
“Dünyâ hayâtı azdan daha azdır. Ona âşık olan, alçakların alçağıdır. O sihriyle bir topluluğu sağır ve kör eder. Böylece onlar ortalıkta şaşkın ve delîlsiz ortalıkta kalırlar.”
https://vimeo.com/tomorhoca
- Ana Sayfa
- İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
- Dini bilgiler
- Hatim duası Türkçe Hatim Duası
- Ahmet tomor hoca sohbetleri
- suleymaniye
- Ruhlar kabirde hep kalır mı?
- Şehitlik ve Fazileti
- İslami Eğitim
- ALLAH (C.C.) 'ÜN SIFATLARI
- Ahmet Tomor Hocaefendi Sohbetleri
- Veysel Gürler
- Umman'dan Şifâlar
- İSLAMİ BİLGİLER KİTAP SOHBET SEYRET MULTİMEDYA
- Safakat İslami Forumları
- sadakat.net
- Ehl-i Sünnet Hanefi
- HAVAS İLMİ-MÜCERREBAT-I İLAHİ ŞİFACILAR
- Sağlığımızın müthiş şifreleri Sayfadaki tüm bilgiler bilgi amaçlıdır kullanım tercihi size aittir önce araştırın inceleyin doktorunuza danışın saygılar
- Sayfa ve guruptaki bilgiler bilgi amaçlıdır araştırın araştırmadan doktorunuza danışmadan kullanmayın sakın saygılar hepinize m.ulaş
- MUHTASAR İLMİHAL | Fazilet
- İLİM BÖLÜMÜ
- İmam Suyuti Camius Sağir
- Dini Sorular Molla Cami dini sorular ve cevapları
- incemeseleler
- "Nazar, deveyi kazana, insanı mezara sokar."
- YAVRULARIMIZA ELİF CÜZÜ ÖĞRETELİM. BİZLERDE TEKRAR EDELİM...
- Hadis-i Şerif
- FAZİLET TAKVİMİ
- mektebun
- faydalı
- medine
- Zi tuva kuyusu...
- Ali Eren Hoca
- *FATİHA SURESİNİN SIRRI..*
- "Kişi sevdiği ile beraberdir."
- *FATİHA SURESİNİN SIRRI..*
1 Ağustos 2019 Perşembe
ÇOK ÖNEMLİ UYARI SAYFAMDAKİ BİLGİLERİ ARAŞTIRIN DOKTORUNUZA SORUN ARAŞTIRMADAN KULLANMAYIN m.ulaş Bende hiç kimseye güvenmedim Allahtan başka Sayfamdaki bilgileri araştırarak hayat tecrübelerim ailecek edindiğimiz bilgilerdir sizde araştırın banada güvenmeyin illa kullanın demiyorum emin değilseniz kullanmayın diyorum doktorunuza danışın bakın banada inanmayın ama araştırın göreceksiniz sağlık hepimize lazım birilerinin eline bırakılacak ucuz değiliz Allah ın verdiği akılı birlerine kiraya vermeyin derim iyi kullanalım saygılar m.ulaş
Ruhul'beyan tefsiri! Bu kıymetli eserin yazarı Şeyh İsmail Hakkı Bursevi Hazretleridir. Büyük keşif ve kerametler sahibi bir velidir. 1650-1725 yılları arasında yaşamış Bursa'da vefat etmiştir. Her biri ortalama 200 sahife olan 106 kıymetli eserin yazarı büyük alimdir. İsmail Hakkı Hazretleri bu tefsiri yazmasının sebebini şöyle anlatıyor: "Manevi babam Muhyiddin Arabi Hazretleri'nin yardım ve delaleti ile bir gün rüyamda Resulullah Efendimiz (s.a.v) bana ikramda bulundular. Arkamı sıvazlayıp tatlı bir ifade ile 'Ümmetim için bir tefsir yaz' diye emir buyurdular. Bunun üzerine Allah-ü Teâla'dan ve Resulullah Efendimiz'in (s.a.v) ruhaniyetinden yardım isteyerek bu tefsiri yazdım." İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri bu kıymetli tefsirini Bursa Ulu Cami kürsüsünde cemaate anlatarak 12 senede tamamlamıştır. Toplam 16 cilttir.

Siz babalariniza iyilik edin ki, evladlarinizda size iyilik etsinler
(Hadisi şerif)
Tabaranî
MERAKLI ADAMIN İBRETLİK ÖLÜMÜ Bir gün adamın biri Hz. Musa (a.s.)'ya gelip: - "Ya Musa ne olur dua et de ben hayvanların dilinden anlayayım ve bundan kendime hisseler çıkartarak daha iyi bir insan olayım." demiş. Hz. Musa (a.s.): - "Yürü işine git, kaldıramayacağın bir yükün altına girmeye çalışma, bu halin senin için daha hayırlıdır." Demişse de adam dinlemeyip ısrarla: - "Ya Musa ne olur hiç değilse kapımda yatan köpekle horozun dilini anlayayım." demiş. Musa (a.s.) her ne kadar bundan vazgeçmesi için çalıştıysa da adam ısrar etmiş. Bunun üzerine Musa (a.s.) ona dua etmiş. Adam sevinerek evine dönmüş. Ertesi sabah hizmetçisi sofrayı kurarken bir parça ekmek fırlayıp düşmüş. Horoz koşarak bunu kapınca Köpek buna kızarak: - "Be horoz bu yaptığın doğru mu? Sen buğday da yiyebilirsin arpa da. Mısır da yiyebilirsin, küçük taneleri de. Bense ekmekten başka bir şey yiyemem, neden benim rızkımı kapıyorsun?" Horoz cevap vermiş: - "Haklısın fakat hiç tasalanma yarın bizim efendinin eşeği ölecek, sen de böylece karnını iyice doyuracaksın.geçmişti uyan adam hemen eşeği pazara götürerek satmış. Ertesi sabah da bakalım köpekle horoz ne konuşacaklar diye onların yanına gelmiş. Köpek horoza sitem ediyor: - "Yahu horoz hani eşek ölecekti, biz de karnımızı doyuracaktık." diyordun. Horoz: - "Eşek ölmeye öldü lakin başka yerde. Çünkü sahibim onu sattı. Fakat hiç merak etme yarın at ölecek, o zaman da daha büyük bir ziyafete konacaksın." Bunu duyan adam hemen ahıra koşmuş, atı aldığı gibi pazara götürüp satmış. Sevinerek evine dönerken: - "Bu hayvanların dilini öğrenmem çok iyi oldu. Böylece zarardan kurtuldum." diye düşünüyormuş. Ertesi sabah yine acaba ne konuşacaklar diye köpekle horozun yanına gitmiş. Köpek yine horoza sitem ediyor, duruyordu: - "Yahu horoz bu sefer de dediğin olmadı, yoksa sen de mi yalana başladın." Horoz: - "Hayır ben yalan söylemedim at ölecekti lakin sahibimiz onu da sattı. Fakat merak etme, yarın sahibimizin çok değerli kölesi ölecek o zaman onun hayrına yemekler, helvalar verilecek hepimiz doyacağız." Bunu duyan adam o gün hiç beklemeden, kölesini götürüp satmış. - "Bu horozla köpeğin dilini öğrenmem iyi oldu. Böylece birçok zarardan kurtuldum." diye düşünerek sevinmiş ve ertesi gün yine köpekle horozun yanına koşmuş. İkisi yine konuşuyorlarmış. Köpek bu sefer çok kızgın: - "Yalancı horoz, hani köle ölecek, bu sayede karnımız doyacaktı, günlerden beri yalanlarınla avutuyorsun, bu sana yakışır mı?" Horoz: - "Ben yalancı değilim ve yalan söylemem, diye başlamış. Köle öldü fakat burada değil, başka yerde. Çünkü sahibimiz onu sattı. Fakat hiç iyi etmedi. Çünkü bu sefer sıra kendine geldi. Zira ilkin kaza, bela eşeğe gelecek, böylece sahibimiz beladan-kazadan kurtulmuş olacaktı. Eşeği satınca, onun yerine ata geldi, atı da satınca, köleye geldi. Köleyi de satınca bela ona gelecek. Sıra onda, yarın sahibimiz ölecek, o sayede hepimiz doyacağız." demiş Bunu duyan adam ah vah edip başına vurmuş fakat iş işten geçmişti. Kaynak; Mesneviden Alıntidir
Gece kalkınca beynin kansız kalması ve kalp yetmezliği den ölmek istmiyorsaniz akşam yatarken su içiniz ve 3.5 dk.ya dikkat!
Geceleri ani ölümden kaçının bir doktor tavsiye verir.
Geceleri kalkanlar için evi incelemek veya idrar yapmak.
Her insan üç buçuk dakika not almalıdır.
Genellikle olur: her zaman sağlıklı görünen bir kişi geceleri vefat etti.
Sık sık insanların hikayelerini duyuyoruz: "dün onunla konuşuyordum, neden aniden öldü?
Geceleri tuvalete gittiğinde, sık sık oluyor bu nedeni.
Hemen duruyoruz ve beynin kan dolaşımı yok.
Neden "üç buçuk dakika" bu kadar önemli?
Gecenin ortasında, idrara çıkma arzusu sizi uyandırdığında, EKG deseni değişebilir.
Aniden yükselerek, beyin anemik olacak ve kan eksikliği için kalp yetmezliğine neden olacaktır. Üç dakika ve bir buçuk, pratik tavsiye edilir:
1. Uyandığınızda, bir buçuk dakika yatakta kalın.
2. Bir sonraki yarım dakika boyunca yatağa oturun;
3. Bacaklarınızı indirin ve yatağın kenarında yarım dakika oturun.
Üç buçuk dakika sonra, beyniniz artık anemik olmayacak ve kalbin zayıflamayacaktır, bu da düşme ve ani ölüm riskini azaltacaktır.
Aileniz, arkadaşlarınız ve sevdiklerinizle paylaşın.
Bu yaş ne olursa olsun olabilir. Genç ya da yaşlı.
Ailen de takip etmeli.
Kışdan soğuk diye şikayet edersiniz,
Yaz'dan çok sıcak diye şikâyet edersiniz,
İlkbahar'dan şikâyeti olan varmı?
Cehennem' inde zemheriri ve şiddetli ataşi var,yandım diyen zemherir bölgesine atılıyor, soğukla azab olunuyor,dondumm diye feryat eden ateşe atılıyor.
Dünyada ölçülebilen sıcaklık 7000 derecedir,2000 derecede çelik demir su haline geliyor,sen ey insanoğlu 90 derecede kaynayan suya elini sokamazken o ateşe nasıl dayanacagini bir kez olsun düşünüp,akıl verdiği insanoğluna ne gibi mükellefiyetleri verdiğini,yapıp yapmadığının muhasebesini yaptın mı hiç?
Ölmeden evvel ölenler,hesaba çekilmeden evvel kendini hesaba çekenler, âhirette, ateş ve zemherir gormiycekler,hep cennette bahar hayatı yaşayacaklardır, inşaallah!
Yaz'dan çok sıcak diye şikâyet edersiniz,
İlkbahar'dan şikâyeti olan varmı?
Cehennem' inde zemheriri ve şiddetli ataşi var,yandım diyen zemherir bölgesine atılıyor, soğukla azab olunuyor,dondumm diye feryat eden ateşe atılıyor.
Dünyada ölçülebilen sıcaklık 7000 derecedir,2000 derecede çelik demir su haline geliyor,sen ey insanoğlu 90 derecede kaynayan suya elini sokamazken o ateşe nasıl dayanacagini bir kez olsun düşünüp,akıl verdiği insanoğluna ne gibi mükellefiyetleri verdiğini,yapıp yapmadığının muhasebesini yaptın mı hiç?
Ölmeden evvel ölenler,hesaba çekilmeden evvel kendini hesaba çekenler, âhirette, ateş ve zemherir gormiycekler,hep cennette bahar hayatı yaşayacaklardır, inşaallah!

SABIR: Ağrıları döndüren acı bir ot gibidir,hem canını acıtıyor,hem ağrıları dindirir!
(Mevlana)
(Mevlana)
Yatmadan önce birbardak su içmeyi âdet hâline getiriniz,Zira uykuda iken kalb grizi ve yüksek tansiyondan beyin kanamasını önlüyor
Timüs'ü eşşek sudan gelinceye kadar dövmek lazım...........
Genç ve sağlıklı olmak ve kalmak için Timüs'ü eşşek sudan gelinceye kadar dövmek lazım.
Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur.
Bu bez insanın bağışıklık sisteminin merkezidir. Yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir.
Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık sistemi sağlam olur.
Anadolu’da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahit olmuşsunuzdur.
Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beynin otomatik gerçekleştirdiği bir davranıştır.
Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir.
Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasının önüne geçmeye çalışır.
Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasının önüne geçmeye çalışır.
Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşar ayrıca geç yaşlanır.
Sizde parmaklarınızla göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla timüs bezini titreştirebilirsiniz.
Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. "KAHKAHA" atabilirsiniz.
Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir.
Hani yıllar geçerde aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli halleriyle tanıdığımız bu insanı görünce "hiç değişmemişsin, ne gamsızsın..." deriz ya, işte timüs bezinin gücü.
Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar.
Bir de Google'dan bakalım:
Mutluluk ve Timus bezi ..
"Mutluluk bir seçimdir. Mutsuzluğumuz kadere, şansızlığa ve talihsizliğe inancımız ölçüsündedir."
Mutlu duyguların hissedilmesinde hormonların rolü büyük.Bedenimizde o hormonları salgılayan salgı bezlerinden minicik ama çok güçlü bir salgı bezi var: timus.
Timus uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk duygusu yaratır.Çünkü timus aktive olduğunda bedenin kimyasının değişimine neden olur. Bu değişiklik sinir sistemini sakinleştirir ve beyin fonksiyonları nı hızlandırır. Bu da kişide rahatlama duygusu yaratır.
Avustralyalı Nobel ödüllü kanser araştırmacısı Sir MacFarlane Burnet timus bezinin aktif hale getirilmesiyle insan bedeninin kendisini kanserden koruyabilme yeteneğine sahip olacağını savunuyordu.
Çocuklarda iri olan timus ergenlik döneminde bir ceviz kadar irileşiyor. Ama yas ilerledikçe bir bezelye tanesi kadar küçülüyor, yaşlılıkta ise tamamen köreliyor. Ama bazı insanlarda ileri yaslarda bile hala ceviz büyüklüğünü koruması, bilimin henüz çözemediği alanlardan biri.
Timusun sağlığımız üzerindeki önemli yararlarından biri de T hücrelerini üretiyor olması. T hücreleri denilen lenfositler bedene zarar verebilecek zararlı hücreleri yok ederler. Bu küçük T hücrelerine yaşamımızı borçluyuz. AIDS gibi bağışıklık sistemini çökerten hastalıkların ölümcül olması T hücrelerinin haberleşme hatlarını öncelikle kesmelerinden kaynaklanıyor.
Timus göğüs kafesinin üst kısmının tam arkasında, göğsün tam ortasında yer alıyor. Timusu uyarmanın üç basit yolu var:
Timusu uyarmanın birinci yolu gülmek.Yani gerçek, içten, sıcak bir gülüş, bir kahkaha. Her gülündüğünde timus bezi aktive oluyor. Her aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor. 1993 yılında California Üniversitesi' nde Dr.Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada gülmenin timusu ve beynin değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete geçirdiği ve insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış.
Timusu uyarmanın ikinci yoluiki parmakla timusun üzerine gelen noktaya vurulması, yani elle uyarmak.Timusu uyarmanın üçüncü yolu ise dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi. Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin
küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş.Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor. ((Alıntıdır))
küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş.Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor. ((Alıntıdır))

"SON NEFESTE İMAN SELAMETİ.!."
Rüştü Şahin, Hasan Bozkurt ve 32 diğer kişi ile birlikte.
"SON NEFESTE İMAN SELAMETİ.!."
_Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul’u fethettiği zaman, hocası Akşemseddin hazretlerine, Cuma namazını Ayasofya’da kılmak istediğini ve hocasına kendisinin imam olmasını söyler. Ayasofya’yı cami yapmak için seferber olunur. Cuma gününe cami yetiştirilir, cemaat namaza başladığı sırada Fatih Sultan Mehmed Han’ın abdesti kaçar. Tabii sultanın yanında da rastgele insanlar olmaz. Sağında ve solunda da en büyük hocalar, şeyh efendiler saf tutarlar. Kamet getirilir, imam Allahü ekber der. Fatih Sultan Mehmed han, ne yapacağını şaşırır. Abdestsiz namaz kılınmaz. Abdest almaya çıksa izdiham olacak... Namaz kılar gibi eğilip kalksa, Cumadan mahrum kalacak. Ya Rabbi, ben ne yapayım şimdi derken, yanındaki bir şeyh efendi firasetiyle vaziyeti anlar. Cübbesini açar, buradan abdest al der. Sultan bakar ki, çeşme var, su var. Acele olarak abdestini alır ve rükûa varmadan önce imama yetişir. Namaz biter, selam verilir, dualar yapılır.
Ertesi gün Fatih Sultan Mehmed Han, hocası Akşemseddin hazretlerini ziyarete gider. Ayrılırken, (Hocam dua buyurun) der. O da, (Allah iman selameti versin) der.
Daha uzun dua bekleyen Fatih Sultan Mehmed Han, şaşırıp kalır. Hocası sorar;
— Ne oldu, beğenmedin mi?
— Bu kadar mı efendim?
— Evladım yetmez mi? En kıymetli dua budur. Dün sana cübbesini açıp abdest aldıran şeyh, bir saat önce öldü; ama imansız gitti; çünkü bu kerametinden dolayı ona kibir geldi..."cenabı hak son nefes dahil imandan ayırmasın,cuma gününün hayrı ve bereketi üzerinize olsun selamlar.
► Bir Gün Hazreti Huzeyfe, Rasülullah Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimize Sordu:
▬ “Yâ Rasülullah... Acaba Müslümanlar İslâmiyet’ten Önceki Hâllerine Döner mi?”
▬ “Hayır, Dönmezler Ama Bizden Sonra Bulanık Bir Zaman Gelir...”
▬ “Bulanık Ne Demektir Yâ Rasülullah?”
▬ “Yani İyiler Olur, Kötüler Olur, Âlimler Olur, Zâlimler Olur; Karışık Bir Zaman Olur. Ondan Sonra Daha Kötü Bir Zaman Gelir...”
▬ “O Zaman Neler Olur Yâ Rasülullah?”
▬ “O Zaman, Dini Anlatanların Peşine Gidenler Cehenneme Gidecek...”
▬ “Din Diye Neyi Anlatacaklar?”
▬ “Kur’an-ı Kerîm’den, Hadîs-i Şeriften Bahsederler Ancak Allah’ın ve Rasülullah’ın Bildirdiklerini Değil, Kendi Düşüncelerini, Allah’ın ve Peygamberin Emri Gibi Anlatırlar. İşte Onların Peşinden Gidenler Felâkete Uğrayacaktır...”
▬ “Yâ Rasülullah... O Zamanda Ben Dünyâya Gelmiş Olsam Ne Yapmam Gerekir?”
▬ “Dünyâda Hak Yolda Olan Bir Cemaât Kıyâmete Kadar Bulunur. Bu Cemaâti Bul, Onlara Uy ve Kurtul...”
▬ “Yâ Rasülullah... O Cemaâti de Bulamazsam Ne Yapmalıyım?”
▬ “Onu da Bulamazsan Evinde Otur, Kimseye Karışma...”
[Mişkât-ül-Mesâbih]
(Paylaştığım şeyleri kaç kişi okuyor merak ediyorum çünkü çoğu uzun olduğu için okumayı sevmiyor da..)
(Paylaştığım şeyleri kaç kişi okuyor merak ediyorum çünkü çoğu uzun olduğu için okumayı sevmiyor da..)

Ben abdestsiz hiçbir devlet işine imza atmadım. Cennet mekàn Sultan Abdulhamid Han.
SEDEF HASTALIĞI İÇİN MUCİZE
Ben Ankara'nın bir ilçesinde bir okulda müdür yardımcılığı görevini yapıyorum. Bundan 12 yıl kadar önce, Anadolu'da bir köyde öğretmenlik yaparken, 11 yaşlarında bir öğrencim sedef hastalığına yakalanmıştı. Ben de çocukla ilgilendim. Ve babasıyla birlikte Ankara'da gezmedik hastane, doktor bırakmadık. Çocuk bir türlü iyileşmedi. Hastalık vücudunu tümüyle sarmıştı. Derileri dökülüyordu. Köyün birinde, askerliği sırasında bitkilerle ilaç hazırlayan bir askeri doktorun yanında bulunmuş bir yaşlı adam vardı. Son çare olarak o adama başvurduk, bizim bulunduğumuz köye gelmesini sağladık. Bu yaşlı adam çocuğu görünce, bunun çaresi çok basit dedi. Şaşırdık. Çünkü o güne kadar çocuk için çok büyük miktarlarda para harcanmıştı. Bize köyde, çalı diplerinde bulunan yabani pancar kökü (köyde gavur pancarı da denir) toplamamızı ve bunlardan 5-6 tane getirmemizi istedi. Pancar köklerini un gibi öğüttü ve bu unu yağda kavurdu. Çocuğa banyo yaptırdık ardından. Bu macun gibi maddeyi çocuğun tüm vücuduna sürdü. Bir gün bekleyip, çocuğa yeniden banyo yaptırıldı. Ve yeniden bu macun sürüldü. Ertesi gün de bu işlem bir kez daha tekrarlandı. Tertemiz oldu. O dökülen deriler nereye gitti anlaşılacak gibi değildi. Ve bundan sonra öğrencim sedef hastalığından kurtuldu. Şu anda o öğrencim evli ve çocukları var. Bir daha hiç bu hastalıkla karşılaşmadı. Bu olayı asla aklımdan çıkarmadım. Yakınlarımdan sedefe yakalanan olursa, hiç çekinmeden bu basit çareyi önerdim ve çok başarılı oldu. Çok okunan ve ilgi çeken köşenizde bu basit ilacı yayınlarsanız, size yazan birçok çaresiz kalmış sedef hastasına yardımcı olacağınıza inanıyorum.
Ben Ankara'nın bir ilçesinde bir okulda müdür yardımcılığı görevini yapıyorum. Bundan 12 yıl kadar önce, Anadolu'da bir köyde öğretmenlik yaparken, 11 yaşlarında bir öğrencim sedef hastalığına yakalanmıştı. Ben de çocukla ilgilendim. Ve babasıyla birlikte Ankara'da gezmedik hastane, doktor bırakmadık. Çocuk bir türlü iyileşmedi. Hastalık vücudunu tümüyle sarmıştı. Derileri dökülüyordu. Köyün birinde, askerliği sırasında bitkilerle ilaç hazırlayan bir askeri doktorun yanında bulunmuş bir yaşlı adam vardı. Son çare olarak o adama başvurduk, bizim bulunduğumuz köye gelmesini sağladık. Bu yaşlı adam çocuğu görünce, bunun çaresi çok basit dedi. Şaşırdık. Çünkü o güne kadar çocuk için çok büyük miktarlarda para harcanmıştı. Bize köyde, çalı diplerinde bulunan yabani pancar kökü (köyde gavur pancarı da denir) toplamamızı ve bunlardan 5-6 tane getirmemizi istedi. Pancar köklerini un gibi öğüttü ve bu unu yağda kavurdu. Çocuğa banyo yaptırdık ardından. Bu macun gibi maddeyi çocuğun tüm vücuduna sürdü. Bir gün bekleyip, çocuğa yeniden banyo yaptırıldı. Ve yeniden bu macun sürüldü. Ertesi gün de bu işlem bir kez daha tekrarlandı. Tertemiz oldu. O dökülen deriler nereye gitti anlaşılacak gibi değildi. Ve bundan sonra öğrencim sedef hastalığından kurtuldu. Şu anda o öğrencim evli ve çocukları var. Bir daha hiç bu hastalıkla karşılaşmadı. Bu olayı asla aklımdan çıkarmadım. Yakınlarımdan sedefe yakalanan olursa, hiç çekinmeden bu basit çareyi önerdim ve çok başarılı oldu. Çok okunan ve ilgi çeken köşenizde bu basit ilacı yayınlarsanız, size yazan birçok çaresiz kalmış sedef hastasına yardımcı olacağınıza inanıyorum.
(Alıntı)

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

