9 Aralık 2019 Pazartesi

TRODİNİZDEN G

TRODİNİZDEN GUATIRINIZDAN KURTULUN.
Guatr troid aynı toz 1 tatlı kaşığı zencefili 1 su bardağında çay gibi demleyin yudumu bekleterek ağzınızda için birazda ayırın günde 5 defa sürün boğazınıza troidin olduğu yere kuruyuncada ceviz yağı sürün 1 tatlı kaşığıda ceviz yağı için geçmiş olsun Rabbim şafi ismiyle şifa versin tüm hastalara saygılar
M.ulaş

AZGIN TEKE OTUNUN FAYDALARI


Azgın teke otu, cinsel gücü artıran önemli bir doğal kaynak. 40'dan farklı isimle anılan bu ot sadece cinsel hayata değil aslında birçok sağlık problemine karşı da şifa oluyor. İşte doğal kaynağı tüketmeniz için 10 sebep.
İktidarsızlık problemleri ile mücadele eden erkeklere iyi bir destekçi olan azgın teke otu kadınlar için de orgazm artırıcı bir bitki.
EKLEMLER İÇİN GÜÇ VERİYOR
Kemik ve eklem ağrılarını gideren, kemiklere güç veren azgın teke otu belirli bir süre kullanıldığında bu ağrıları gideriyor. Menopoz dönemi sonrasında kadınlarda meydana gelen kemik kaybının azaltılabilmesi için de fitoöstrojen içeren azgın teke otu faydaları değerlendirilebilir.
DİĞER FAYDALARI İSE;
Hafıza kaybına iyi gelir ve hafızayı güçlendirir.
Yüksek tansiyonu düşürmede en etkili doğal çözümlerden birisidir.
Kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etki gösterir.
Karaciğer problemlerinde doğal bir tedavi seçeneğidir.
Bronşit hastalığının belirtilerini hafifletmede kullanılabilir.
HIV/AIDS için en iyi önlem ve tedavi seçeneklerinden birisidir.
Osteoporoz gibi kemik sorunlarına karşı düzenli olarak tüketildiğinde etkilerini tam anlamıyla gösterebilir.
Bağışıklık sistemini kuvvetlendirici etkisi ile bilinir.
Erkeklerde sperm üretimini artırır
AZGIN TEKE OTUNUN YAN ETKİLERİ
Azgın teke otu dozajının kişilerin sağlık durumlarına, yaşlarına ve diğer birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebileceği söylenebilir. Bunun dışında an itibariyle azgın teke otunun bilimsel olarak kanıtlanan herhangi bir doz aralığının bulunmadığı da ek olarak belirtilebilir ve bu nedenle bu otu tüketmek isteyen kişilere ürünle ilgili bilgi sahibi olan satıcılardan destek almaları ya da bir eczacı veya uzman bir doktora danışmaları tavsiye edilir.alıntı

DİŞ ETLERİ SORUNUNUZDAN KURTULUN BOŞUNA DİŞLERİNİZDENDE OLMAYIN



1 tatlı kaşığı karbonat 1 tatlı kaşığı zerdeçal 2 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağını kafıştırın cam kavanoza koyun fındık kadar diş fırçasına alın diçlerinize ve diş etlerine fırçalayın 1 hafyada düzeliyor krsinlikle geçmiş olsun şifa olsun


M.ulaş

Selam Mustafa abicim,


Sayfanızı titizlikle takip ediyorum.Kantaron yağı kürünü gözlerime kullanmaya niyetliydim,2011 yılında gözlerime lasik operasyonu uygulandı.Tabiki kalıcı değil operasyon 8 sene içinde az da olsa yine miyopluk baş gösterdi, ama asıl sıkıntı yakını görmede uzun lafın kısası çok korkarak gözlerime ikişer damla sarı kantaron yağı damlattım müthiş bir yanma öyle böyle değil binpişman oldum gözyaşları burun akması dünyam karardı 8 dakika boyunca,son 7 dakika hafif yanma ve batma oldu dediğiniz gibi 15 dakika sürdü,bi kere başlamıştım devam ettim sonraki damlatışımda fazla yanma yakma yoktu ilki gibi değildi yani.Sonuç 3 gün sonra cep telefonumda gözlüksüz mesaj yazdım çok şaşırdım,en önemlisi o kadar net o kadar berrak görüyorumki artık herşeyi ,yanma bitene kadar devam.Allah sizden razı olsun abicim,zamanınızı ayırıyorsunuz bize hakkınızı helal edin.
Ufuk Tokmak.
ufuk Tokmak bey geri dönüşünüz için çok çok teşekkür ederim Helal olsun şifa Allahtan çok sevindim adınıza saygılar

OKUYALIMMMMMM LÜTFEN


Mustafa Ulaş
OKUYALIMMMMMM LÜTFEN
Günümüz de pek çok insan, modern tıbba sorgusuz sualsiz güvendiğinden veya sağlık konusunda ki bilgisizlik ve çaresizlik nedeniyle her türlü hastalık ve sağlık sorunların doktorların ellerine teslim ederler.
Halbuki yapılacak her türlü uygulamanın bütün riskleri sadece hastanın kendisine ait olacağından, her bireyin sağlık problemleri kendi sorumluluğunda olmalıdır.
Pek çok insan, tıbbın belirli uygulamalarının sağlıklarına zarar verebileceğini ya da daha iyi alternatiflerinin var olabileceğinin pek farkında değildir. Herhangi bir tıbbi tedaviye başlamadan önce faydalarını ve risklerini göz önünde bulundurun. Seçeneklerinizi, yapılacak işlemlerin size hangi faydaları sağlayacağını ve risklerini öğrenin.
Neden bu şekilde düşündüğüm sorusuna anlaşılır bir cevap olması açısından "Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta hocamızın, Adamın biri doktora gitmiş... Gidiş o gidiş!" adlı eserinde (Hayykitap yayınları, 6. Baskı 7. Sahifeden itibaren.) "modern tıbbın yanlışlarına dair" yazdıklarını sizlerle paylaşmak istiyorum:
"Modern tıbbın mutlaka düzeltilmesi gereken yanlışları, olumsuzlukları ve hatta günahları var. Hem de pekçok.
Her şeyden önce modern tıp ilaç endüstrisinin esiri olmuş durumda.
Neredeyse tüm kongreler, sempozyumlar, seminerler onların mali katkıları ile yapılıyor.
Tıbbi araştırmalar onların sponsorluğunda gerçekleştirilebiliyor.
Tıp dergileri onların verdikleri reklamlar sayesinde yayınlanabiliyor. Tıp dernekleri onların yardımları, destekleri sayesinde ayakta durabiliyor.
Mezuniyeti sonrası eğitim bile onların denetimi altında.
ilaç endüstrisi sponsorluk, promosyon, reklam konusunda -kendi çok sevdikleri deyimle söyleyelim- hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyor.
Modern tıbbın ilaç endüstrisi karşısında gazozuna ilaç konmuş kızlardan hiçbir farkı yok.
İlaç endüstrisi için daha fazla kar etmek adına her şey mübah.
Hastaların kendi pahalı medikal aletlerinden aldıran doktorlara ödül olarak yabancı gelin de sunulabiliyor.
Promosyon olarak doktorlar umreye de götürebiliyor.
Doktorlarla ilaç firması arasında basit bir tükenmez kalem, küçük bir bloknot veya bir kahve kupası ile başlayan seviyeli ilişkinin geldiği küresel seviye bu.
Bilimsel araştırmalar manipüle ediliyor.
Bir ilacın başka hastalıklar için etkili olmadığı sonucuna varan çalışmaların yayınlanmasının geciktirilmesi veya durdurulması, negatif sonuçların pozitif algılanmasını sağlamak için çalışmaların dizaynı ve verilerle oynanması, sonuçları nötralize etmek için negatif bulguların pozitif sonuçlarla harmanlanması bu oyunların bazıları.
Dünyanın en büyük ilaç üreticisine bilim dünyasını açıkça aldatmak ve bilimsel gerçekleri gizlemek gibi taammüden adam öldürmekten farksız çok ağır bir suçlama ile dava açılıyor.
Koruyucu ve önleyici hekimlik kitaplardan siliniyor.
Tedavi seçimi, süreleri, dozlar ilaç endüstrisinin kurmayları tarafından belirleniyor.
Hayatın menopoz, ergenlik, gebelik gibi dönemleri mutlaka ilaç alması gereken hastalıklara dönüştürülüyor.
Yeni ilaçlar için uydurma hastalıklar geliştiriliyor.
Birçok hastalığın şifasının tabiatta olduğu görmezden geliniyor.
Hastalar değil laboratuar bulguları tedavi ediliyor.
Teşhisi hekim değil laboratuar ve aletler koyuyor, hastaları hekim değil, robotlar ve ilaçlar tedavi ediyor.
Sağlık piyasalaşıyor, sağlık-hastalık para ile ölçülüyor.
Hasta-hekim ilişkisi satıcı-tüketici ilişkisine dönüşüyor. Tıp her geçen gün hızla ancak parası olanın faydalanabileceği dünyanın en çok kar getiren sektörlerinden biri haline dönüşüyor.
Tıbbın sadece bir bilim değil aynı zamanda sanat olduğu, içinde fizik de, kimya da, matematik de, biyoloji de, edebiyat da, felsefe de, din de, müzik de, sosyoloji de, psikoloji de bulunduğu unutuluyor.
Hastaların korkularının, endişelerinin, heyecanlarının... hiç dikkate alınmadan, onlarla hemhal olmadan, onların sadece bir obje olarak görünmesi de modern tıbbın bir marifeti.
Hastalık yoktur hasta vardır prensibi de, geleneksel tıbbın sıcaklığı, insancıllığı da rafa kaldırılıyor.
bitki tüccarının türemesi de bu yüzden."
Cuma gününün sağlık bilincimizin çoğaltılmasına vesile olması dileğiyle...
Saygılarımla,
Ümit Yurtkuran - Her Taraf Haber

Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) şöyle buyurmuştur;

Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) şöyle buyurmuştur;
“Yiyecek içecek kaplarının üzerlerini örtünüz, su kırbalarının ağız iplerini bağlayınız, bütün kapıları arkalarından kapayınız, yatsı vakti sırasında çocuklarınızı dışarıda hareketten men edip eve toplayınız. Çünkü o zaman cinlerin yayılması ve bir şeyi süratle alıp kapmaları vardır. Uyku sırasında kandilleri söndürünüz. Çünkü fasıkçık; yani fare, bazen yanan fitili çeker de ev halkını yakar.” (Buhari, C.7, H.no: 59 Kitabu Bedi’l Halk 120 S 3095)

Ali bin Ebu Talib’dan rivayet edilmiştir:
Resulullah (sav) buyurdu ki: ”Cinin gözleri ile Ademoğulları’nın avret yerleri arasında perde, Ademoğulları’ndan biri, ayak yoluna girerken onun; ‘Bismillah’ demesidir.” (Tirmizi, C.1, H.no: 603, s. 408)

Cabir’dan şöyle rivayet edilmiştir:
Resulullah (sav) Ashabına çıktı ve onlara “Er-Rahman Suresi”ni, başından sonuna kadar okudu. Ashab sustular.

Resul-i Ekrem (s.a.v.) buyurdu ki:
“Cinn gecesi, bu süreyi cinlere okudum ve onlar, cevap bakımından sizden daha iyiydiler. Çünkü ben, ‘Rabb’inizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?’ ayetine her geldiğimde, ‘Ey Rabb’imiz! Senin nimetlerinden hiç birini inkar etmeyiz ve sana hamd olsun!’ dediler.” (Tirmizi, C.5, H.no: 3507, s. 392)

İbn Mes’ud’dan:
Allah Resulü (sav) buyurdular ki: “Tezek ve kemikle taharetlenmeyin! Çünkü bunlar, cin kardeşlerinizin azığıdır.” (Rudani, C. 1, H.no: 503, s. 182)

Ebu Davud’un rivayeti:
Cin Heyeti, Allah Resulü (s.a.v.)’e geldiklerinde dediler ki: ”Ey Allah’ın Resulü! Ümmetini, kemik, tezek veya kömür ile taharetlenmekten menet! Çünkü Allah, bizim rızkımızı onlarda kıldı.” Bunun üzerine Peygamber, bizi bundan alıkoydu. (Rudani, C. 1, H.no: 504, s. 182)

Ebu Said’den şöyle rivayet edilmiştir:
Resulullah (sav) ”Muavvizeteyn (Felak ve Nas) sureleri ininceye kadar cin çarpmasına ve göz değmesine karşı Allah’a sığınırdı. Felak ve Nas sureleri inince; o iki sureyi aldı ve diğerlerini bıraktı.” (Tirmizi, C.3, H.no: 2315, s. 444)

Hadis imamları bize, İbni Mes’ud’dan (RA) naklediyorlar ki:
“Batn-ı Nahl denilen yerde, cinlerin hidayete erdikleri gece, cinleri gördüm. Sudan Kabilesinden Zut denilen uzun boylu insanlara benziyordular.”

Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.