücudun her yerinde sürekli kaşıntı

Genel yorgunluk

Büyütülmüş bademcikler

Baş ağrısı

İleri Lenfoma Belirtileri

Daha ileri lenfoma aşağıdaki belirtileri ortaya çıkabilir:

Bazı durumlarda, insanlar alkol aldıktan sonra lenf düğümlerinde ağrı hissederler.

Lenfoma, karın, bağırsak veya mide içinde lenfatik doku içeriyorsa, sıvı, bağırsakların yakınında şişmeye neden olarak birikebilir, bu da karın bölgesinde basınç, ağrı, ishal ve / veya hazımsızlık hissine yol açabilir.

Büyümüş lenf nodülü bazen bir damara (bir kol ya da bacağın şişmesine neden olan) ya da bir sinire (bir kol ya da bacakta ağrı, uyuşma ya da karıncalanmaya neden olan) karşı basılarak diğer semptomlara neden olur.

Bazı insanlar açıklanamayan bel ağrısı geçirir. Bunun sinirlere baskı yapan lenf düğümlerinin genişlemesinden kaynaklanabileceği düşünülmektedir.

Lenfoma ilerledikçe ve kanserli lenfositler lenfatik sistemin ötesine yayıldıkça, vücut enfeksiyonla savaşma yeteneğini kaybeder. Gelişen jeneralize semptomlar influenza, tüberküloz, enfeksiyöz mononükleoz veya diğer kanserler gibi diğer enfeksiyonlarla ilgili belirtilerle karıştırılabilir.alıntı

saygıdeger hocam dün gözüme kantaron yağı damlattım çok yaktı bir saate takın yanma oldu batma oldu normalmi.birde hocam bogazımda yutkundugum zaman bir şey var gibi sanki birleyen kapatıyor bogazımı ne olabilir.

kantaron yağı ağzınız da tutun az az yutun saygılar