16 Aralık 2019 Pazartesi

Cehennemin yedi tabakasını ve her birinin isimlerini ve oralarda bulunanları ayrıntılarıyla bildirir. cehennemin-yedi-tabakasini-ve-her-birinin-isimlerini-ve-oralarda-bulunanlari-ayrintilariyla-bildirir-marifetnameibrahim-hakkicehennemyedi-tabaka Yedi yerin durumlarını ve her tabakanın sâkinler

Ilim Irfan Sofrası
Cehennemin yedi tabakasını ve her birinin isimlerini ve oralarda bulunanları ayrıntılarıyla bildirir.
cehennemin-yedi-tabakasini-ve-her-birinin-isimlerini-ve-oralarda-bulunanlari-ayrintilariyla-bildirir-marifetnameibrahim-hakkicehennemyedi-tabaka
Yedi yerin durumlarını ve her tabakanın sâkinlerini,
cehennemin yedi tabakasını ve her birinin isimlerini ve oralarda bulunanları ayrıntılarıyla bildirir.
Ey aziz, malûm olsun ki, müfessirler ve muhaddisler ittifak etmişlerdir ki: Hak Taâlâ, kudretiyle yerleri birbirinin altında yedi tabaka yaratmıştır. Her yerin genişliği ve her iki yerin ara mesafesini beşyüz yıllık yol edip, hava ile dolu eylemiştir.
İlk tabakanın nâmı: Dimka‘dır. Kısır rüzgâr gibi havası nâhoştur. Onda bi çeşit yaratık vardır ki, Berşem nâmıyle meşhurdur. onlara hem hesap, hem azap vardır.
İkinci tabakanın adı: Celde‘dir. Onda cehennemlikler için azabın he türlüsü hazırdır. Buranın kavminin ismi: Tamas’ıdr. Birbirlerini yerler.
Üçüncü tabakanın ismi: Arka‘dır. Onda katır gibi akrepler vardır ki, kuyrukları mızraklar benzeridir. Her birinin kuyruğunda üçyüz boğum vardır ki, öldürücü zehir ile dolmuştur. Onun sakinleri bir hasis taifedir ki onlara: Kabes derler. Onların yiyeceği toprak, içeceği rutubettir.
Dördüncü tabakanın adı: Harba‘dır. Onda dağlar gibi ejderhalar vardır ki, kuyrukları uzun hurma ağacı gibidir. eğer birinin zehiri bahr-i muhite karışsa, denizdeki yaratıkların cümlesi helak olurlardı. Onun sâkinlerine: Cülhan deler. Onların ne gözleri, ne ayakları vardır, ancak iki kanatları vardır ki, uçarlar.
Beşinci tabakanın adı: melsa‘dır. kavminin adı: Muhtat’dır. Sayıları hesaba gelmez. Biribirlerini yerler. Orada kükürtten dağlar gibi taşlar vardır ki, kâfirlerin boyunlarına bağlayıp, cehenneme bırakırlar.
Altıncı tabakanın adı: Siccin‘dir. Cehennemliklerin amel defterleri oradadır. Sakinlerine: Kutata derler. Cümlesi kuş şeklindedir. Lâkin elleri adam eli gibi, kulakları öküz kulağı gibi, ayakları koyun ayağı gibidir. Onlar, melekle gibidir; yemezler, içmezler, uyumazlar ve cinsî ilişkide bulunmazlar. Daima Hak Taâlâ’ya ibadet ederler. Bir rivayette, ateşliklerin ruhları, kıyamete kadar orada hapsolmuşlardır.
Yedinci tabakanın adı: Ucba‘dır. Kavminin adı: Cüsum’dur. Cümlesi kısa boylu, siyah habeşli gibidir. Elleri ve ayakları, yırtıcı hayvan pençesi gibidir. Ye’cüc ve Me’cüc’ü onlar helak etseler gerektir. Halen, lânetlenmiş İblis, taraftarlarıyla onda sâkindir. Kendisi bir taht üzerinde oturur. Yandaşları etrafında saf saf durup, her biri yeryüzünde insanoğlunu sapıtmakla ettikleri fesat ve fitneleri, İblis’e arz ederler. Onlardan her kimin şer ve fesadı çok ve büyük ise; İblis onu yanına alıp, sahte övgüler düzüp, iltifat ederek yakınlarından sayar. Hak Taâlâ, Ümmet-i Muhammed’i onların şerlerinden korusun. Amin. Anlatılan bu yerin ortasında karanlıktan bir perde vardır.
Bu yedi tabaka yer, büyük bir meleğin omuzunda karar kılmıştır. Hak Taâlâ, yedi yer altında bulunan yeşil kaya, kırmızı öküz, büyük balık ve büyük denizden aşağıda kendi haşmetinden yedi tabaka cehennem yaratmıştır ki, birbirinden aşağıdadır. Her tabakanın arası beşyüz yıllık mesafedir. Cehennemin yedi kapısı vardır ki, her birinin içinde ateşten yetmişbin dağ vardır. Her dağda ateşten yetmişbin vâdi vardır. Her bir vâdide ateşten yetmişbin kale vardır. Her kalede ateşten yetmişbin ev vardır. Her ev içinde ipler, sandıklar, tokmaklar, topuzlar, zincirler, bukağılar, köpekler, yılanlar, zehirli akrepler, kaynar ve irinli sular, zehir ve zakkum emsali bin türlü azap vardır. Onda kara yüzlü, gök gözlü zebani melekleri vardır ki, cümlesi sağırdır ve onlarda merhamet duygusu yaratılmamıştır. Öyle çoktur ki hesabı yoktur. Hak Taâlâ, zebanilere bir büyük ve heybetli melek vekil etmiştir ki, ona Mâlik derler. Yedi cehennemin hâkimi ve kapıcısı odur.
İlk cehennemin adına: Cehennem derler ve azabı, ötekilerinden hafif, daha zariftir. Bu, Muhammed Ümmetinin âsileri için yapılmıştır.
İkinci tabakanın adı: Sair‘dir. Hıristiyanlar onda eserdir.
Üçüncü tabakanın adı: sakar‘dır. Yahudiler için kararlaştırılmış ebedî duraktır.
Dördüncü tabakanın adı: Cahim‘dir. Mürtedler ve şeytanlar için azabı elimdir.
Beşinci tabakanın adı: Hutame‘dir. Gayya kuyusu ondadır. Ye’cüc, Me’cüc ve kâfirlerin yeridir.
Altıncı tabakanın adı: Leza‘dir. Puta tapanlar, ateşe tapanlar ve sihirbazlar için hazırdır.
Yedinci tabaka ki, ta diptedir ve adı: Haviye‘dir. O, mülhitleri, zındıkları, yalancıları ve münafıkları kucaklayıcıdır. onun ateşi, harareti, azap ve şiddeti hepsinden üstündür. Cehennemin tabakalarının tümü, yedibin tabakadan ziyadedir.
(Allahım, bizi cehennem azabından koru; affınla ey bağışlayıcı!)
Kaynak : Marifetname – Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

*EVE GİRERKEN SELÂM VERMENİN FAZİLETİ* Ebu Ümame (r.a.), Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivâyet etti ;


Ilim Irfan Sofrası
*EVE GİRERKEN SELÂM VERMENİN FAZİLETİ*
Ebu Ümame (r.a.), Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivâyet etti ;
🔘 *Üç kimse vardır ki, onları cennete koymaya Allah -azze ve celle- kefildir*. ;
 “ _Biri, *Allah -azze ve celle- yolunda gazaya çıkan kimsedir*. Allah onu, canını alıp cennete girdirinceye kadar veya elde ettiği ecir ve ganimetle evine dönünceye kadar kefildir_.”
 “ _İkincisi, *Mescide giden kimsedir*. Allah Teâlâ onu canını alıp cennete girdirinceye kadar veya elde ettiği ecir ve ganimetle evine dönünceye kadar kefildir_.”
 “ _Üçüncüsü de *evine selâm vererek giren kimsedir*. Allah -azze ve celle- ona da *bol sevap vereceğine kefildir*_.”
[Ebu Davud, 294]
 “ _*Üç kimseyi yaşaşarsa rızkı verilip ihtiyaçları giderileceğini, ölürse cennete gireceğini Allah Teâlâ tekeffül etmiştir*. Bunlardan biri de *evine selâm vererek giren* kimsedir. *Allah ona kefildir*_.”
[İbn Hibban, 498]
 “ _Kim yemek yerken, dinlenirken, gecelerken *şeytanın yanında bulunmamasını arzu ediyorsa, evine girdiğinde selam versin* ve yemek yerken besmele çeksin_.”
[Teberânî]
🔘 Enes b. Malik (r.a.) der ki, Rasülullah (s.a.v.) bana :
 “ _Oğlum! *Ailenin yanına girdiğinde selâm ver ki*, sana ve ailene bereket olsun_”
[Tirmizî]
[Tergîb ve Terhîb]

Ölüm döşeğinde yatan hasta için,kelime-i şahadet,ÖLÜM ÖLÜM ANINDA SÜNNET OLAN HALLER Ölüm döşeğinde yatan hasta için en sevimli olan, y

Ölüm döşeğinde yatan hasta için,kelime-i şahadet,ÖLÜM
ÖLÜM ANINDA SÜNNET OLAN HALLER
Ölüm döşeğinde yatan hasta için en sevimli olan, yüzünde bir ağırlık ve çirkinlik olmaması, sakin ve huzur içinde bulunması, çokça şahadet getirip kalbinden Allah-ü Teala’yı çıkarmamasıdır.
Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
“Ölüyü üç şeyde denetleyiniz: Alnı terlediği, gözleri yaşardığı ve dudakları kuruduğu vakit . Bunlar, kulun kendisine inen Allah ‘ın rahmetidir. Boğazı sıkılmış gibi horladığı, yüzü kızarıp dudakları kuruduğu ve yağlandığı vakit ki, kulun bu halleri, biliniz ki, Allah ‘ın kendisine inen bir azabıdır.”
Ölüm anında kişinin dilinde kelime-i şahadet getirmesi, hayır alametidir.
Nitekim sevgili Peygamberimiz:
“Ölülerinize şahadet kelimesini telkin edin.” buyurmuştur.
Hz. Ömer diyor ki:
“Ölecek olan hastalarınızın başında bulunup onlara Allah’ı hatırlatın ve şahadet kelimesini telkin edin. Çünkü onlar, sizin görmediklerinizi görürler.”
Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
“Azrail, bir adamın canını almaya gitti. Kalbini yokladı, ancak kalbinde bir şey bulamadı. Sonra dilinde bir şey olup olmadığını anlamak için çenesini ayırıp baktı. Adamın dilinin tevhid kelimesini getirmekte olduğunu gördü.
Böylece o kimsenin getirdiği tevhid kelimesi sayesinde günahları af olundu.”
Ölmek üzere olan bir kimseye telkinde bulunan olanın vazifesi, telkinde fazla ısrar etmemesidir. Çünkü, hastanın dili dönmediği için şahadeti getiremez ve bundan ağırlanır ve kalbinde Allah”an başkası olduğu halde
ölmesinden korkulur. Kalbinde Allah”an başkası olmayan bir kimse için, ölüm ile sevgilisine (Allah’a) kavuşmak en büyük nimet olur.
Fakat kalbi dünya ile meşgul ve dünyaya bağlı olup, ona iltifat eden, onu zevklerinden ayrıldığına üzülen ve bu üzüntü halinde iken dilinin ucu ile kelime-i şahadet getiren bir kimsenin bundan göreceği fayda çok azdır.
(Allah ‘ın kabul buyurduğu ve fazlından muamele ettiği hariç.)
Ölüm anında sünnet olan diğer bir durum da, Allah’tan ümit kesmemektir.
Eşkaoğlu Vaile, ölüm döşeğinde yatan bir hastanın ziyaretine gider.
Hastaya:
“Allah’a karşı olan ümidin ne durumdadır?” diye sorar. Hasta:
“Günahlarım beni batırmış , yok olmak üzereyim. Ancak, buna rağmen Rabbimden ümidimi kesmem.” der. Bunun üzerine Vaile tekbir alır.
Oradakiler de Vaile birlikte tekbir alırlar. Vaile:
“Ben Resulullah Efendimizin: “Hz. Allah buyuruyor ki: Ben kulumun zannı üzereyim. Beni dilediği gibi düşünsün.” diye buyurduklarını işittim.” dedi.
Resulullah Efendimiz, bir gün ölüm döşeğinde yatmakta olan bir gencin yanına gider. O’na kendisini nasıl bulduğunu sorar. O genç de:
“Yapmış olduğum onca günahımdan korkuyorum, ama Rabbimden ümidimi kesmiyorum.” dedi.
Bunun üzerine sevgili Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
“Bu korku ile ümit , şu ölüm anında kimde toplanırsa, Allah-ü Teala, o kimseye umduğunu verir ve onu korktuğundan emin kılar.”
Sabit Bennani diyor ki:
“Bir kadının asabi ve hiddetli bir oğlu vardı. Kadın oğluna her seferinde öğüt verir ve: “Oğlum, bir gün gelecek bunlardan sorumlu tutulacaksın. O günü hatırla, bu kötü huylarından vazgeç.” derdi. Gerçekten de bir süre
sonra genç delikanlı, ölüm döşeğine yattı. O vakit , kadın oğluna şöyle dedi: ” İşte oğlum, ben, seni bugün için korkutuyordum. Bütün öğüt ve nasihatlerim bunun içindi.” Bunun üzerine genç oğul şöyle dedi: “Benim de kerem sahibi bir Rabbim var. Umarım ki, yapmış olduğum kusur ve günahlarımı bağışlar.”
Bu olay üzerine Sabit şöyle demiştir:
“Hz. Allah, ona hüsn-i zannı (Allah’tan ümit kesmemek) sebebiyle merhamet buyurdu.”
Bedevinin biri hastalanmıştı. Kendisine “ölüyorsun” dediklerinde, bedevi onlara: “Beni nereye götüreceksiniz?” diye sormuş . Onlar da: “Seni,
Allah’a götüreceğiz.” dediler. Bunun üzerine bedevi şöyle dedi: ” İyiliklerin yalnız kendisinden geldiği Allah’a gideceğime göre, bunda üzülecek ne var?”
Kaynak : Kimya-i Saadet – İmam Gazali

YEMEK VE ŞİFA Eğer yemek yedikten sonr

Hekim Alaattin Attar
YEMEK VE ŞİFA
Eğer yemek yedikten sonra hafif açlık hissediyorsanız, yeterince yemişsiniz demektir. Eğer iyice doyduysaniz kendinizi zehirlediniz demektir"

Başına dert ve bela gelen, Yunus Peygamberin duasını [L

Mustafa Arabacı
Başına dert ve bela gelen,
Yunus Peygamberin duasını [La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzâlimin] okusun!
Allahü teâlâ, onu muhakkak kurtarır.”
Hadis-i Şerif [Tirmizi]

Evin erkeği Hanımının gizli hallerini ve ayıplarını herkesten saklamalı, hanımı kızınca susmalıdır. Bu tavır onun pişman olup özür dilemesine sebep olur.

Görüntünün olası içeriği: bitki, çiçek, doğa ve açık hava

ASTİM NEFES DARLIĞI KOAH ın EN DOGAL İLACİ ÖRDEK ETİ Belirli bir yaşa gelince kısa mesafeleri merdivenleri gözümüzde büyütürüz 5 dakika 15 dakika dinleniriz vakti ile aldığımız sulukların mikropların neticesinde nefes darlığına yakalanmıştır astım nefes darlığının birçok ilacı vardır bunlardan en güzelinin en faydalısı nın en yan tesir sizin eti olduğunu söylersek abartmış olmayız