25 Haziran 2019 Salı

1933 Hazin Ayasofya Camii Son Kadir Gecesi Namazı Canlı şahit...

1934 Ayasofya ibadete kapatılmadan önce Kadir Gecesi idrak edilmişti. 1933 yılında onbinler Ayasofya camiinde buluşmuştu..
1933 yılında Türkiye'de görev yapan ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Charles Sherrill, müzeye çevrilmeden önce Ayasofya'da ihya edilen son kadir gecesine dair düşücelerini yazmıştı.
Derin Tarih dergisinde yer alan habere göre büyükelçi Ayasofya’daki kadir gecesinde aldığı manevi hazzı günlüğüne şöyle yazmıştı:
Ayasofya kadir gecesi idrak edildi 1933
“On binden fazla Müslüman’ın, başka her şeyi unutup kendilerini bütün ruhları ve kalpleriyle kâinatın Yaratıcısına dua edişlerini seyretmek Müslüman olmayanlara dahi büyük bir heyecan verir. Burada yapılan dualar o insanların kalplerinden doğruca Allah'a ulaşmaktadır. Arada Hıristiyanların papazlarına benzer hiç kimsenin yardımı ve klavuzluğu olmadan doğrudan doğruya Allah'ına yakaran, O’nunla hemhal olan Müslümanların bu saati, ibadet heyecanının en yüksek noktasına vardığı, yüceleştiği saattir."
"Ben 23 Ocak 1933 günü akşamı Ayasofya’da gördüğüm bu ibadeti, oradaki Müslümanlarla birlikte duyduğum heyecanı Hıristiyanların yaptıkları hiçbir ibadet toplantısında görmediğimi, böylesine duygulu ve heyecanlı bir ibadete hiçbir yerde şahit olmadığımı rahatça söyleyebilirim. Bu ibadet sırasında, bu kalabalığın heyecanını harekete getirmek için ne belâgatle konuşan bir din adamı vardı, ne de bir müzik…”
AYASOFYA
Ey İslam'ın nuru, Türklüğün gururu Ayasofya!
Şerefelerinde fethin, Fatih'in şerefi,
Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!...
Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun?
Hani minarelerinden göklere yükselen,
Ta maveradan gelen ezanlar?...
Hani o ilahi devir, ilahi nizamlar?...
Ayasofya ses vermiyor,
Ayasofya bir hoş,
Ayasofya bomboş!...
Hani nerede?
Şu muhteşem minberde,
Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde,
Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?...
Ayasofya! Ayasofya!...Seni bu hale koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!...
Hani nerede?
Gönüllerden kubbelere,
Kubbelerden gönüllere
Gürül gürül akan Kur'an sesleri?...
Kur'an sesleri dindirilmiş,
Müslümanlar sindirilmiş!...
Allah-Muhammed-Hülafa-i raşidinin
İsimleri kubbelerden yerlere indirilmiş!...
Fethin, Fatih'in mabedinden kitab-ı mübini,
Bu ulu dini kaldıran kim?
Dinimize, imanımıza saldıran kim?
Mabedimin göğsüne uzanan namahrem eli,
Kimin elidir?!...
Söyle Ayasofya, söyle.
Seni puthane yapan hangi delidir?!...
Elleri kurusun, dilleri kurusun!
Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!...
Ayasofya,
Ey muhteşem mabet;
Gel etme,
Bizi terketme!...
Bizler, Fatih'in torunları, yakında putları devirip,
Yine seni camiye çevireceğiz...
Dindaşlarımızla,
Kanlı göz yaşlarımızla,
Abdest alarak secdelere kapanacağız,
Tekbir ve tehlil sadalarıboş kubbelerini yeniden dolduracak
İkinci bir fetih olacak,
Ezanlar bu fethin ilanını,
Ozanlar destanını yazacaklar...
Putperest Roma'ya yeni bir mezar kazacaklar, sessiz ve öksüz minarelerinden yükselen ezan sesleri fezaları yeniden inletecek! Şerefelerin yine Allah'ın ve O'nun sevgili peygamberi Hz. Muhammed'in aşkına, şerefine ışıl ışıl yanacak; bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!...
Bu olacak Ayasofya,
Bu muhakkak olacak...
İkinci bir fetih, yine bir ba'sü ba'delmevt...
Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,
Ayasofya, belki yarından da yakın!...
Osman Yüksel Serdengeçti
Görüntünün olası içeriği: yazı
10 TANE #ASPİRİN İKİ PARMAK KADAR #Kolonya NIN İÇİNDE ERİTİN ÜZERİNE ZEYTİNYAĞINI DÖKÜN, BİR LİMONUDA SIKIN KARIŞTIRIN BUZDOLABINDA 24 SAAT BEKLETİN VE AĞRIYAN YERLERİNİZE SÜRÜN.
DENENMİŞTİR VE BU KARIŞIMI BİR ORTOPEDİ DOKTORU SÖYLEMİŞ VE SÜREN KİŞİLERİN FAYDA GÖRDÜĞÜ KANITLANMIŞTIR.
Fotoğraf açıklaması yok.Görüntünün olası içeriği: içecekGörüntünün olası içeriği: içecekFotoğraf açıklaması yok.

24 Haziran 2019 Pazartesi

Steyr pancar suluyor ben balık tutuyorum

İlahi - Ya Resulallah Selam Aleyk

"O Şi'ra'nın da Rabbidir"

On binlerce yıldır, dünyadaki bazı milletlerin başına, başka gezegenlerden gelmiş başka insan türleri geçti. Bunu, günümüzde olduğu gibi gizlenerek, dış beden giyerek de yapmadılar. O zamanlar, açıkça gelmelerine ve dünya işlerine müdahale etmelerine izin vardı.
Böyle kişilerin dünyamızda hükümdarlık yapmalarından birkaç nesil sonra, bu milletlerin soyundan gelenler, her şeyi birbirine kattılar. Eskiden başlarına geçmiş olan başka dünyaların çok yüksek teknolojili insanlarını tanrılaştırdılar.
Antik Mısır'ın Firavunlarından bazıları da başka dünyaların insanıydılar. Günümüzde Ankebut Ağı'nın mensuplarının, Masonların, gizli Yahudilerin çok kıymet verdiği ve olağanüstü güçlere sahip olduğuna inandığı bazı kadim Mısır liderleri, dünyamızın insanı değillerdi. Onların zan ettiği gibi olağanüstü güçlere de sahip değillerdi. İlah da değillerdi, peygamber de değillerdi. Sadece olağanüstü teknolojiye sahiplerdi. Bu durum, Hindistanlıların büyük bildiği bazı kişiler için de böyle... Daha önce yazmıştım, dünya tarihinde çok önemli bir yeri olan Süleyman aleyhisselamın veziri Asaf bile Merih insanlarındandı. Vezir Asaf da tıpkı Süleyman peygamber gibi bilim ve teknolojide uçuk seviyede idi.
Dünya tarihinde, başka dünyalardan gelen uzaylı insanların sık sık tanrılaştırıldığı da oldu/yaşandı ama sadece kullar/insanlar değil, önem verilen bazı gök cisimleri de zamanla tanrılaştırıldı. Bazı milletler bu gök cisimlerini ilah bildi, taptı. Bunlardan biri de Sirius yıldızıdır.
Geçmişte çok yüksek sayıda insan Sirius yıldızını ilah bildi, ona taptı ve feci bir sona, sonsuz cehennem azabına gitti. Allah-ü teala bunu bizlere haber vermek ve tanrılaştırılan Sirius yıldızını yaratanın da kendisi olduğunu bildirmek muradı ile Kur'an-ı Kerim'de Necm suresi 49. ayet-i kerimesinde "O Şi'ra'nın da Rabbidir" buyurdu. Şi'ra yıldızı, günümüzde Sirius denilen ve iki yıldızdan oluşan ikili yıldız sistemidir.
Görüntünün olası içeriği: gece, gökyüzü, yazı ve doğa

23 Haziran 2019 Pazar

SIHHATLI YAŞAMAK IÇIN ÖGUTLER

Yeyiniz, iciniz fakat israf etmeyiniz
Kur'anı Kerim
-Hastalikların anası cok yemektir-

Hz. Muhammed (A.S.)
Allah'i anarak, namaz kilarak yediklerinizi eritiniz, Ye-
mekten hemen sonra uyumayınız, kalbiniz kararır.
Hz. Muhammed (A.S.)
Sihhat içinde yasamanızı Allah (C.C.) sever-.
Hz. Muhammed (A.S.)
-Ey Allah'in kulları! Tedavi olunuz. Çünku Allah, her der-
din bir şifasını indirmiştir. Ihtiyarlık hariç

Hz. Muhammed (A.S.)
Allah'tan dünya ve ahiret seådeti isteyiniz-.
Hz. Muhammed (A.S.)

Allah'in öyle kulları vardır ki (onlari) savaş meydanların-
da ölmekten esirger. Onları sıhhat içinde yaşatip sihhat içinde
öldürür. Fakat onlara şehitlik rütbesi verir

Hz. Muhammed (A.S.)
Sihhat insan için gizli bir hükümdarlıktır. Bir anlık sikıntı
ise bir senelik ihtiyarlıktır

Dávüd (A.S.)
Sişmanlıktan kaçının. Çünkü şişmanlık vücudu bozar, has-
talik getirir. Ibádete karşı insar
tembelleştirlr-

Hz. Omer (R.A.)
Senede bir defa vücuttaki artik maddeleri dişan aici ser-
bet içmek kadin ve erkek üzerine bir vecibedir.
Hz Muhammed (A.S.)

Vucudunuzu temiz tutunuz ki Allah da sizi temizlesin
Taberóni ibnl Omer'den.
Zararlı şeyden az yemek, faydalı seyden çok yemekten da-
ha lyidir-

Hipokrat
Sihhath yaşamaniz için bol uvuyunuz, yararli işler yapiniz
ve sinirlenmeyiniz-.

Hipokrat
Açlık iláçtir, hastalik ise üst üste yemektir-.
Haris b. Kelde
Yediginizi hazmetmeden tekrar yemekten çekininiz
ibni Sina

Hekim, hasta, hastalik bir üclüdür. Hasta hekimi dinler, de-
diklerini uygularsa ikisi birleşip hastaliğı yener. Çünkü iki kişi
birleşirse tek kişiyi yener
Hipokrat
Açlık, ilim ve fesahat, oburluk ise cahillik ve ahmaklık yag-
muru yağdırır
Eflátun

Harun Reşid dört devletin ileri gelen tib alimlerinden dört
hekimi huzuruna davet ederek onlara:
Bana her hastaliğı şifaya kavuşturacak birer iláç söyleyi-
niz. dedi.

Hindistanlı hekim
Bana göre siyah helile içmek her hastaliga şifadır..

BİR ZAMANLAR BATI VE TEMİZLİK

Osman Çelik
BİR ZAMANLAR BATI VE TEMİZLİK
1500’lerde İngiltere’de insanların çoğu senelik banyolarını Mayıs ayında yapıtıkları için Haziran’da evlenirdi.
Gelinler vücutlarındaki kokuyu bastırmak için ellerinde çiçek taşırdı.
Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sâhipti. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak da bebekler aynı suda yıkanıyordu.
Tuvalet ihtiyacı için bir küçük fıçı bulundurulur, gece herkes bu fıçıda ihtiyacını giderir, sabaha doğru sokaklara dökülürdü. Bu pislikten korunmak için yüksek topuklu ayakkabıları yaptılar. 548 odalı Louvre sarayı yapıldığında içinde tuvalet yoktu. Hâlen yurtdışındaki tuvaletlerde teharet musluğu yoktur.
İlk Osmanlı elçisi Fransaya gitmişti. Fransa kral sarayında tuvâlet yoktu, ihtiyaç gidermek için sarayın bahçesi gösterilmişti ki, elçi kabul etmedi ve alelacele bezle bir yer çevirtti ve orada hâcetini giderdi.
Bu fransa Osmanlı beni adam yerine koydu ve ilk elçisini bana gönderdi diye bir ay ulusal itibar bayrsmı ilan etti.
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: yazı

22 Haziran 2019 Cumartesi

"Minberimle evim arası cennet bahçesidir"(Hadisi şerif) Tabiki burada iki rekat namaz kılabilmek, duâ edebilmek çok değerli ve makbul. Onun için buranın halı renginin Allah'ın ve Resulünün sevdiği yeşil renkli halı ile döşenmiştir. Bir ömre hatırası:

Bir ömre hatırası:
Babusselamdan girerek koridoru takip edenler Efendimiz'in(s.a.v.) ve Hz.Ebu Bekir, ve Ömer (r.anhumâ) nin önünden geçerek selamlayip dışarı çıkarlar,ama makbul olan ziyarette,kabrin ayak ucu tarafında durmak ve yüz yüze olabilmektir.
Orada dikkatimi çeken;
Bazı hacılar babusselamdan çıkışında ki ayakkabı giyilen yerdeki yeşil haliflexler üzerinde namaz kiliyorlardi!
Sorduk neden burada naz kiliyorsunuz?
Cevap:
Bize yeşil halı üzerinde namaz kılmamız tavsiye edildi.!
Peki bunlar halı değil,haliflex,yeşil halının nerede olduğu size anlatılıp tarif ve tanıtım yapilmadimi?
Hayır yapılmadı.
Peki siz hangi şirketle geldiniz? Cevap: Diyanetle!!!
Ne kadar onlar adına üzüldük, hem de götürenler adına.
Onlara Eğer siz Hisar turizm in tecrübeli,bilgili,ilgili, hocalarıyla gelseydiniz,bu acınacak hallere düşmezdiniz.
Onlar hacı ve omrecilerini Türkiye'deki hac ve ömre seminerleri ile aydinlatip bilgilendirmeye başlıyorlar.
Burada her gün nereler ziyaret edilecekse oralarla ilgili teferruatlı malumatı bugün önceki sohbet toplantılarında veya gittukleri yerlerde yetkili ve tecrübeli Hatip hocaları vasıtasıyla bilgilendiriyorlar.
Bizde onlarla geldiğimiz ve aldığımız malumatlardan dolayı hem onlara hem Allah'a teşekkür ediyoruz.
Onlarla gelmesek,hac ve omrelerimizin kitabına uygun yapamiyacagimizi anlamış oluyoruz.
Haccın kitabını yazan İmamı âzam hz. Bile kendine rehber tutarak hac yaptıysa bizimde oraları iyi bilen anlatan hacı ve omrecisiyle ilgilenen rehberlere şiddetle ihtiyacımız vardır.
Daha önce yedi kere omreye giden sekizinci omresini bizimle Hisar turizm ile yapan bir hacı amcamizin (ismi bizde mahfuz)itirafı ne kadar manidardır.
Ben yedi kere omreye gittim,bu sekizincisi hepsine bedel oldu, çayca gidip yolca gelmişiz, bilinçsizce ve boşuna, demişti.!