9 Ekim 2026 Cuma

Altın madeni ile simya ilmi

 Altın madeni ile simya ilmi


Bu taş Rum diyarında olur. Aynı zamanda mağrib (Batı) belde
lerindede vardır. Bunun Sudan da iki çeşit halis madeni bulunur.
İki dinarlık Altını eritmek için tanesine bir miktar eritilmiş Tutiya
karıştırılır.100 dinar kadarda bu iki madenden atılır. Bu miktar
erime anında bir veya yarım dinara düşer. Bunun en efdali belde
sakinleri tarafından malum olan vakitte, kuyudan su çıkarırken
bulunan kırmızı parçalardır. Bu madenin bazısıda sel anında
dağlardan inip, dağın altında toplanandır. Hendekler, Dereler ve
Dicle nin kolları ve yatakları gibi. Orada bulunanlar, Sudan dan
gelen kavimdendir. Suretleri insan sureti gibi ama hayvan gibi
kuyrukları vardır ve hayvan gibi yürürler.
Bu iki maden saf parçalar halindedir. Altın madenlerinin
bazıları dağlarda ve mağaralarda bulunur. Bundan başka bir çeşidi daha vardırki, yeşile meyilli, siyah, ağır ve parlaktır. Bu taşı bulduğunda, dövdükten sonra, su ve tuz ile yıka. Sonra kuvvetli bir kömür ateşinin üzerine koy. Biraz biraz ateşe at. Kırmızı kıvılcım ve sarı şüle çıkarsa, eritilmiş Tutiyadan ve Hüleylicten bir miktar atarsın. Eridikten sonra ateşin dibinde Altını, ortasındada pisliğini bulursun. O pisliği çıkartıp ikinci bir defa eritirsen, Altın saf olarak kalır.

kaynak : şumûsul envâr ve kunûzul esrâr
muellif : Ibnil hac tilmisânil mağribi

Gezegenler ve Metaller

  Gezegenler ve Metaller


🔥 Gezegenler Ve Metalleri 🔥

⭐ Simyada 7 Gezegen Ve Metaller ⭐

☉ Güneş Altın

☽ Ay Gümüş

♀ Venüs Bakır

♂ Mars Demir

♃ Jüpiter Kalay

☿ Merkür Civa

♄ Satürn Kurşun

Simya ilmi Hz musa Tarafından Karuna Ögretilmişti Karun Dokundugu Herşeyi Altina Çevirebiliyordu Karun Sonrasında Hz musaya iftira Atti Ve Allah Onu Ve Hazinelerini Yerin Dibine Çekti

Karun Kadar Zengin Olmak Deyimi ...
Burdan Gelir

 Eğer istersen, çömleği ateşe koymadan ateş

üzerinde kaynatır gibi kaynatırsın .
Bunun için: Çömleğin içine Şaraptan dönme Sirke
koy. Sirkenin üzerine dövülmüş Büre saçarsan, bu Sirke
kaynamaya başlar. Bunu görenler ateşsiz suyun nasıl
kaynadığına hayret ederek şaşırırlar .

çocuğu olmayanlar için bitkisel çözüm (kadın için)

 çocuğu olmayanlar için bitkisel çözüm (kadın için)

Sami simyasına göre badem ile şeker ezilerek macun haline gelene kadar ezilir ve yalnızca dolunay vaktinde çocuğu olmayan kadına dolunaya baktırılarak 2 hafta boyunca yedirilir ve kadının herhangi bir manevi farklı bir sorunu yoksa çocuğu olur (sorun kadından kaynaklanıyorsa bu yöntem kullanılır.)in bitkisel çözüm (kadın için)


Sami simyasına göre badem ile şeker ezilerek macun haline gelene kadar ezilir ve yalnızca dolunay vaktinde çocuğu olmayan kadına dolunaya baktırılarak 2 hafta boyunca yedirilir ve kadının herhangi bir manevi farklı bir sorunu yoksa çocuğu olur (sorun kadından kaynaklanıyorsa bu yöntem kullanılır.)

Kârûn, Hazret-i Mûsâ’nın amcası veya amcasının oğlu idi. Tevrât’ı, Mûsâ -aleyhisselâm-’dan sonra en güzel o okurdu. Çok fakirdi. Hazret-i Mûsâ’nın duâsı berekâtıyla kendisine simyâ, yâni kıymetli maddelerden altın yapma ilmi verildi.

 Kârûn, Hazret-i Mûsâ’nın amcası veya amcasının oğlu idi. Tevrât’ı, Mûsâ -aleyhisselâm-’dan sonra en güzel o okurdu. Çok fakirdi. Hazret-i Mûsâ’nın duâsı berekâtıyla kendisine simyâ, yâni kıymetli maddelerden altın yapma ilmi verildi.


Kârûn, Mûsâ -aleyhisselâm-’a îmân etmeden evvel, Benî İsrâîl’in Firavun’un yanındaki temsilcisi idi. İdâresi altında bulunanlara eziyet ederdi. Îmân ettikten sonra, kendisini ilim, hikmet ve ibâdete verdi.

ŞEYTAN'NIN KÂRÛN'A OYUNU

Ancak mel’ûn şeytan, insan kılığında yanına geldi ve onunla arkadaş oldu. Sonra fırsatını bulduğu birgün, dostâne bir tavırla:

“–Ey Kârûn! Başkalarından gelenlerle geçineceğimize, gidip haftada bir gün çalışalım; altı gün de ibâdet edelim!” dedi.

Bu fikir, Kârûn’a uygun geldi. Şehre indiler ve bir gün çalıştılar. Bu bir günlük çalışmaları mukâbilindeki ücretle de altı gün geçinip ibâdet ettiler.

İlk tâvizini koparmış olan şeytan bu sefer:

“–Ey Kârûn! Bak; kimseye muhtaç olmadık! Gel; bundan sonra haftanın yarısında para kazanalım, yarısında ibâdet edelim! Hem kazandığımız paranın fazlasını Allâh yolunda fakirlere infâk etme imkânımız da olur!” dedi.

Artık tâviz yoluna girmiş bulunan Kârûn’a, bu teklîf daha da câzip göründü ve bunu da kabûl etti.

Şeytan, hîlesini gerçekleştirmeye muvaffak olmuştu. Çalışma müddetini iyice artırdı:

“–Daha fazla çalışıp daha çok para kazanalım! Bu parayla hem ibâdet eder, hem de daha fazla fakiri sevindiririz!” dedi.

Ve yavaş yavaş Kârûn’un kalbine dünyâ meyli ve muhabbeti girdi. Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm-’ın duâsıyla kendisine verilen simyâ ilmi ile de çok zengin oldu. Kalbi, dünyevî ihtiraslarla doldu. Bu arada bütün güzel ve nezih hasletlerini de kaybetti. Gurur ve kibre kapıldı. Oysa zenginliği, Hazret-i Mûsâ’nın öğretmiş olduğu ilim sâyesinde idi.

ZAMANLA HZ.MÛSÂ'YA İSYAN EDEN KÂRÛN


Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“Kârûn, Mûsâ’nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazîneler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü-kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: «–Şımarma! Bil ki Allâh, şımarıkları sevmez!»” (el-Kasas, 76)

Kalbi dünyâ meyli ile dolan Kârûn, artık Mûsâ -aleyhisselâm-’ın nasîhatlerinden sıkıldı; tavsiyelerine tahammül edemez oldu. Hârûn -aleyhisselâm-’a ve O’nun soyundan gelen Levililer’e kurban kesme vazîfesi (hibirlik) verilince de, kalbine yerleşmiş bulunan kötü hasletler, iyice gün yüzüne çıktı. Öfkeye kapıldı; dayanamadı ve Mûsâ -aleyhisselâm-’a gelerek:

“–Ey Mûsâ! Kardeşin Hârûn’a hibirlik (kurban kesme vazîfesi) verdin. Benim ise böyle bir şeyim yok! Hâlbuki ben, Tevrât’ı gâyet iyi okumaktayım. Bunun için ben, Hârûn’dan daha üstünüm! Bu haksızlığa nasıl dayanırım?!” dedi.

Mûsâ -aleyhisselâm- ise cevâben:

“–Hârûn’a bu vazîfe ve makâmı ben değil, Cenâb-ı Hak verdi!” buyurdu.

Fakat Kârûn diretti:

“–Bana bir alâmet göstermedikçe, bunu tasdîk etmem!” dedi.

Mûsâ -aleyhisselâm-, Benî İsrâîl’in reislerini topladı ve:

“–Bastonlarınızı getirin! Hepsini belli bir yere koyalım. Kimin bastonu yeşillenirse, hibirliğe o lâyıktır!” dedi.

Bastonlar getirildi; ibâdet ettikleri mâbede bırakıldı. İçlerinden yalnız Hârûn -aleyhisselâm-’ın asâsı yeşillenip yapraklandı.

Bu açık mûcize netîcesinde Mûsâ -aleyhisselâm-, Kârûn’a döndü:

“–Ey Kârûn! Bunu ben mi yaptım?” dedi.

Kârûn şaşkındı. İşin hakîkatini anladığı hâlde nefsine tâbî oldu:

“–Bu, sihirbazlıktan başka birşey değildir!” dedi. Sonra kızgın bir şekilde oradan ayrıldı.

Allâh -celle celâlühû-, Benî İsrâîl kavminin, elbiselerine mâvi şerit takmasını emretmişti. Kârûn, buna da isyân edip:

“–Bu, ancak efendileri kölelerinden ayırmak içindir!” dedi ve takmadı.

Artık Kârûn’un, Mûsâ -aleyhisselâm-’a hıncı iyice artmıştı. Nefsindeki hased ateşi, içini yakıp eritmekteydi. Etrafındakileri kendisine çekmek için ziyâfetler vermeye ve kendisinin üstünlüğünü belirtici sohbetler yapmaya başladı.

Birgün Mûsâ -aleyhisselâm-, Allâh’ın emri mûcibince onun zekâtını hesâb edip, vermesini taleb edince, Kârûn:

“–Şimdi de malıma mı göz diktin? Bu serveti ben kazandım!” dedi.

Kârûn’a hitâben şöyle buyruldu:

“Allâh’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) âhiret yurdunu iste; ama dünyâdan da nasîbini unutma! Allâh sana ihsân ettiği gibi, sen de (insanlara) ihsanda bulun! Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama! Şüphesiz ki Allâh, müfsitleri sevmez!” (el-Kasas, 77)

“Kârûn ise:

«–O (servet), bana ancak kendimdeki bilgi sâyesinde verildi.» dedi.

Bilmiyor muydu ki, Allâh, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti! Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allâh onların hepsini bilir).

Derken, Kârûn, ihtişâmı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünyâ hayâtını arzulayanlar:

«–Keşke Kârûn’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi; doğrusu o çok şanslı!» dediler.

Kendisine ilim verilmiş olanlar ise:

«–Yazıklar olsun size! Îmân edip sâlih amel işleyenler için Allâh’ın mükâfâtı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.» dediler.” (el-Kasas, 78-80)

 İhfa

Yarasa kuşunu tutup boğazlayıp iki gözünü alıp yeni bir beze sarıp sağ pazuna bağla.Hacet hasıl olur.

İhfa

Susam ve yasemin yağından elde edilen halis zambak yağından alıp bir kertenkele derisine bu isimleri güneşin şerefli vaktinde yazıp deriyi alnına yapıştır.Sonra bir aynanın karşısına geçip tekrar bu isimleri kendini aynada görmeyinceye kadar oku.İnsanların arasında yürü, kimse seni görmez.Tekrar görünmek için yüzünü gül suyu ile yıkarsın.Amma ihfa yaptığın günlerde hayvanattan riyazet edip oruç tutmalıdır.İftarda ise yalnızca kepekli ekmek ve zeytinyağı yemelidir.Yazılacaklar bunlardır. جهور جهور بيدهور بيدهور فيقهور فيقهور حيطلوش حيطلوش يا والوادنوش يا والوادنوش جيشوش جيشوش دهوش دهوش هيا هيا هيا اخفنى عن اعين الناس Okunuşu Cehurin cehurin beydehurin beydehurin feykahurin feykahurin haytaluşin haytaluşin ya velvadenuşin ya velvadenuşin ceyşuşin ceyşuşin dehuşin dehuşin heyen heyen heyen ihfini an a’yuninnas

Kaynak Gencine I Esrar
Harama kullanana hakkım helal değil

 yanmamak için (simya ilmi)


Bir adam deve kuşunun yağıyla yağlanıp fırına girse hiç ateş ona tesir etmeyip
yakmaz şek ve şüphe etmemeli