16 Aralık 2019 Pazartesi

HAZRET-İ ALLÂH’IN MAĞFİRETİ DAHA BÜYÜKTÜR Hazret-i Âişe (radıyallâhü anhâ) vâlidemiz anlattı: Cübeyb bin Hâris (radıyallâhü anh), Resûlullah Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) yanına geldi ve: “Yâ Resûlallah! Ben çok günahkâr bir adamım.” dedi. Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem): “Allâh’a tevbe et ey Cübeyb.” buyurdular. “Yâ Resûlallah! Ben tevbe ediyorum, ama sonra tekrar günah işliyorum.” dedi. Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem): “Her günah işlediğinde sen yine tevbe et.” buyurdular. “Yâ Resûlallah! O zaman günahlarım çok olur.” deyince Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Ey Cübeyb! Allâh’ın affı senin günahlarından daha büyüktür.” (Ma’rifetü’s-sahâbe, Ebû Nuaym Isfahânî

Ilim Irfan Sofrası
Mezarlıkta Kur’an okumanın bir sakıncası yoktur.
Ali bin Mûs â Haddad diyor ki:
“Bir cenazede Ahmed bin Hanbel’in yanında bulunuyordum. Muhammed bin Kudametü’l Cevheri de bizimle birlikte idi. Ölü defnedildiği vakit ,gözleri ama olan bir adam gelerek Kur’an okumaya başladı. Ahmed bin Hanbel: “Mezar başında Kur’an okumak bid’attır.” deyince, o kimse Kur’an okumayı kesti. Oradan ayrıldıktan sonra, Muhammed bin Kudametü’l Cevheri, Ahmed bin Hanbel’e: “Mübeşşir bin Halebi’yi tanıyor musun?” diye sordu. Ahmet:
“Evet , itimada şayan bir zattır.” dedi.
Muhammed: “Bana, Abdurrahman bin Alâ Leclac’dan rivayet ettiğine göre:
Babası, oğluna: ” Öldüğüm vakit , mezarımın başında Bakara Sûresinin baş tarafı ile sonunu okuyun” diye vasiyet ettiğini söyledi. Bunun üzerine Ahmed bin Hanbel: “O halde o amayı çağırın da Kur’an’ı okusun.” dedi.”
Mezarları ziyaret etmenin, hem ziyaret edene, hem de ziyaret edilene (ölüye) faydası vardır. Ziyaret edene faydası, ölümü hatırlaması, bu yüzden de hayatına çeki düzen vermesidir. Ziyaret edilene faydası ise, dua etmek ve duadan faydalanmaktır. Mezarlığı ziyaret eden bir kimse; kabirde yatan kimsenin kendisi gibi, belki kendisinden daha da üstün olarak yaşadığını, nihayet günü gelip de ölü toprakların kendisini sinesine çektiğini, orada bedeninin nasıl da çürüyüp dağıldığını, kabrinin ya cennetten bir bahçe, ya da cehennemden bir çukur olduğunu düşünüp ibret alır ve kendisinin de gün gelip aynı şekilde mezara gideceğini, aynı haller ile karşılaşacağını düşünerek hazırlanır.
Ebû Bekir el Hüzeli oğlu Mitraf diyor ki:
Abdi Kays oğullarından yaşlı ve âbid bir kadın vardı. Gece olunca, sabaha kadar uyumaz, Allah ‘a secde eder, ibadette bulunurdu.
Gündüz olunca da, mezarları ziyaret ederdi. Kendisine, “Amma da çok mezarları ziyaret ediyorsun” dediklerinde, o kendisine bunu söyleyenlere karşı çıkışır ve şöyle derdi: “Katı kalp kuruduğu zaman, onu ancak mezarlarda çürümek yumuşatır. Ben is e mezarlığa gittiğimde, ölülerin mezarlarından çıktıklarını, toz toprak içinde olan yüzlerini, çürümüş bedenlerini görür gibi oluyorum.” diye cevap verirdi.
Ömer bin Abdülaziz, gece gündüz Rabbine ibadet ederdi. Öyle ki, bu ibadete gösterdiği gayret ve çabadan dolayı bitap hale fakih, Ömer’in yüzündeki ve rengindeki bu değişikliğe şaşarak: “Nedir bu halin?” demekten kendisini alamamıştı. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: “Ya benim öldükten sonraki hâlimi görsen ne derdin?” Birkaç gün sonra mezarımda, ziyaret edip de gözlerimin çıkıp yanaklarımın üzerine aktığını, dudaklarımın aralık kalıp, dişlerimi kapamadığını, açık kalan ağzımdan irin ve cerahatin akmakta olduğunu, karnımın şişip, göğsüm üzerine dayandığını, bağırsaklarımın döküldüğünü, burun deliklerimden irin ve kurtların çıktığını görseydin acaba ne yapardın? Kuşkusuz şu anda gördüğünden çok daha feci bir manzara ile karş ılaşırdın.”
Ölüyü övmek ve onu hayır dua ile anmak sünnettir. Nitekim bu konuda sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuş lardır:
“Sizden biriniz öldüğü vakit , onu bırakın ve aleyhinde dedikodu yapmayın.”

Cehennem nedir

Ilim Irfan Sofrası
Cehennem nedir
Bütün kâfirler münafıklar ile âsî müminlerin azab görmesi için yedi dereke olan bir azab evidir.

Hz. Ömer diyor ki: – Resulullah ile mezarlığa uğramıştık. Bir mezarın yanıbaşında durdu. Ağladı. Onunla birlikte bizler de ağladık. Resulullah dönüp bize: ” Niye ağlıyorsunuz?” diye sordu. Biz de: “Sen ağladın, biz de ağladık.” diye cevap verdik. Bunun üzerine Res ulullah Efendimiz bize: “Bu mezar, benim annem Amine’nin mezarıdır. Ziyaret i için Rabbimden izin istedim. Rabbim bana izin verdi. Affı için dua etme izni istedim. Bana izin verilmedi. Bu yüzden, anne sevgisi ile ağladım.” diye buyurdular.


Görüntünün olası içeriği: yazı

İMÂM-I A’ZAM EBÛ HANÎFE HAZRETLERİNDEN BAZI HAYAT DÜSTURLARI Her namazdan sonra Kur’ân-ı Kerîm okuyup zikrullah ile meşgul ol.

İMÂM-I A’ZAM EBÛ HANÎFE HAZRETLERİNDEN BAZI HAYAT DÜSTURLARI
Her namazdan sonra Kur’ân-ı Kerîm okuyup zikrullah ile meşgul ol. 
Kabirleri ve mübârek makamları ziyâret et.
Her ayın bazı günlerinde oruç tut.
Nefsinle mücâdele edip ilminle de amel et ki dünya ve âhirette ilminin faydasını göresin.
Elindeki dünya malına, vücûdunun sıhhatli olmasına güvenme. Onlardan hesaba çekileceğini de unutma. Ölümü de asla unutma.
Bütün işlerinde acele etmeyip temkinli, ihtiyatlı davran.
Konuştuğun zaman sesini çok yükseltme, ancak karşındakinin işitebileceği kadar konuş.
Günah işlenen bir yere gitme. Küfür ve bid’at ehlinden bir kimse ile bir arada bulunma. Mümkün ise onu dîne davet et.
Bir iş için danışana daima doğruyu söyle. Tamahkâr ve yalancı olma ki mürüvvetsiz olmayasın. Doğruyu yanlışa katma ki, ihânet görmeyesin. Doğruluk, düstûrun olsun.
Dünya malı değersizdir. Değersiz olan dünya malına karşı hırslı olma.
Yolda yürürken, sağına soluna fazla bakmadan önüne bakarak vakar ile yürü.
İlim ehli yanında hakîr olan dünyayı alçak tut ki, Hak Teâlâ’nın yanında daha üstün ve ebedî olan devlete eresin.
Münâzara usûlünü bilmeyen yahut sırf bir makam kapmak için insanlara türlü meseleler anlatan âlimlerle konuşma. Çünkü onlar, senden çekinmedikleri gibi seni küçük düşürmeye, mahcup etmeye çalışırlar. Senin doğruyu söylediğini bilseler bile yine sana muhâlefet ederler.
Anne, baba ve hocalarına hayır duâ etmeyi ihmal etme.
Halkı, Hakk’a meylettirip onlara âhireti hatırlat.

SEKİZ ŞEY SAHİBİNE ZİLLET GETİRİR: 1- Çağırılmadığı sofraya oturmak. 2- Ev sahibine âmirlik taslamak. 3- Düşmandan ihsan beklemek. 4- Kendisini davet etmeyen iki kişinin konuşmasının arasına katılmak. 5- Sultanı hakîr görmek. 6- Rütbesinden yüksek makama oturmak. 7- Sözünü dinlemek istemeyenlere konuşmak. 8- Ehil olmayanla arkadaşlık yapmak. (İmâm Gazâlî, et-Tibru’l-Mesbûk fî-Nasîhati’l-Mulûk)

Fotoğraf açıklaması yok.

Yüksek cennetlerin altında olan perde meleklerin çeşitlerini bildirir. Yüksek cennetlerin altında olan perde meleklerin çeşitlerini, denizleri, Hak’kın

Ilim Irfan Sofrası
Yüksek cennetlerin altında olan perde meleklerin çeşitlerini bildirir.
Yüksek cennetlerin altında olan perde meleklerin çeşitlerini, denizleri, Hak’kın hazinelerini, yedi göğün keyfiyetini ve he birinde sakin olan melekleri ve onların şekillerini ve tesbihlerini bildirir.
Ey aziz, malûm olsun ki, müfessirler ve muhaddisler ittifak üzere demişlerdir ki: Hak Teâlâ yüksek cennetlerin altında güneş ışığından yetmişbin perde icat etmiştir. Onların altında ay ışığından yetmişbin perde ortaya çıkarmıştır. Onların altında karanlıktan yetmişbin perde yaratmıştır. Bütün bu perdeler çeşitli meleklerden ibarettir. Onların altında taksim edilmiş rızıklar denizi vardır. Onun altında nimetler denizi vardır. Onun altında su denizi vardır. Onun altında hayat denizi vardır. Bütün bu denizler, Hak’kın nimetlerinden kinayedir.
Bu denizlerin altında yedi gök vardır. Bu, çiçekli nurdandır. Bir rivayette, kırmızı yakuttandır. Bunun izmi ariba’dır. Meleklerle doludur. Buradaki melekler adam suretindedir. Tesbihleri daima: “Sübhanallah ve bi hamdihi adade halkihi ve zineti arşihi ve midadi kelimatihi” dir. Onlar Hak Teâlâ’dan gayri kimseyi bilmezler. Birbirlerine dahi bakmazlar. Allah korkusundan ayakta durup, kıyamete kadar ağlarlar. Bunlara mukarrabin melekler, ruhaniyyin melekler, derler. Onların reislerinin ismi: Rakyail‘dir. Bu, yedi göğün bekçisidir. Bunların altında altıncı gök vardır. Taze incidendir. Buranın ismi: Raka‘dır. Buradaki melekler oğlan suretinde, yüzleri gülden tazedir. Hepsi Allah korkusundan rükûa gitmişlerdir. “Sübhane Rabbi külli şeyin” tesbihini dillerine vird etmişlerdir. Reislerinin adı: Kemhail‘dir. Bu, altıncı göğün bekçisidir. Bunun altında beşinci gök vardır. Kırmızı altındandır. Bunun ismi: Dineka‘dır. Buranın melekleri huri suretindedir. Bunların hepsi Allah korkusundan oturup kalmışlardır. Tesbihleri: “Sübhane hâlikunnur ve bi hamdihi” olmuştur. Reislerinin ismi: Semhail‘dir. Bu, beşinci göğün bekçisidir. Bunun altında dördüncü gök vardır ki, beyaz gümüştendir. İsmi: Erkalun‘dur. Buranın melekleri at suretindedir. Tesbihleri: “Sübhane melikil kuddüsi Rabbena ve Rabbil melaiketi ver ruh” olmuştur. Reislerinin ismi: Kakail‘dir. Bu dördüncü göğün bekçisidir. Bunun altında üçüncü gök vardır ki, sarı yakuttandır. İsmi: Mâun‘dur. Bunun melekleri kartal suretindedir. Tesbihleri: Sübhane’l-melik’el-hayyi’llezi ve lâ yemût” kelimesidir. Reislerinin ismi: Safdail‘dir Bu, üçüncü göğün bekçisidir. Bunun altında ikinci gök vardıry ki, kırmızı yakuttandır. ismi: Kaydum‘dur. Buranın melekleri deve suretindedir. Tesbihleri: “Sübhane zil izzeti vel ceberut” olmuştur. Reislerinin ismi: Mihail‘dir. Bu, ikinci göğün bekçisidir. Bunun altında birici gök vardır ki, yeşil zebercettendir. İsmi: Berkia‘dır. Buranın melekleri öküz suretindedir. Tesbihleri: “Sübhane zil mülki vel melekut” olmuştur. Buradakilerin reisinin ismi: İsmail’dir. Dünya göğünün bekçisidir. Bu, büyük ve güzel bir melektir ki, Mikail’in vekilidir. Yağmuru her yere taksim eden odur. Yağmur damlaları onun hesabıyle iner ve bulutlar onun sevkeylediği yere gider.
Yedi göğün kırmızı altından hesapsız kapıları vardır. Hepsi kilitlidir ve anahtarlarının ismi: Allahü ekber’dir. Her göğün reisinin desturuyle kapılarını kapıcıları açarlar. Yedi gökten her birinin kalınlığı ve yüksekliği beşyüz yıllık mesafedir. Her iki göğün arası beşyüz yıllık yoldur. Unutmamalıdır ki, yukarıda işaret olunduğu üzere yedi göğün tasnifini tekrarlamaktan murat, sayı ve mesafelerinin tayini değildir. Belki Allah’ın kudretinin büyüklüğünü beyandan kinayedir. Zira Allah’ın kudreti nihayetsizdir. Yedi göğün toplulukları ve şekilleri sahih rivayetler üzere çadırlar misali olup, yerin çevresinde bulunan ekiz kaf dağının yedisi üzerinde karar etmişlerdir. Sekizinci kaf dağı, dünya göğünün içinde yeri kuşatmıştır. Göklerin alt kısımları bu dağlar üzere nihayet bulmuştur.
Kaynak : Marifetname – Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

Cennet nimetlerinin hülasası ve o devlete nail olanı bildirir. Ey aziz, malum olsun ki, Hak Taala kutsî hadiste azametle şöyle buyurmuştur

Ilim Irfan Sofrası
Cennet nimetlerinin hülasası ve o devlete nail olanı bildirir.
Ey aziz, malum olsun ki, Hak Taala kutsî hadiste azametle şöyle buyurmuştur: “Ey insanoğlu! Sen dünyaya nice rağbet ve iltifat edersin ki, o fanidir. Nimetleri geçicidir, hayatı sınırlıdır. Gerçekten benim katımda, bana itaat eden insan için sekiz cennet hazırlamışımdır. Kapıları dahi sekizdir. Her bir cennette zaferandan yetmiş bin bahçe vardır. Her bir bahçede inci ve mercandan yetmiş bin belde vardır. Her bir belde içinde kırmızı yakutta yetmişbin saray vardır. Her bir sarayda zebercetten yetmişbin daire vardır. Her bir dairede sarı altından yetmişbin oda vardır. Her bir oda içinde sarı yakuttan yetmiş bin yatak vardır. Her bir yatak üzerinde süslü ipekten yetmiş bin döşek döşenmiştir. Her bir döşek üzerinde bir huri kızı ve her bir hurinin önünde sarı altından bir sini vardır. Her bir sinide renkli cevherlerde yitmişbin tabak vardır. Her bir tabakta başka çeşit yemek vardır. Her bir saray altında akan dört nehir vardır. Bunlardan biri su, biri süt, biri şarap, biri saf baldır. Her bir nehrin kenarında yetmiş bin ağaç vardır. Her bir ağacın yetmişbin çeşit meyvesi ve yetmişbin renk yaprağı vardır. Her bir ağaç üzerinde renkli kuşlardan yetmişbin çeşit kuş vardır. Her bir kuş yetmişbin çeşit sada ile bana tesbih eder. Benim itaatkar kullarıma bunlardan başka her bir saatte yetmişbin çeşit hediye bahşederim ki, ne gözler görmüş, ne kulaklar işitmiş ve ne gönüllerden geçmiştir. Cennetliklerin elbiseleri yetmiş kat cennet elbisesidir. Bunlar, incelik ve zerafetlerinden dolayı biribirini gizlemeyip, alttaki elbiselerin renkler pırıl pırıl olup, üsttekilerin renkleriyle karışarak ortaya çıkar. Cennetlikler, cennetlerden ne çıkarlar, ne de ölüm görürler; ne ihtiyarlar, ne gam yerler. Ne korku, ne hüzün çekerler. Ne namaz kılarlar, ne oruç tutarlar. Ne hastalanırlar, ne ağlarlar. Ne küçük su dökerler, ne büyük su; ancak gül suyu gibi ter dökerler. O halde, kim ki benim rızamı ve cennetimi isterse, dünyadan az ile kanaat edip, dünyanın gâni olan izzet ve lezzetlerini terk etsin. Habibime uyarak, onun yolunda gitsin.“
Beyt
Ebedî cennet nimetleri helaldir o kimseye
Elini dudağını sürmez cihan nimetlerine
Kaynak : Marifetname – Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri