1 Aralık 2019 Pazar

PROSTATINIZDAN KURTULUN BASİTÇE Prostatınız için altınotu 20 gr hazanbel 20 gr kereviz 50 gr ve yakı otu 20 gr çiğ kabak çekirdeği 100 gr un gibi çektirin. sabah akşam 1 tatlı kaşığı yutun veya çay demleyin nasıl içebiliyorsanız öyle aç kullanın 2 saat yiyip içmeyin . bu arada asıl sorununuz karaciğerinizi tedavi edin filitreleriniz tıkanmış yoksa tekrarlar hastalık. şifa olsun saygılar m.ulaş

Mustafa Ulaş
DALAĞIMIZI NASIL KORURUZ
Sağlığımızın müthiş şifreleri
Dalağın vücudumuz için yararları ise şöyle sıralanmaktadır;
Vücut savunmasında yararlı olan akyuvar çeşitlerini ve antikorları üretimde yer almaktadır ve bunların arasından yaşlanmış olanlarının yok edilmesine yardımcı olmaktadır.
Alyuvarların normalin dışında bir halde bulunanlarının yok olmasını sağlamaktadır.
Vücutta bulunan bakterileri yok olmasını sağlar ve lenf sıvısını filtre etmektedir.
Kanı filtrelemeye yardımcı olur.
Dalak hastalığının belirtileri ise şöyle sıralanmaktadır; - Kansızlık
Halsizlik
Aşırı terleme
Karında şişlik
Çabuk yorulma
nefes alıp vermede sorunların yaşanması,
Sol böğür alt kaburganın alt kısmında oluşan şişlik.
Ancak günümüzde çoğu kişi dalak sorunları ile karşılaşmak veya olası bir dalak sorununa karşı risk altında olmaktadır. Bunun için ise tıbbi tedavilerden önce kendi öz beslenmenize dikkat etmeniz gerekmektedir. Bunun için ise, bazı gıdaların tüketimine dikkat etmeli ve bazılarının da tüketimine yer vermeniz gerekmektedir. Dalağa İyi Gelen Yiyecekler Nelerdir?
Dalak sorunlarında sizlere yardımcı olacak gıdaları yazımızın devamında bulabilirsiniz. Bu gıdaları gün içerisinde düzenli olarak tüketimine dikkat etmeniz gerekmektedir. Ancak bu yiyeceklerin fazla kullanılması ile birlikte sizlere sağlamış olduğu yararlar son bulacaktır. Bu durumda doktorunuzdan yardım alarak bu gıdaları güvenli ve dozunda tüketebilirsiniz. Dalağın temizlenip daha iyi çalışması için A vitamini, demir, iyot, bol sebze-meyve ve bakliyat alımını tam ve eksiksiz yapmanız gerekmektedir. 1. Su
Dalak sorunları için en önemlisi gün içerisinde yeterli miktarda su içmektir. Bu kapsamda gün içerisinde 8 10 bardak su içmeniz gerekmektedir. Dalak vücuttaki fonksiyonlarını etkin bir şekilde gerçekleştirebilmesi için suya ihtiyaç duymaktadır. Su tüketiminin az olması ile birlikte dalak kendi kendini temizleyemez ve biriken toksinleri vücudun dışına atamaz. Bu durumda gün içerisinde özellikle yaz günlerinde bol su içmeye özen gösteriniz. 2. Çiğ Meyveler ve Sebzeler
Çiğ meyve ve sebze tüketimi de dalağın fonksiyonlarının etkin çalışmasına yardımcı olmaktadır. Bu kapsamda, elma, kiraz, yaban mersini, çilek, portakal, havuç, kereviz, biber, salatalık, yaprak marul ve brokoli gibi meyve sebzeler sizlerin dalak sağlığı için oldukça önemli olmaktadır. Bu meyve ve sebzelerin tüketimi ile birlikte bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirebilirsiniz. Bu meyve ve sebzeleri doğal halleriyle ve doğal zamanlarında tüketmek sizlere daha çok yarar sağlayacaktır. 3. Zencefil
Zencefil dalak sorunlarına iyi gelen gıdaların içerisinde yer almaktadır. Zencefilin içerisinde bulunan "zingibain" enzimi sayesinde vücuttaki protein sindirimine yardımcı olmaktadır. Bunun yanı sıra, iltihap oluşumunu engellemektedir. bağışıklık sisteminizin daha güçlü olmasını sağlamaktadır. En önemlisi ise, dalağın daha iyi çalışmasına yardımcı olarak, zararlı toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır. Detoksifikasyon sürecinde de kişilere yardımcı olmaktadır. 4. Balık
Dalak sağlığı için en önemli gıdalardan birisi de balıktır. Bu anlamda özellikle yağlı balık sizlere daha çok yardımcı olmaktadır. Balığın içerisinde bulunan omega 3 yağ asitleri sayesinde dalağın daha etkin çalışmasını sağlamaktadır. Balıklar vücuttaki iltihabı azaltmaya ve aynı zamanda dalağın alkol ve tütün gibi toksinlerden oluşan zararlarından kendisini temizlemesine yardım olmaktadır. Balığın yanı sıra omega 3 yağ asitlerini alabilecek olduğunuz diğer yiyecekler ise şöyle sıralanmaktadır; - Keten tohumu ve yağı
Kanola yağı
Soya fasulyesi
Soya yağı
Kabak çekirdeği ve yağı
Ceviz ve ceviz yağı
5. Mantar
Dalağı iyileştirmede özellikle Maitake mantarı büyük bir öneme sahiptir. Bu mantar çeşidinin içerisinde bulunan beta-glukan sayesinde dalak sorunlarına iyi gelmektedir. Ayrıca çeşitli kanser oluşumlarına da engel olarak daha sağlıklı bir yaşam sürmenize yardımcı olmaktadır. 6. Semiz Otu
Semiz otu, sıklıkla kullandığımız hafif ekşi tadı olan bir bitkidir. Semiz otu içerisinde birçok vitamin ve mineral bulunmaktadır. Semiz otu ise dalağın çalışmasını olumlu bir şekilde etkilemektedir. 7. Lahana
Eğer dalak sağlık sorununuz veya dalak büyümesi gibi sorunlarınız varsa, lahana sizlere iyi gelecektir. Lahana yapraklarını 2 bardak suda 5 dakika boyunca haşlayınız. Daha sonra ılımasını bekleyiniz. Yaprakları sıkarak suyunun çıkmasını sağlayınız. Sonrasında bu suyun içerisine 2 yemek kaşığı üzüm hoşafı ekleyiniz. Bu hazırlamış olduğunuz karışımı sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kere tüketiniz. Bu karışım zaman içerisinde dalak sorunlarınızın yok olmasına ve sağlıklı bireyler olmanıza yardımcı olacaktır. 8. Kuşkonmaz
Dalak sorunlarına iyi gelen bir başka gıda ise kuşkonmazdır. Kuşkonmaz ile yapacak olduğunuz basit karışımlar yardımı ile, sorunlarınıza çare bulabilir veya ağrılarınızı hafifletebilirsiniz. Bu konuda sizlere kuşkonmaz kökleri ve sapları yardımcı olacaktır. Bu sağlıklı karışımı hazırlamak için yapmanız gereken 20 gram kadar kuşkonmaz saplarını ve köklerini, 1 bardak su ile kaynatmanızdır. 5 dakika boyunca kaynatınız ve ardından soğuması için biraz bekleyiniz. Bu karışımın suyunu sabah ve akşam günde 2 kez kullanmanız gerekmektedir. Bu sayede dalağınızdaki sorunlar son bulacak ve daha iyi çalışmaya başlayarak vücudunuzdan zararlı toksinleri atması hızlanacaktır. 9. Diğer Yiyecekler
Dalak sorunlarına iyi gelen diğer yiyecekler ise şunlardır; karabaş otu, kuru gül suyu, Bal, kekik, aftimuni, karanfil, salep, şekerli süt karışımı, kekik, menekşe kökü, kişniş.

TEKBİR'DE ELLERİ KALDIRMAK Dünyâ ve âhiret düşünce ve heveslerini arkaya atmağa işarettir.

TEKBİR'DE ELLERİ KALDIRMAK
Dünyâ ve âhiret düşünce ve heveslerini arkaya atmağa işarettir.
Tekbir: Büyüklüğünü müdrik olarak, istek ve sevgi ile kulun yüce Allah'a tâzim etmesidir.
Niyet ilk tekbire yakın olur. Araya bir şey konmaz. Bu da, istekte bir şeyin doğruluğuna işârettir.
Namazda Allah'tan başka şeylerden hâcet görme düşüncesini at ki, dilin söylediğini kalbin yalanlamasın. Aziz ve Celîl olan Allah'ın huzurunda bulunduğunu bil! Allah senin hâlini biliyor!
Kur'an okuman, Allah'ı hatırlaman (zikretmen) Aziz ve Celîl olan Allah'ın huzurunda sual sorulup hesap verdiğin günün korkusu gibi olsun.
Ve gösterişten sakın! Zirâ bunun azı da, çoğu da şirke dâhildir.
سُبْحَانَكَ
Tesbihinden sonra:
اَعُوذُ بِٱللهِ مِنَ ٱلشَّيْطَانِ ٱلرَّجِيمِ
"Kovulan şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım" dediğinde, secde ile emrolunduğu halde, yapmayıp da kovulan şeytanın senin kalbini meşgul etmesinden kurtulman için, Rahman'ın emirlerini tam edâ etmelisin. Aksi halde "Düşman şerrinden bu kaleye sığınırım" deyip de, sığınmayan kimseye benzersin.
Hevâ-i nefs peşinde gidenler, Allah'ın sığınağında değil, şeytanın çölünde kalırlar.
Cemaatle namaz kılarken İftitah Tekbiri ve Sübhâneke'den sonra Eûzü çekmeli ve Besmele'yi imama bırakmalı... Bu suretle insan vesveseden kurtulur.

NAMAZDA OKUNANLARIN MÂNÂ VE ÎZÂHI: بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ

NAMAZDA OKUNANLARIN MÂNÂ
VE ÎZÂHI:
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
Besmele okurken, Allah'ın kelâmını, Allah'ın adıyla okumaya niyet et! Mevcut olan her şeyin Allah'ın olduğunu bil ve bundan sonra, hamd ü senâyı O'na mahsus kılıp,
الْحَمْدُ لِلَّهِ
de! Çünkü şükür Allah'a mahsustur ve bütün nimetler O'nundur.
Nimeti başkasından bilip, ona teşekkür eden kimsenin îtikadı ve îtimâdı nisbetinde Besmele ve Hamd'inde noksanlık olur.
الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
de, Allah'ın rahmetinin hudutsuzluğunu düşün, ümidini artır! Sonra:
مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ
Kıyâmetin mutlak sâhibini bil ve ondan kork! Sonra:
إِيَّاكَ نَعْبُدُ
"Ancak sana ibâdet ve kulluk ederiz" demekle, ihlâsını tâzele!
وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
"Ancak senden yardım dileriz" diyerek, her hususta aczini beyanla muvaffak olduğun ibâdetleri ve her şeyi O'ndan bil.
Eûzü, Besmele ve Hamdele'nin mânâsını anladıktan ve ihtiyacını bildirip, O'nun yardımına muhtaç olduğunu ifâde ettikten sonra:
اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ
"Bizi doğru yola hidâyet eyle!" diyerek, mühim hâcetini, rızâ-i İlâhî'ye ulaştırmayı iste.
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ
"Nimetler verdiğin iyi kulların, peygamberler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerin yoluna hidâyet et ve hidâyette dâim eyle!"
غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ
"Gadab-ı İlâhî'ye uğrayan kâfirlerin, sapıkların, yıldıza ve her çeşit putlara tapanların yoluna değil!.."
Sonra bu dileklerin kabulü için: اٰمِينَ "Allahım, kabul buyur" de...
Böyle okuyup edâ ettiğin namazda Hadis-i Kudsî'de bildirildiği gibi:
"Namazı kulumla aramda ikiye böldüm. Yarısı benim, yarısı onun.. Kulum için, istediği vardır." Kul:
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
dediğinde, Allahü Teâlâ "Kulum bana hamdetti ve beni senâ etti" buyurur.
سَمِعَ اللّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ
"Allahü Teâlâ kulunun hamdini işitti de, kabul etti.” demektir. Bu kullardan olma devleti sana yeter.
Okunan bütün sûre ve âyetleri böyle anlamalı ki minnet ve ihsandan gaflet etmemeli; mânâlardaki emir, nehîy, ümit ve korkulardaki hikmetleri ve diğer mev'ıza ve mevzûları düşünmelidir. Bunlar da insanların anlayışına göre değişir.
Namaz, gönüllerin anahtarıdır. Kelimelerin sırları orada çözülür. Kırâatta olduğu gibi, namazdaki zikir ve tesbihlerin hakkı da böyledir.
Hadis-i Şerif: "Şüphesiz namaz kılan, sağa sola bakınmadıkça ona Allahü Teâlâ'nın tecellîsi devâm eder." Başta bulunan âzâları, gözü, kulağı, dili koruduğun gibi, kalbini de namaz dışındaki düşüncelerden koru. Çünkü ayak, başa bağlıdır.
Hâsılı: Faydalı namaz kılmak için, içte ve dışta huşûnun bulunması şarttır.
Rebî bin Haysem Hz.: "Namazlarımda, okuduğumdan başka şey düşünmem" demiştir.
Ömer bin Abdullah Hz. : "Namazda hatırıma bir şey gelmesinden süngülenmek bana daha ehvendir" demiş...
Müslim bin Yâser Hz. Basra câmiinde namaz kılarken, yıkılan kubbeden haberi olmadı; "Geçmiş olsun" diyenlere; "Ne oldu?" dedi...
Urve bin Zübeyr Hz. namaza durdu, ayağı ameliyât edildi, hiç haberi olmadı...
Hz. Ali R.A., mübârek vücûduna saplanan oku "Namaza durayım da, öyle alın" buyurdu.
Büyükler: "Namaz âhiret işidir. Oraya giren, dünyâ ile alâkasını keser" dediler...
Ammar bin Yâser Hz., namazı erkânıyla, fakat acele kıldı. Sebebi sorulduğunda "Şeytanın vesvesesine uğramadan bitirdim" buyurdu. Çünkü, Hadis-i Şerif'te "Nice namaz kılanların ondan nasîbi, yarısı veya üçte biri veya dörtte, beşte, altıda biri veya onda biridir" buyurulmuştur.
Ammar R.A.: "Kişiye namazından ancak aklı başında iken kıldığı yazılır" buyurdu.
Aşere-i Mübeşşere'den Talha, Zübeyr ve bâzı Sahâbe-i Güzîn, namazı hafif acele kılarlardı. Sebebi sorulunca "Şeytanın vesvesesi ulaşmadan bitirmek için" derlerdi.
Hz. Ömer R.A. minberden:
- "Kul, Müslüman olduğu halde, Allah için kâmil bir namaz kılmadan saç ve sakalını ağartabilir" dedi.
- "Nasıl olur?" denildi.
- "Huzû ve huşûa riayet etmediğinden" buyurdu.
"Onlar ki, kıldığı namazdan habersiz, sehv ederler" (Sûre-i Mâûn 5) ayet-i celilesinin tefsirinde: "Bunlar kaç rek'at kıldığını bilmeyenlerdir" denilmiş...
Hasan-ı Basrî Hz. ise "Bunlar unutarak namaz vaktini geçirenlerdir" dedi.
Bazıları da "Vaktinde kıldığına sevinmeyip, vaktini geçirdiğine üzülmeyenlerdir" diye mânâ verdiler.
Rasûlüllah S.A.V. Efendimiz, namaz kılarken, bir âyet atlayarak okudu. Namaz bitince, Eshâb-ı Kiram'a "Ne okudum?" diye sordu. Übey bin Kâ'b Hz.'nden başka bilen olmadı. "Ne oluyor? Bir kavm, peygamberinin ardında namaz kılar da, onun ne okuduğunu bilmez. İsrâiloğulları da böyle yaptıklarından, Allahü Teâlâ, peygamberlerine vahyetti: "Ümmetine haber ver: Bedenlerinizle hazırlanır, dillerinizle okursunuz da, kalbiniz başka tarafta.. Bu yaptığınız bâtıldır" buyurdu."
Bu hadis-i şerife istinaden: "İmamın okuduğunu bilmek, namazın sıhhatine kâfî delildir" denilmiş..
Bâzıları da: "Kişi secde ile Allah'a yaklaştım sanır. Hâlbuki, kazandığı günah, bulunduğu şehir halkına taksim edilse, hepsini helâk eder. Buna sebep, kalıbı secdede iken, kalbi, nefsinin hevası peşinde, boş şeylerle meşgul olmasındandır", dediler.
Fatiha okurken, namazın ruhu olan "İyyâke na'büdü ve iyyâke nesteiyn" (Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz.) diye ilticâ edip yalvarmanın mânâsı iyi düşünülmeli...
Burada Allahü Teâlâ ile kul arasında yetmiş bin perde kalkar, yalnız bir beşeriyet perdesi kalır.

SECDE: Yer ve göklerin inceliklerini, rubûbiyet sırlarını keşfeden

SECDE:
Yer ve göklerin inceliklerini, rubûbiyet sırlarını keşfeden Allah dostları, mânevî mertebelere ancak namazda ve husûsiyle secdede yükselirler. Çünkü kulun Allahü Teâlâ'ya en yakın hâli secdedir.
Ayet-i celîlede "Secde et, yaklaş" buyurulmuştur. Bu yakınlık mânevî duygu ve keşifledir. Namazda yakınlık ise, kulun ihlâsı nisbetindedir.

RÜKÛ VE SECDEDE İCAB EDENLER Rükû ve secde ederken, İlâhî afv dileyerek sünnet o

RÜKÛ VE SECDEDE İCAB EDENLER

Rükû ve secde ederken, İlâhî afv dileyerek sünnet olan tekbirleri almalıdır. Her harekette niyet ve huşûu tâze tutmalı, kalbi yumuşatmalı, tesbihleri okumalı, Rabb'in rahmetini umarak azametini kalbe yerleştirmelidir. Rahmetini umarak:
سَمِعَ اللّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ
"Allah hamd edenin hamdini işitti de kabul etti" diye bilmeli,
رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ
“Ey Rabbimiz Hamd sana mahsus...” ilâve ederek rukûdan doğrulmalı. (Bu ilâve Şâfiî'ye göredir.)
Sonra, gaye-i tâzîmin sonu olan secdeye varıp, en şerefli âzâyı (alnı), en zelîl yere koymalıdır.
Huşû ve tevâzû için seccâde sermeden, yerde kılar, topraktan yaratılıp, toprağa gideceğini düşünerek,
سُبْحَانَ رَبَّىََ اْﻻَعْلىَ
der, feyz-i İlâhî'nin tevâzû sâhiplerine ihsan olunduğunu bilip, rahmet-i sübhânîden emin olursun.
Secde hâlinde ulaşılan mânevî zevkten daha açık ne olabilir. Öyle ki, akıl, bu zevki anlamaktan âcizdir.
Anlayan insan için, namazın özü, hülâsası ve rıza'ya sebep olan huzur-u İlâhî (secde)dir. Allahü Teâlâ:
"Secde et, yaklaş" Yâni "Secde ve namazınla yücelik taslamadan, bu vazifene devâm et; secde ile Rabbine yaklaş" buyurdu.
Hadis-i Şerif'te:
"Kulun Rabbine en yakın hâli, secde ettiği vakittir. Secdede duâyı çok yapınız!." buyuruluyor.
Hadis-i Şerif:
"Secde eden, Allah'ın iki kademine (yânî celâl ve cemâli karşısında) secde eder." Böyle buyurulması insanların anlaması içindir.
Hâsılı: Secde eden kendisini bütün varlıklardan aşağı, tam bir mahviyetle tevhid ve ihlâs eşiğine düşürmüş olur.
Şurası mâlum olsun ki, insanın namazdaki hallerinden şeytana, secdeden daha ağır geleni yoktur. Zîra onun merdût oluşuna secde etmemesi sebep olmuştu... Şu halde secdenin uzun yapılması şeytanı mahzun, Mevlâ'yı memnun eder.
"Namaz, mü'min'in mîracıdır" hadis-i şerifince, kalb, semâvî yücelişe mâlik değilse, insan namazda şeytanın musallat olmasından kurtulamaz. Bundan secde müstesnâ... Çünkü şeytan, namaz kılanı secdede görünce, isyanını hatırlar, mahzun olur, ondan uzaklaşır.
Hadis-i Şerif:
"Âdemoğlu secde âyeti okuduğunda secdde eder ve İblis: «Ademoğlu secde ile emrolundu, secde etti cennetle v'ad olundu. Ben de secde ile emrolundum. Secde etmedim, bana da cehennem var» diye ağlayarak firar eder."
Secdede kalbe gelenler şeytandan değil, ya Mevlâ'dan, ya melekten veya nefistendir.
Namaz kılan, secdeden kalkınca bu hâl şeytandan gider, üzüntüsü kalmaz, namaz kılana tekrar vesvese vermeğe başlar.
Şâyet, huzur ve huşû ile kılarsa, yânî kalbi kıyam, kırâat, rükû ve secdelerde uyanık olur, tekbir ve kırâatlarda âhireti hatırlar, Allahü Teâlâ'nın kendisine nâzır olup, kalbindekileri gördüğünü düşünürse, vesvese kesilir. Bu tarz düşünce, kalbi vesveseden kurtarmanın mühim ilâcıdır.

TAHIYYÂT Tahıyyât, insanlara Rablerinden selâmdır.

TAHIYYÂT

Tahıyyât, insanlara Rablerinden selâmdır.
Hakkıyla namaz kılan kişi, söyleyeceğini iyi düşünmeli ve edeble konuşmalı.. Yânî söyleyeceğini bilerek, Peygamber S.A.V.'e ve sâlih kullara, gökte ve yerde Allah'ın kullarından bir ferd kalmamak üzere rûhî irtibat ve alâka ile selâm vermelidir.
Kâmil mü'min teşehhütte heybet ve celâl hâlinde olur, bulunduğu makamın kudsiyetini düşünür, İsm-i İlâhî'den feyz alır, kalben Cemâl-i İlâhî'yi müşâhede eder.
Tahıyyât okurken kabule sebeb olan "Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü..." (Sana selâm olsun ey Nebiyyi Zişân) mânâsıyla Rasûlüllah'a selâm verdiğini düşünür. Burada aradan yedibin perde kalkar.
Namazdan çıkarken, selâmdan evvel tekbir getirmek menduptur.