29 Mayıs 2020 Cuma

ilim, amel için lazımdır. Amelsiz ilim, menfaat vermeyen ilim musibetin en şiddetlisi ve en büyüğüdür. Yarın huzurullah’ta sahibi aleyhine delil olacaktır. Onun için Cenab-ı Fahr-i Âlem menfaat vermeyen ilimden Allah’a sığınmıştır. İlim verilip de amele muvaffak kılınmayan kimse ehl-i mekr ve istidractır. Bu babda daima Allah’a iltica eylemek, amele sarılmak, ehl-i mekr ve istidrac olmaktan daima korkmak lazımdır.”....ks.


Görüntünün olası içeriği: yazı

İSTANBUL'UN MANEVİ FATİHİ...Ubeydullah-ı Ahrâr'ın torunu Hâce Muhammed Kâsım'dan şöyle nakledilmiştir: "Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri, bir gün öğleden sonra, âniden atının hazırlanmasını istedi. Atı hazırlanınca, binip Semerkant'tan süratle çıktı. Talebelerinden bir kısmı da ona tâbi olup, tâkib ettiler. Biraz yol aldıktan sonra Semerkant'ın dışında bir yerde talebelerine; "Siz burada durunuz!" buyurdu. Sonra atını Abbâs Sahrâsı denilen sahrâya doğru sürdü. Talebeleri arasında Mevlânâ Şeyh adıyla tanınmış bir talebesi, bir müddet daha peşinden gidip tâkib etmişti. Bu talebesi şöyle anlattı: "Hâce Ubeydullah-ıAhrâr hazretleri ile sahrâya vardığımızda, atını sağa sola sürmeye başladı. Sonra birdenbire gözden kayboldu." Ubeydullah-ı Ahrâr daha sonra evine döndüğünde, talebeleri nereye ve niçin gittiğini sorduklarında; "Türk Sultânı Sultan Muhammed Hân (Fâtih), kâfirlerle harbediyordu. Benden yardım istedi. Ona yardım etmeye gittim. Allahü teâlânın izniyle gâlib geldi. Zafer kazanıldı" buyurdu. Bu hâdiseyi nakleden ve Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin torunu olan Hâce Muhammed Kâsım, babası Hâce Abdülhâdî'nin şöyle anlattığını nakletmiştir: "Bilâd-ı Rûm'a (Anadolu'ya) gittiğimde, Sultan Muhammed Fâtih Hânın oğlu Sultan Bâyezîd Hân, bana, babam Ubeydullah-ıAhrâr'ın şeklini ve şemâilini târif etti ve; "O zâtın beyaz bir atı var mıydı?" diye sordu. Ben de târif ettiği bu zâtın, babam Ubeydullah-ı Ahrâr olduğunu ve beyâz bir atının olup, bâzan ona bindiğini söyledim. Bunun üzerine Sultan Bâyezîd Hân, bana şöyle anlattı: Babam Sultan Muhammed Fâtih Hân bana şunları dedi: "İstanbul'u fethetmek üzere savaştığım sırada, harbin en şiddetli bir ânında, Şeyh Ubeydullah-ı Ahrâr Semerkandî'nin imdâdıma yetişmesini istedim. Şekil ve şemâilini târif ederek şu vasıfta ve şu şekilde ve beyaz bir at üzerinde bir zât yanıma geldi; "Korkma!" buyurdu. Ben de; "Nasıl endişelenmeyeyim, küffâr çok." dedim. Ben böyle söyleyince, elbisesinin yeninden bakmamı söyledi. Baktım, büyük bir ordu gördüm. "İşte bu ordu ile sana yardıma geldim. Şimdi sen falan tepenin üzerine çık, üç defâ kös vur ve orduna hücûm emri ver." buyurdu. Emirlerini aynen yerine getirdim. O da bana gösterdiği ordusuyla hücûma geçti. Böylece düşman hezîmete uğradı. İstanbul'un fetih işi gerçekleşti."

Görüntünün olası içeriği: açık hava

AYASOFYA BİZE, PEYGAMBERİMİZİN HEDİYYESİDİR.EMANETİDİR.

AYASOFYA BİZE, PEYGAMBERİMİZİN HEDİYYESİDİR.EMANETİDİR.

Devir, Peygamberimizin Medine devridir. Peygamber Efendimiz, birkaç sahabesi ile,bir sahrada oturmaktadır. Yanlarına iki kişi gelir, ve Derler ki,ya Muhammed, (sallallahu aleyhi ve sellem) biz konstantiniyyeden geliyoruz. Bizim, 300 yıldır, kubbesini tutturamadığımız bir mabedimiz, kilisemiz var. Her İmparator gelir, Mabed'in kubbesini yapar fakat, 50-60 sene sonra, kubbe yıkılır.Şu andaki İmparatorumuz ise, bütün dünyaya Elçiler gönderdi.En iyi mühendisleri, bulun getirin dedi. Fakat, bizi de sana gönderdi,dedi ki,gidin,Medinede, peygamber olduğunu söyleyen, birisi zuhur etmiş,Ona selamımı söyleyin,Gerçi, kendisi mimar-mühendis değil ama, peygamber olduğunu söylediğine göre, belki bizim bu derdimize bir çare bulur diye, senin yanına gönderdi,derler.Peygamber Efendimiz buyurdu ki,Yanınızda mendiliniz var mı? var dediler. Yerden bir avuç kum alarak, mendillerinin üzerine koydu, o kumun Üzerine de, mübarek tükürüklerini Akıtıverdi, ve onlara buyurdu ki,alın, bu kumu muhafaza edin, götürün,yapmak istediğiniz kubbenin harcına katın,o kubbe tutacak, ve kıyamete kadar, bir daha yıkılmayacaktır. Elçiler kumu alarak, sevine sevine Kosyantiniyyenin yolunu tutarlar fakat,sahabelerin içi buruktur. Derler ki,Ya Resulallah, bir kilisenin kubbesi için,sen mübarek tükürüğünü gönderdin,onun kıyamete kadar da, yıkılmayacağını söyledin. Biz anlayamadık derler. Peygamber Efendimiz buyurur ki, ey eshabım, o mabet, ileride benim ümmetimin olacak. Orada ümmetim ibadet yapacaklar,namaz kılacaklar,Allahı zikredecekler. Ben o tükürüğümü, ümmetime hediye olsun diye gönderdim. o mabet, ümmetime hediye olsun diye gönderdim. Hıristiyanlara hizmet için göndermedim,buyurmuş. Sahabeler ise, rahat bir nefes almışlar.Öte yandan, giden Elçiler, kostantiniyyeye gelmişler, o harca, Peygamberimizin gönderdiği kumu katmışlar,ve kubbeyi yapmışlar. İşte o yapılan kubbe,bugünkü ayakta duran kubbedir. Ayasofya, Müslümanlara bunun için kıymetlidir. Peygamberimizin hatırası olduğu için kıymetlidir.Peygamberimizin emaneti olduğu için kıymetlidir. Hazreti Fatih'de, İstanbul'un surlarından girince,direkt Ayasofya'ya gitmiştir. Ayasofya'yı,3 gün içerisinde Cami haline getirmiş, ibadete açmış, Üstelik, Bir Gün gelirde,stanbul'u ehli küfür işgal ederse,bu mabette, devletin olduğu için, gelir el koyarlar,ve camilikten çıkarırlar diye, Ayasofya'nın, O günkü maddi değerini,kendi öz bütçesinden, devlete ödeyerek,Ayasofyayı Satın almış,Önce kendi,mülkü yapmış,sonra,müslümanların istifadesi için vakfetmiştir.Çünki vakıf mallarına dünyada hiç kimse el koyamaz.Halen Ayasofya'nın tapusu,Hazreti Fatih Sultan Mehmet Han üzerinedir.10 sene önce,Ayasofyanın ibadete açık olan kısmında,bu tapu asılı idi,şimdi kaldrmışlar.Mekanın cennet olsun,Peygamberimizin medhine mazhar olmuş, Ey Koca Sultan.Kardeşlerim, Ayasofya'yı bir daha Ziyaret ederken,bu duygularla ziyaret edin, kubbesinin harcında,Peygamberimizin emanetinin olduğunu düşünerek ziyaret edin.O mabedin, Peygamberimizden,bize hatıra olduğunu düşünerek ziyaret edin. Ayasofya müslümanlara,bunun için önemlidir.İnşaAllah,gün gelir, içindede ibadet ederiz.İstanbulun fetih yıldönümü ve cumanız mübarek olsun.

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü ve açık hava

*ZÜLFİKAR* Cebrail a.s Rasullullah s.a.v efendimiz bir ağacın gölgesinde istirahat ederken geldi Ya rasullallah s.a.v Cenabı Hak ümmetinden şu altı şeyi yapana Zülfikarı gönderdi.


1 Her gün 2000 sarı lira tasadduk eden
2 Her gün bir Kuran-ı Kerim Hatmi yapan
3 4000 hasene işleyen
4 Her gece sabaha kadar ibadet eden
5 Senenin tamamını oruclu geçiren
6 Her gün bir köle azad eden

Hz. Ebu Bekri sıddık hazretleri geldi
Ya rasullallah düşünceli gördüm sizi deyince Ya Ebu Bekir Cenabı Hak Zülfikarı gönderdi ümmetinden şu altı şeyi yapana vermemi emretti bunları kim yapabilir diye düşünüyorum buyururlar. Hz Ebu Bekri Sıddık efendimiz ben bunlara takat yetiremem dedi.
Hz Ömer r.a. geldi. Ben de takat yetiremem dedi.
Hz. Osman r.a geldi. Ben de takat yetiremem dedi.
Hz. Ali Kerramallahu veche r.a geldi. Ben yaparım ya rasullallah s.a.v dedi. Peygamber efendimiz nasıl yaparsın ya Ali k.v buyurdular.

1 Kim bir ilim talebesinin nafakasını temin ederse 2000 sarı lira sevabı alır dememiş miydiniz?
Veffefakallah ya Ali
2 Kim üç ihlası şerif okursa Kuranı Kerim Hatmi sevabı alır dememiş miydiniz?
Veffefakallah ya Ali
3 Kim kuşluk vakti iki rekat namaz kılarsa
Veffefakallah ya Ali
4 Her kim yatmadan evvel Amenerrasulu yu olursa Sabaha kadar ibadet sevabı alır
Veffefakallah ya Ali
5 Eyyabı biyz da (hicri ayın 13-14-15 i) oruç tutarsa senenin tamamını oruç tutmuş sevabı alır buyurmamış mıydınız?
Veffefakallah ya Ali
6 Müslüman müslüman kardeşi ile karşılaştığı zaman güler yüz tatlı söz ile karşılar ise bir köle azad etmiş sevabı alır dememiş miydiniz?
Veffefakallah ya Ali buyurdular ve Zulfikarı Hz. Ali Kerremallahü vecheye verdiler.

Görüntünün olası içeriği: yazı

Ulubatlı Hasan surlara tırmanmadan 1-2 gece önce Otağ-ı Hümayün (Padişah Çadırı) nda Padişah çok güzel bir dua etmiştir Dışarıdan bir amin sesi gelmiştir. Bunun üzerine II. Mehmed amin diyen kişinin bulunmasını istemiştir. Bu da Uluabatlı Hasan'dır. Neden Otağ-ı Hümayün e bu kadar yakında olduğu sorulunca oda ilk saldıranlar arasında olmak istediğini ama kumandanının izin vermediğini söylemiş. Padişahın izni ile en ön safa geçmiştir ve en ön saflarda yer alıp kahramanca savaşmıştır. Çok genç yaşta şehitlik rütbesini kazanan Ulubatlı Hasan'ın vücuduna 27 ok saplanmıştı. Arkadaşları bu okları çıkardılar ve bu mübarek şehidi Fatih'in huzuruna götürdüler. Fatih Sultan Mehmet Han, dua ettikten sonra şöyle demiştir: "Ulubatlı Hasan'ım! Ne kadar şanlısın. Eğer sultan olmasaydım, Ulubatlı Hasan olmak isterdim!"

Fotoğraf açıklaması yok.Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: yazıFotoğraf açıklaması yok.

Herkez bir anlığına ölümü hissedecek... Öldükten yaklaşık 30 dakika içerisinde vücutta refleks diye bir şey kalmıyor. Gevşeyen kaslar dolayısıyla ağız ve göz kapakları açık kalıyor. Boşaltım sistemi tamamen gevşiyor, idrar akıntısı oluşuyor.

KIBRIT-İ AHMER:
Herkez bir anlığına ölümü hissedecek...

Öldükten yaklaşık 30 dakika içerisinde vücutta refleks diye bir şey kalmıyor.
Gevşeyen kaslar dolayısıyla ağız ve göz kapakları açık kalıyor. Boşaltım sistemi tamamen gevşiyor, idrar akıntısı oluşuyor.
Ölümün gerçekleşmesinden 24 saat sonra vücut çürümeye başlıyor. Solunumun durması bakteriler için işaret oluyor ve çalışmaya başlıyorlar.
İlk çürüyen organlar ise göz, beyin, mide ve bağırsaklar.
Ceset şişman ise daha çabuk çürürken, tuzlu suda boğulanlar daha geç çürüyor.
En geç çürüyen kısımlar ise kalp, mesane, böbrek .
İlk çürüyen yer olan mide ve bağırsaklarda bakteriler yoğun çalıştıkları için hızla gaz ortaya çıkıyor. Bu gaz, karın bölgesinin şişmesine sebep oluyor. Derinin üstü yanık gibi su toplarken, vücutta biriken sülfür yüzünden renk siyaha dönmeye başlıyor.
Günden güne şişen karın patlıyor ve göğüs çöküyor. Bu olay mezar üstünden duyulabilecek kadar sesli olabiliyor.
Ortalama 4 yıl sonra insan tamamen kemik haline dönüşüyor.
Güzelliğin, yakışıklılığın, zenginliğin, kibrin, malın mülkün, makamın mevkin nerede?Yeryüzünde kasıntı bir şekilde gezen, küçük dağları ben yarattım egosuna sahip olan, insanları küçücük beyniyle aşağılamaya çalışan, hayatı statü ve dünyada kazanacağı geçici başarılara odaklayan her o kibirlinin sonu budur.
Paranın satın aldığı insanların sonu budur. Mevkiye gelmek için karakterini satan, çevresini ezen, zulme uğrayan insanların üzerine basarak bir şeyler elde etmeye çalışanların sonu budur.
Güzelliğiyle, hayatı boyunca makyaj/süse adanan, cildi kurumasın diye her gün özenle kremlenip yumuşatılan bedenin sonu budur.
Hayatını fitness salonlarında ayna karşısında kaslarına bakarak geçiren, tek hedefi vücut büyütüp bununla Instagrama fotoğraf atan kişilerin de sonu budur.
Çalışın, başarılı olun, insanlığa fayda verin ama hayatı büyütmeyin. Kendinizi büyütmeyin. Zira elimizde yaptığımız erdemlerden ve amellerden başka bir şey kalmaycak.
Herkese, insanlığa faydalı olmuş ve geride iyi hatırlanacak anılar bırakmış bir ömür dilerim.


İbrahim Ethem Hazretleri azat etmek için bir köle almıştı.
Köleye sordu:
– Adın nedir?
– Ne diye çağırırsanız odur, efendim…
– Ne yemek istersin?
– Ne verirsen onu yerim, efendim…
– Ne iş yaparsın?
– Ne emrederseniz onu yaparım, efendim…
– Ne arzu edersin?
– Kölenin arzusu olur mu? Efendinin dileği, kölenin arzusudur...
Bu cevaplar karşısında İbrahim Edhem Hazretleri hüngür hüngür ağlar ve kendisine şöyle der:
– Be hey miskin, kulluğu bu köleden öğren. Sen hiç ömründe Allahü Teâlâ’ya karşı böyle kul olabildin mi? Bu mubarek cuma hürmetine Mevlaya hakiki kul eylesin İnşaAllah

ANNE BABANIN Vefatlarından sonraki 40 hak: 1- Definlerinde erken davranmak. 2- Sünnet üzere yıkamak. Bu işi bilen iyi kimselere yıkatmalıdır. 3- Sünnet üzere kefenlemek. 4- Caiz olmayan kefen yapmamak. 5- Sünnet olan sayıya dikkat etmek. Erkeklere 3 parçadan fazla yapmamak. 6- Kefende israf etmemek. 7- Helal parasından kefen almak. 8- Cenaze namazını biliyorsa kendisi kıldırmak. Bi

Fotoğraf açıklaması yok.
Ilim Irfan Sofrası

ANNE BABANIN Vefatlarından sonraki 40 hak:
1- Definlerinde erken davranmak.

2- Sünnet üzere yıkamak. Bu işi bilen iyi kimselere yıkatmalıdır.

3- Sünnet üzere kefenlemek.

4- Caiz olmayan kefen yapmamak.

5- Sünnet olan sayıya dikkat etmek. Erkeklere 3 parçadan fazla yapmamak.

6- Kefende israf etmemek.

7- Helal parasından kefen almak.

8- Cenaze namazını biliyorsa kendisi kıldırmak. Bid'at ehli kimselere kıldırmamak.

9- Onlara hep dua etmek. Bir hadis-i şerif meali: (Ana-babasına dua etmeyenin rızkı kesilir.) [Şir’a]

10- Toprağa kendisi koymak.

11- Mezarı kazan ve çalışanları memnun etmek.

12- İyi ve salih kimselerin arasına defnetmek.

13- Kötülerin arasına gömmemek. Çünkü kötü komşudan onlara sıkıntı gelir.

14- Kabrin üzerini balık sırtı gibi yapmak.

15- Kerpiç kullanmak.

16- Pişmiş tuğla kullanmamak. Çivi, tuğla gibi fırınlanmış şeyleri kabrin içinde kullanmak mekruhtur. Kabrin üstünü, dışardan tuğla ve mermerle örtmek caizdir.

17- Toprağı başında sadaka vermek.

18- Kabir başında dua etmek. [Sadakayı ve duayı geciktirmemek. 40. ve 52. gece gibi bid'at olan işlerden uzak durmak.]

19- Borçlarını ödemek.

20- Telkini kendi vermek.

21- İskatını hemen yapmak. Ölünün namaz ve oruç borcu için, başkası onun yerine namaz kılamaz ve oruç tutamaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Başkası yerine oruç tutulmaz ve namaz kılınmaz. Fakat onun orucu ve namazı için fakir doyurulur.) [Nesai]

22- Mezar taşına caiz olmayan ifadeler yazdırmamak. Mesela Fatiha veya Besmele veya âyet yazmak caiz değildir. Latin harfleriyle de caiz olanı yazmamalıdır. Başkaları uzun yıllardan beri yazıyorsa da, caiz değildir.

23- Vasiyetlerini yerine getirmek. Dine uygun değilse yerine getirilmez.

24- Namazlardan sonra dua edip, sevaplarını onların ruhlarına göndermek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babasına asi olan, vefatlarından sonra, onlar için dua etse, Allahü teâlâ, onu, ana-babasına itaat edenlerden yazar.) [İbni Ebiddünya]

25- Sevabı onlara olmak üzere oruç tutmak.

26- Sevabı onlara olmak üzere hac etmek. Âlimlerin çoğuna göre ana-baba için hac caizdir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ölmüş ana-babası adına hac edene, hem kendi, hem de ana-babası için hac yapmış sevabı verilir. Ana-babasının ruhuna müjde verilir.) [Dare Kutni]

27- Sevabı onlara olmak üzere sadaka vermek. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Sadaka verirken, sevabını müslüman ana-babanızın ruhuna niye hediye etmezsiniz? Hediye ederseniz, verdiğiniz sadakanın sevabı, onların ruhuna gideceği gibi, sevabından hiçbir şey eksilmeden size de yazılır.) [Taberani]

28- Kabirlerini ziyaret edip Kur'an-ı kerim okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babasının veya birinin kabrini ihlasla ve mağfiret umarak ziyaret eden, kabul olmuş bir hac sevabı alır ve bunu âdet edinenin kabrini de melekler ziyaret eder.) [Hakim]

29- Kabirlerini Cuma günleri ziyaret etmek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret edenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.) [Tirmizi]

30- Ziyarette dua ve Kur'an-ı kerim okumakla meşgul olmak, uygunsuz söz söylememek.

31- Sağlıklarında incinmiş iseler, çocuk salih olunca razı olurlar. Onların öğrettikleri iyi şeylerle amel ettiği müddetçe, sevabı onlara da ulaşır.

32- Onlardan kötü bir yol edinmiş ise, her yaptığından onlara da günah ve azap gider. Bunun için, onlardan veya onların vasıtası ile öğrendiği kötü şeyleri terk etmeli, kendi kötü amelleri ile, onlara kabirde azap ettirmemelidir.

33- Ana-babaya sövmemek. Hadis-i şerifte, (Ana-babaya sövmek büyük günahtır) buyuruldu. (Buhari) Yani birinin ana-babasına söversen, o da senin ana-babana sövebilir.

34- Yakınlarına iyi davranmak. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ölmüş ana-baba için dua ve istigfar etmek, borçlarını ödemek, dostlarına ikram etmek, onların yakınlarını ziyaret etmek, iyi davranmak suretiyle onlara ikramda bulunun.) [Hakim]

35- Dostlarını ziyaret etmek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Babası öldükten sonra, onun dostlarını ziyaret eden, en iyi iyiliği yapmış olur.) [Müslim]

36- Dostları ile görüşmek. Hadis-i şerifte (İyiliklerin en mükemmeli, baba dostunu görüp gözetmektir) buyuruldu. (Müslim)

37- Fıtır bayramında, sevabı onlara olmak üzere sadaka-i fıtır vermek.

38- Kurban bayramında sevabı onlara olmak üzere kurban kesmek.

39- Ana-babanın sevdiği yemeği yapıp, fakirlere verip ruhlarını şâd etmek.

40- Kötülüklerini söylememek. Hadis-i şerifte (Ölülerinizi hayırla anın, iyiliklerini söyleyin, kötülüklerini açıklamayın) buyuruldu. (Tirmizi)