23 Ekim 2020 Cuma

İmam-ı Rabbânî (k.s.) : “şeâir-i İslam’ın garip kaldığı zamanlarda, İslami Hükümlerin öğretilmesi, hayırların en büyüğüdür.”

 Ehl-i Sünnet Hanefi

................... İmam-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri : “Bil-hassa şeâir-i İslam’ın garip kaldığı zamanlarda, İslami Hükümlerin öğretilmesi, hayırların en büyüğüdür. Öyle ki, başka niyetlerle milyonları infak etmek, dini hükümlerden bir hükmün öğretilmesine müsavi olamaz… Ancak infak, Dinî Hükümlerin takviyesi için olursa onun için büyük derece vardır.” ......[Mektûbât-ı Şerife, 48. Mektup]

Büyük Şafii müçtehidlerinden İmam-ı Şarani ks. ve İmam-ı Gazali ks. 5. mezhebi kurmak istediler ve rüyada ikaz edildiler.

  TÜRKMEN MELİKİNİN PEYGAMBER AŞKI ............

Türkmen Meliki Muzaffer, Nebi Aleyhisselâm’ın doğduğu ayın tamamını bayram ilân etmişti. O ayın gecesinde ve gündüzünde avâm, havas, beyler, herkese ziyafet veriyordu. Etraftan eşrâf ve âlimler de bu davet ve ziyafetlere iştirak ediyorlardı. Onun bu güzel hareketi ve hoş tavrı sınırlarının dışına taşmıştı. Sadık niyet ve yüksek bir himmet ile, Rasülüllah’a olan aşk ve muhabbetinden, hazinelerinden sahip olduklarının en güzellerinden sarf ediyordu. Masraflar hesap edildi; üç bin ibriz altını (gibi yüksek bir meblağ) a ulaşmıştı. Yine rivayet edildiğine göre, Hafız bin Dıhye Mevlidi Nebi kitabı yazdı. Melik Muzaffer’e bu kitabı hediye etti. O da bu hizmetinden dolayı kendisine bin dinar hediye verdi.


....... Efendimiz sav. “Nebiler nebisi”dir. Onun içindir ki bu durum ahirette zahir olur. Şöyle ki; Peygamberlerimizin tamamı Aleyhisselâm efendimizin Livası (bayrağı) altında olurlar. Ayrıca bu, dünyada da İsra (Mirac) gecesinde gerçekleşmiş, Efendimiz Enbiya (nın ruhuna) namaz kıldırmıştır.




İmam Şa‘rânî (k.s.) hazretlerinin beyanına göre, kıyamete yakın dört hak mezhebden yalnızca biri, yani Hanefî mezhebi kalacak.

 https://www.halisece.com/.../3693-amelde-hak-mezheplerin...

Ehl-i Sünnet mezhepleri içerisinde ne itikadî ne de amelî bakımdan Câferîlik ismiyle müsemma bir mezhep yoktur.

...... (Türkiyedeki) İstanbuldaki şii olan, Caferiler’in mezhepleri , uydurmadır, kaydırmadır, İmam-ı Caferi Sadık ks. hz.lerinin yolundan fersah-fersah uzaktır!. Caferiler, güya Silsile-i Sâdât (k. Esrarahum) hazeratının 4’üncü halkasını teşkil eden o büyük İmam Cafer-i Sâdık radıyallâhü anh’a (H. 83/M. 702–H. 148/M. 765) uyduklarını idda ederler. Fakat onunla ilgisi olmayan pek çok şeyi de ona isnad etmekten geri durmazlar.. Ehl-i Sünnet mezhepleri içerisinde ne itikadî ne de amelî bakımdan Câferîlik ismiyle müsemma bir mezhep yoktur. O isimle anılan söz konusu mezhep ve müntesipleri Ehl-i Sünnet hâricidir.

KIYMETLİ KARDEŞLERİM. BEN ACİZANE "HOCA" DEĞİLİM. EHL-İ SÜNNETE UYGUN SAĞLAM KAYNAKLARDA PAYLAŞIM YAPIYORUZ.

 

Hadis-i şerif : Kıyamette bir din adamı getirilip Cehenneme atılır. Cehennemdeki tanıdıkları ona, "Sen dünyada dinin emirlerini bildirirdin. Niçin bu azaba düştün?" derler. O da, "İnsanlara, günahtır, yapmayın" der, kendim yapardım. "Şu ibadeti yapın" der, kendim yapmazdım. Bunun cezasını çekiyorum" der. [Buhari]...... RABBİM CÜLEMİZİ. İLİM, AMEL, İHLAS SAHİBİ EYLEYE. İLMİ İLE AMEL EDENLERDEN EYLEYE..

 


Din istismarının

 Din istismarının ne suretle yapıldığına dair numunelerle dolu olan tarih, ancak Ehl-i Sünnet ipine dört elle sarılanların bu istismara alet olmadığına da şahittir. Ve İslâm tarihi içinde Müslümanları, bozuk fikirler ve sapık cereyanların tesirinden korumak hususunda Osmanlılar, müstesna bir yer tutar. Onlar için şeriata riayet, birinci derecede önemliydi. Şeriat dairesi dışında bir şey, kabul edilemezdi. Öyle ki bu hassasiyet, zaman zaman cihan sultanlarını bile kadı önüne çıkarmıştı. İslâm dairesinin kalkanı mesabesindeki Ehl-i Sünnet itikadı, her şartta ve her mecrada Osmanlı’nın savunuculuğunu yaptığı en büyük davaydı. Zira bu kalkanın delinmesi demek, bir sonraki adımda Müslümanların iki cihan saadetinden mahrum bırakılması demekti. Bu yüzden onlar, canları pahasına inançlarını ve itikatlarını her şeyden üstün tuttular. Kitaptan anlayana kitapla, kılıçtan anlayana kılıçla cevap verdiler. Bunu yaparken önlerindeki pusula ise, Ehl-i Sünnet’ti. Bu yüzden İran’la yaptıkları anlaşmaların vazgeçilmez maddesi, Ashâb-ı Kirâm’a dil uzatılmamasıydı. Asıl çizgiden uzaklaşmış Bektaşî tekkeleri bu sebeple kapatılmıştı..... YEDİKITA NİSAN. 2020.