8 Kasım 2020 Pazar

Günahkârın tevbesi Birçok çeşitli günahlar işleyen biri, tevbe edip dua etse, günahları affolur mu? CEVAP Evet, affolur. Tevbe eden, bir daha günah işlemezse, artık o hiç günah işlememiş gibi olur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:


(Allahü teâlâ, “Kulum, elini kaldırıp dua ederse, ben onun elini boş çevirmekten haya ederim” buyurdu. Melekler, “Ya Rabbi, dua eden kimse, layık biri değilse, yine mi elini boş çevirmezsin” dediler. Allahü teâlâ, “Ben mağfiret ehliyim. Siz şahit olun ki onu da affederim” buyurur.) [Hâkim]
(Kul tevbe edince Allah onun günâhlarını muhafaza meleklerine unutturduğu gibi, onun uzuvlarına ve bilen kim varsa hepsine unutturur. Allah’a mülâki olduğunda [hesap günü], günahı sebebiyle aleyhine şahitlik yapacak kimse kalmaz.) [İbni Asakir]

Maşite hatunun imanı

 

6 Kasım, 20:45 
Sadece ben ile paylaşılıyor
Sadece ben
Görüntünün olası içeriği: şunu diyen bir yazı 'HZ.MAŞİTE KİMDİR? HZ.MUSA'YA İMAN EDİP FİRAVUN'UN ZULMÜNE MARUZ KALAN, ÇOCUKLARIYLA ATEŞE ATILARAK ŞEHİT EDİLEN KADIN...'
......😭 Maşite hatunun imanı 😭😭😭..........Firavunun hazine işleriyle görevli bir veziri, bunun da Maşite adında bir hanımı vardı. Firavunun kızının dadılığını yapıyordu. Kendisi Musa aleyhisselamın dinine inandığı halde imanını gizliyor, ibadetlerini de gizli yapıyordu. Maşite hatun bir gün hamamda Firavunun kızının saçını tararken, tarak yere düştü. Tarağı yerden gayri ihtiyari besmele çekerek aldı. Firavunun kızı bu söze kızarak dedi ki: -Ey dadı! Bu nasıl sözdür. Benim babamdan başka tanrı mı vardır? Babamın adını değil de, bir başkasının adını nasıl söylersin? .-Evet yavrum Allah vardır. Hem yeri, göğü ve içindekileri yoktan var eden, seni beni, babanı ve bütün varlıkları yaratan bir Allah vardır. Firavunun kızı bu sözlere daha da kızarak dedi ki: -Seni babama şikayet edeceğim. Hak ettiğin cezaya çarptırılacaksın. Durumu babasına söyledi. Firavun Maşite hatuna dedi ki: - Sen benden başka bir tanrıya inanıyormuşsun. Söyle, benden başka yer yüzünde tanrı var mıdır? .- Ey Firavun sen de biliyorsun ki sen ilâh değil, âciz bir kulsun. Seni de yaratan Allah'tır. Sen fânisin, yok olacaksın. Fakat Allah ebedidir. Fâni değildir. Musa aleyhisselam da Onun Peygamberidir. Bu sözlere çok kızan Firavun onu hemen öldürmektense, her gün bir uzvunu keserek başkalarına da bir ders olmasını istedi. Önce tırnaklarını çektirdi. Saçından tavana asıldı. Kamçılarla vücudundan kan çıkıncaya kadar kırbaçlandı. Bunlara rağmen dininden dönmeyince, Firavunun kini günden güne fazlalaşıyordu. Maşite hatunu bir ağaca bağlattı. Biri 5 yaşında, diğeri de 5 aylık olan iki kız çocuğundan büyüğünü karşısına getirerek şöyle söyledi: -Ey Maşite, beni tanrı olarak kabul edersen seni serbest bırakacağım. Maşite, yavrusunun acıklı hâline, bir de Firavunun hâline baktı. Sonra dedi ki: - Ben ancak bir olan Allah'a inanıyorum. Firavun eline geçirdiği bıçakla 5 yaşındaki yavrunun gırtlağını annesinin gözü önünde kesti. Kanını da Maşite'nin ağzına yüzüne sürdürdü. Sonra tekrar hiddetlenerek şöyle sordu: - Söyle, benden başka tanrı var mıdır?. - Allah birdir, Allah'tan başka ilâh yoktur. Bu sefer Firavun 5 aylık kundaktaki yavruyu getirmelerini istedi. Getirilen yavruyu annesine yaklaştırdıklarında saatlerdir süt emmeyen yavru, meme aramaya başladı. Maşite hatun önceki yavrusunun uğratıldığı akıbetini düşündü. İkinci yavrusunun da hunharca kesilmesine bir anne olarak dayanamayacaktı, kararını verdi. Firavuna Rabbim sensin diyecek, fakat kalben inanmayacaktı. Tam ''Rabbim sensin'' diyeceği sırada küçük yavru dile gelerek dedi ki: - Hayır anne, hayır! sabreyle! Rabbim sensin deme! İmanından asla dönme. Firavuna inanma! Benim için, ablam için, senin için, Allah'ın Cennette hazırlamış olduğu makamı görüyorum. O makamı, etrafında sana hizmet etmek için pervane gibi dönen hurileri de görüyorum. Firavun ve orada hazır olanlar bu sözü duydular. Tevbe edeceklerine daha da hiddetlenen Firavun, 5 aylık yavruyu da hemen boğazlattı. Fakat Maşite hatun ağlamıyor, gülüyordu. Kızının gördüklerini artık o da görüyordu. Ölümünün bir an evvel gelmesini arzuluyordu. Firavun, kocasıyla beraber Maşite hatunu ve yavrusunu kaynar kazanın içine attı. Fakat kini hâlâ yatışmamıştı.

egzamaya zerdecallı süt

KELİME-İ ŞEHÂDET .....“Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh” ibâresinin tamâmı. Şehâdet kelimesi.İslâmın beş şartından birincisi ve esâsıdır. Diğer şartlar namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmektir. Müslüman olmanın ilk şartı îmân etmektir (Bkz. Îmân). Îmân etmek için, kelime-i şehâdeti söylemek, bunun mânâsını bilmek ve inanmak lâzımdır. Müslüman olmak isteyen bir kimse, önce kelime-i şehâdeti ve mânâsını söyler. Sonra guslü, namazı ve lâzım oldukça farzları, haramları öğrenir. Bir kişinin îmâna gelmesi için kelime-i şehâdeti tamam söylemesi ve îmânın altı şartını(yâni âmentü...yü) işitince inanması lâzımdır (Bkz. Amentü). Resûlullah sallallahü âleyhi ve sellem buyurdu ki: İhlâs ile (yalnız Allahü teâlânın rızâsını düşünerek) Kelime-i şehâdeti getiren Cennet’e girer. Kelime-i şehâdet getirmenin dört şartı vardır: Dil ile söylerken, kalp hazır olmak. Mânâsını bilmek. Hulûs-i kalb ile ihlâsla, yâni Allahü teâlânın rızâsını düşünüp, O’na inanarak söylemek. Tâzim ile (hürmetle) söylemek. Şehâdet kelimesinin mânâsı: “Görmüş gibi bilir, inanır ve şehâdet ederim ki, Allahü teâlâdan başka hiçbir ilah yoktur. Yine görmüş gibi bilir ve inanırım ki, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) Allahü teâlânın hem kulu, hem peygamberidir.” Bu mânâya göre Allahü teâlâdan başka sonsuz varlığı lâzım olan, ibâdet ve itâat olunmaya hakkı olan hiçbir ilah ve hiçbir kimse yoktur. İlâhî vahy ile göndermiş olduğu Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) de Allahü teâlânın hem kulu ve hem de peygamberidir. O’nun gönderilmesi ile O’ndan önceki Peygamberlerin dinleri tamam olmuş, hükümleri kalkmıştır. Ebedî saâdete kavuşmak için ancak O’na uymak lâzımdır. O’nun her sözü, Allahü teâlâ tarafından kendisine bildirilmiştir. Hepsi doğrudur. Yanlışlık ihtimâli yoktur.” İnanarak Kelime-i şehâdeti söylemenin yüz otuz kadar faydası olduğu bildirilmiştir. Bunlardan beş tânesi şöyledir: 1. Azrâil aleyhisselâm ona güzel sûrette gelir. 2. Yağdan kıl çeker gibi rûhunu alır. 3. Cennet kokuları gelir. 4. Müjdeci melekler gelir. 5. Merhabâ yâ mümin! Sen cennetliksin, denir.

 

Rasûlullah (sa.v) şöyle buyuruyor; “Kardeşinin uğradığı felâketi sevinçle karşılama! Allah onu rahmetiyle o felâketten kurtarır da seni derde uğratır. “ {Tirmizî, Kıyâmet 54} Gençliğin kıymetini ihtiyarlar, huzurun kıymetini huzursuzlar, sıhhatin kıymetini hastalar, hayatın kıymetini ölüler bilir.

 

"Allahu Teâlâ'nın bir kulundan yüz çevirdiğinin alâmeti üç'tür:





Dünyada 2 ülkede HARF DEVRİMİ

yapılmıştır…

İsrail'de geçmişi HATIRLATMAK,
Türkiye'de
UNUTTURMAK
için