Düzenli spor yap. Hatta işin ve meşgalen çok olsa bile. Bedenin hareket hâlinde olmalı, normal yürüyüş ve yüzme ile olsa dahi. Kaza namazlarını kıl bitir..
▪ *Dördüncü Öğüt:*
Yemeğini azalt. Yeme hevesini terk et. Çünkü çok yemekte hiç hayır yoktur. Kendini yemekten mahrum et demiyorum; miktarını azalt..
▪ *Beşinci Öğüt:*
Mümkün olduğu kadar özel arabanı az kullan. Camiye, çarşıya, misafirliğe veya başka herhangi bir yere yaya olarak gitmeyi çoğalt...
▪ *Altıncı Öğüt:*
Öfke ve sinirden uzak dur, kızmayı ve küsmeyi terk et, işleri zorlaştırma, rahatsız edici durumlardan kaçın. Tüm bunlar; sağlığını elinden alır,moralini bozar, psikolojini ve maneviyatını altüst eder..
▪ *Yedinci Öğüt:*
Hani derler ya; “Paranı bırak güneşe, kendin gölgede otur.” Yani; Para rahat ve huzurlu bir yaşam sürdürme miz için vardır, yaşayıp da sırf toplayalım diye var olmamıştır. Yani *paranın yeri “ceptir” “kalp” değildir.*
Biraz da kendin ve etrafında kiler için harca...
▪ *Sekizinci Öğüt:*
Ne birinin hasretini çek..
Ne yapamadığın bir işin hasretiyle yaşa.. Bilki.! Takdir olunandan başkası yoktur..
Hepsini aklından çıkarıp at, hatta kökten unut..
Bir tek günahlarını unutma istiğfar et..
▪ *Dokuzuncu Öğüt:*
Alçak gönüllü ol, hatta daha da mütevazi ol... Çünkü para, makam, güç, nüfuz,kibir, kendini büyük görme durumunda nimetlerin ve mülkün yok olup gider. Ancak mütevazı olduğunda herkes seni sever, Allah da senin kadrini yüceltir, makamını yükseltir. Sen kulsun.. rızık yiyicisin rezzak değilsin.. kırdığın Gönüller’i onar.. dûalar iste..
▪ *Onuncu Öğüt:*
Saçlarının ağarması ömrünün sonlarına yaklaştığın anlamında değil. Bilakis, daha güzel ve olgun bir hayatın başladığının göstergesidir. Pozitif ol...
Hatıralar oluştur, yolculuğa çık, güzel ve hayırlı şeylerle günlerini yaşamaya, gönlünü hoş tutmaya çalış..
▪ *Son Öğüt:*
Namazını asla ve asla terk etme. Çünkü namaz senin, ne servetinin , ne evladının ve ne da başka şeylerinin fayda sağlamadığı günün için kurtuluş reçetendir... Rabbinle gece münâcââtını, halvetlerini de çoğalt. Kur’ân okumaktan ve tefsirlerinden ayrı düşme. İlim,sohbet ve zikir meclislerinden asla ayrı durma.. Hemhal ol herdâim.. Arada bir anne-babanı yâd edip mezarlığa gitmeyi de ihmal etme...
▪Rabbimden, hepimiz için; hidâyet, takva, iffet, ğinâ, salih amel, hayr, ibadât, tâât, hizmet, hesene, sağlık, başarı, nimet, saadet, selamet, emniyet, nûr, huzur, afv ve mağfiretlerle dolu uzun ömürler.. cennetûl firdevs ve cemâli ilâhi diliyorum. Âmin.. Fiiemânillah..
(alıntı)
“Dünyâ hayâtı azdan daha azdır. Ona âşık olan, alçakların alçağıdır. O sihriyle bir topluluğu sağır ve kör eder. Böylece onlar ortalıkta şaşkın ve delîlsiz ortalıkta kalırlar.”
https://vimeo.com/tomorhoca
- Ana Sayfa
- İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
- Dini bilgiler
- Hatim duası Türkçe Hatim Duası
- Ahmet tomor hoca sohbetleri
- suleymaniye
- Ruhlar kabirde hep kalır mı?
- Şehitlik ve Fazileti
- İslami Eğitim
- ALLAH (C.C.) 'ÜN SIFATLARI
- Ahmet Tomor Hocaefendi Sohbetleri
- Veysel Gürler
- Umman'dan Şifâlar
- İSLAMİ BİLGİLER KİTAP SOHBET SEYRET MULTİMEDYA
- Safakat İslami Forumları
- sadakat.net
- Ehl-i Sünnet Hanefi
- HAVAS İLMİ-MÜCERREBAT-I İLAHİ ŞİFACILAR
- Sağlığımızın müthiş şifreleri Sayfadaki tüm bilgiler bilgi amaçlıdır kullanım tercihi size aittir önce araştırın inceleyin doktorunuza danışın saygılar
- Sayfa ve guruptaki bilgiler bilgi amaçlıdır araştırın araştırmadan doktorunuza danışmadan kullanmayın sakın saygılar hepinize m.ulaş
- MUHTASAR İLMİHAL | Fazilet
- İLİM BÖLÜMÜ
- İmam Suyuti Camius Sağir
- Dini Sorular Molla Cami dini sorular ve cevapları
- incemeseleler
- "Nazar, deveyi kazana, insanı mezara sokar."
- YAVRULARIMIZA ELİF CÜZÜ ÖĞRETELİM. BİZLERDE TEKRAR EDELİM...
- Hadis-i Şerif
- FAZİLET TAKVİMİ
- mektebun
- faydalı
- medine
- Zi tuva kuyusu...
- Ali Eren Hoca
- *FATİHA SURESİNİN SIRRI..*
- "Kişi sevdiği ile beraberdir."
- *FATİHA SURESİNİN SIRRI..*
28 Mayıs 2020 Perşembe
*{ Yaşları 35, 40, 50 ve yukarısı olanlar için bazı öğütler: }* ▪ *Birinci Öğüt:* Her yıl “hacamat” yaptır. Hatta hiçbir ağrı ve rahatsızlığın olmasa bile.. ▪ *İkinci Öğüt:* Sürekli “su” iç. Hatta susamasan ve su içme isteğin olmasa dahi. Çünkü sağlık sorunlarımızın birçoğu bedenimizdeki su eksikliğindendir.. ▪ *Üçüncü Öğüt:*
Mustafa Ulaş Dün, 12:22 · KARBONATTA ÖNEMLİ AYRINTI m.ulaş Karbonat kullananların dikketine şebeke suyu kullanmayın klorlu olduğundan karbonatı bozuyor tuz haline getiriyor tansiyonu yükseltiyor bilginiz olsun dikkat edin klorsuz su kullanın kaynak suyu kullanmaya çalışın ph yüksek olsun şifa Allah tan kul vesile saygılar
H.Ş : Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.
Efendimiz (S.A.V.) de güzel Kur’ânımızı güzel okuyan oldu mu onu huşû ile dinlerdi. Güzel Kur’anımızı güzel okuma hususunda Eshâbı Kiramın önde gelenlerden İbn-i Mes’ud (R.A) anlatıyor. “Bir gün Rasulullah (S.A.V) : “Ya İbn-i Mes’ud benim için Kur’an-ı Kerim okur musun?” dedi. Ben de “ Ey Allah’ın Rasûlü o Kur’ân-ı Kerim size nâzil oluyor, ben onu sizin huzurunuzda nasıl okuyayım?” dedim. Efendimiz (S.A.V.) “Ya İbn-i Mes’ud ben onu başkasından duymayı da çok severim, biraz okuyuver.” Buyurdular. Bende Nisâ Suresinden okumaya başladım. MEÂLİ: Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak ? (Nisa Suresi Ayet 41). Âyetine geldim ve bu âyeti de okudum. Bana “Ya İbn-i Mes’ud bu kadar kâfi” dedi. Okumayı bıraktım, baktım ki iki gözü iki çeşme olmuş mübârek gözlerinden dökülen yaşlar âdeta sakalı şerifini ve elbisesini ıslatıyordu.” (İmanın Şubeleri Sh.106)
Allah dostlarından Sâlih-i Merri Hz.leri diyor ki “Rüyamda Kur’ân-ı Kerimi Rasûlü Ekremin huzurunda hatmettim. Rasûlü Ekrem (S.A.V.) : “Ya Sâlih! Kur’ân-ı okudun, fakat gözyaşın hani” buyurdular. (İhya C1 Sh. 785)
Hasan Bozkurt
PEYGAMBERİMİZE Mİ’RAC’DA ALLAH TEALA'DAN BEŞ VASİYET Âlemlerin Rabbi olan Mevla-yi zû'l-Celâl ve'l-Kemâl hazretleri Mi'rac gecesi Habibi'ne beş vasiyette bulunmuştur: 1. Kalbini dünyaya bağlama: Çünki dünyayı senin bekan (orada devamlı kalman) için halk eylemedik. 2. İnsanlardan bir şey bekleme: Sen ne isteyeceksen, Rabbinden iste. O sana kâfidir. 3. Hayy ve kayyûm olan Allah’tan başkasına istinad edip / dayanıp, sakın güvenme: Çünki onların hepsi fanidir. 4. Halka ve dünyaya meyledip, aralarına karışma: Onlardan kalben daima uzak ol, uzakta dur, benimle ol. 5. Salat-i Teheccüd’e devam et. (1) Ebu Hureyre (r.a.) hazretleri demiştir ki: “Beş şey kime nasip olursa, o kimse şu beş şeyden mahrum olmaz: 1. Bir kimseye Allah’ın nimetlerine şükretmek nasip olursa, o kimse mutlaka daha fazla nimete mazhar olur. Çünki Hz. Allah, “Andolsun, eğer siz nimetime şükr ederseniz, ben de size nimetimi arttırırım.” buyuruyor. (2) 2. Kim ki musibete sabrederse, karşılığında ona mutlaka sevap-mükâfat vacip olur. Zira Hz. Allah buyuruyor ki: “Ancak Allah yolunda sabredenlere mükafat(lar)ı hesapsız ödenecektir.” (3) 3. Kime günahlara tevbe etmek nasip olursa, ona tevbenin kabulu ve ilahi mağfiret hasıl olur. Zira Cenab-ı Hak, “O Allah’tır ki, kullarından tevbeyi kabul buyurur, kötülükleri-günahları afv eder ve O bütün yaptıklarınızı bilir.” buyuruyor. (4) 4. Allah’a dua ve iltica etmek kime nasip olursa, o kimse de er veya geç icabetden mahrum kalmaz. Çünki Hz. Allah, “Bana dua edin, ben de size karşılığını vereyim.” buyuruyor. (5) 5. Kim ki muhtaçlara, zayıflara yardım ederse, karşılığını mutlaka görür; Allah onu asla mahrum bırakmaz. Çünki Hz. Allah, “Her neyi hayra harcarsanız, Allah onun arkasından (dünyada ve ahirette) size karşılığını mutlaka verir.” buyuruyor. (6) Sebe’ suresi, 39; Tenbihu’l-Gafilin Tercümesi, C. 2, S. 599.
PEYGAMBERİMİZE Mİ’RAC’DA ALLAH TEALA'DAN BEŞ VASİYET
Âlemlerin Rabbi olan Mevla-yi zû'l-Celâl ve'l-Kemâl hazretleri Mi'rac gecesi Habibi'ne beş vasiyette bulunmuştur:
1. Kalbini dünyaya bağlama: Çünki dünyayı senin bekan (orada devamlı kalman) için halk eylemedik.
2. İnsanlardan bir şey bekleme: Sen ne isteyeceksen, Rabbinden iste. O sana kâfidir.
3. Hayy ve kayyûm olan Allah’tan başkasına istinad edip / dayanıp, sakın güvenme: Çünki onların hepsi fanidir.
4. Halka ve dünyaya meyledip, aralarına karışma: Onlardan kalben daima uzak ol, uzakta dur, benimle ol.
5. Salat-i Teheccüd’e devam et. (1)
Ebu Hureyre (r.a.) hazretleri demiştir ki: “Beş şey kime nasip olursa, o kimse şu beş şeyden mahrum olmaz:
1. Bir kimseye Allah’ın nimetlerine şükretmek nasip olursa, o kimse mutlaka daha fazla nimete mazhar olur. Çünki Hz. Allah, “Andolsun, eğer siz nimetime şükr ederseniz, ben de size nimetimi arttırırım.” buyuruyor. (2)
2. Kim ki musibete sabrederse, karşılığında ona mutlaka sevap-mükâfat vacip olur. Zira Hz. Allah buyuruyor ki: “Ancak Allah yolunda sabredenlere mükafat(lar)ı hesapsız ödenecektir.” (3)
3. Kime günahlara tevbe etmek nasip olursa, ona tevbenin kabulu ve ilahi mağfiret hasıl olur. Zira Cenab-ı Hak, “O Allah’tır ki, kullarından tevbeyi kabul buyurur, kötülükleri-günahları afv eder ve O bütün yaptıklarınızı bilir.” buyuruyor. (4)
4. Allah’a dua ve iltica etmek kime nasip olursa, o kimse de er veya geç icabetden mahrum kalmaz. Çünki Hz. Allah, “Bana dua edin, ben de size karşılığını vereyim.” buyuruyor. (5)
5. Kim ki muhtaçlara, zayıflara yardım ederse, karşılığını mutlaka görür; Allah onu asla mahrum bırakmaz. Çünki Hz. Allah, “Her neyi hayra harcarsanız, Allah onun arkasından (dünyada ve ahirette) size karşılığını mutlaka verir.” buyuruyor. (6) Sebe’ suresi, 39; Tenbihu’l-Gafilin Tercümesi, C. 2, S. 599.
“Eğer şükrederseniz artırırım”
Rabbimiz Hak celle ve alâ buyuruyor ki,
"وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ ۖ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِي لَشَدِيدٌ
Meali: (Düşünün) hatırlayın ki Rabbiniz size: ‘Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artırırım… ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz / muhakkak ki benim azabım çok şiddetlidir! diye ilan etmiş/bildirmişti." (İbrahim suresi, 7)
Ulemânın ve evliyânın büyüklerinden İbn-i Atâ hazretleri (d?-v. H. 311 veya 319), bu ayet-i celileyi şöyle tefsir etmişlerdir:
“Eğer sizler benim hidâyetime şükrederseniz, ben de size hizmetimi artırırım, ihsanımı bol yaparım. Eğer hizmetime şükrederseniz, ben de size müşâhedemi artırırım. Şayet müşâhedeme şükrederseniz, ben de size velâyetimi (dostluğumu) artırırım. Eğer sizler velâyetime şükrederseniz, ben de size ru’yetimi (Cemâlimi görmeyi/seyretmeyi) artırırım.” [Hikemü’l-Ataiyye: el-Muhkem fî Şerhi’l-Hikem, Tercüme ve Şerh: Kastamonulu Balıklızâde Ahmet Mahir Efendi]
***
Tefsirde geçen mefhumların/kavramların açıklamasına gelince…
Dilerseniz öncelikle şükr’ü ele alalım.
Şükür: Kelime olarak teşekkür, nimeti dile getirme manalarınadır. Tasavvuf lisanında ise;
a) Yapılan iyiliğin makbule geçtiğini dile getirme, iyiliği yapanı övme, demektir. (Ta’rifat-ı Seyyid Şerif Cürcânî) Yani kul, Allah’ın lutuf ve nimetlerini dile getirir, onu överse şükretmiş olur.
b) Nankör olmamaktır. (Nankörlük, küfrân-ı nimettir; yani nimetin kıymetini bilmemektir.)
Şükürde üç esas vardır: İlim, hâl, amel. Yani nimeti bilme, nail olunan nimetten ötürü sevinme, nimete karşılık olarak yapılması gerekeni dil, beden ve kalp ile yerine getirme... Allah’ın nimetini dile getirme, bu nimeti ibadette ve sevap kazandıran işlerde kullanma, iyiliğe ve hayra niyetlenme gibi… Bir organın şükrü onunla günah değil, sevap işlemektir.
Şükür, nimetten evvel onu vereni düşünmektir.
Şükür sızlanmamaktır.
Şükür sevap, şekva (yakınmak, şikayette bulunmak) ise günahtır.
Şükredene şâkir, şükürden âciz olduğunu idrak edene şekûr denir. Cenab-ı Hak buyuruyor ki:
اعْمَلُوا آلَ دَاوُودَ شُكْرًا ۚ وَقَلِيلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ
Meali: “(Ey) Davud ailesi!.. Amel edin, şükür için çalışın (verdiğim ni’metleri yerli yerinde ve gereği gibi kullanın)... Kullarımdan, şükürden âciz olduğunu idrâk eden çok azdır”. Şükür, nimetin artmasına vesile olur. (el-Gazali, İhya, IV, 78; Kuşeyri 313)
***
Bir başka ifadeyle şekûr; çok şükreden, bütün gücünü şükretmeye harcayan; kalbi, dili ve diğer organları hem itikad, hem itiraf, hem çalışmakla ve çoğu zamanda şükür ile meşgul olandır.
İbnü Abbas'tan (r.anhüma) bir rivayette şekûr, ‘Bütün durumlarında şükredendir’ diye anlatılmıştır.
Neml Sûresi'nde geçtiği üzere,
وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَىٰ وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ
Meali: Ey Rabbim! Bana, ana-babama lutfettiğin nimetine şükretmemi ve senin razı olacağın iyi işler yapmamı bana ilham et. Rahmetinle beni de salih kullarının arasına koy." (Neml, 27/19) duasını vird edinmiş olan Süleyman (a.s.), o az olan şekûr kullardandır.
Rivayet olunuyor ki Hz. Ömer (r.a.) bir adamın,
"Allâhümmecalnî mine’l-kalîl, birahmetike yâ erhamerrâhimîn: Ey rahmet edenlerin en merhametlisi olan Allah’ım, beni o azdan kıl." diye dua ettiğini duymuş:
- "Bu nasıl dua!" diye sormuş. O zat,
"İşitiyorum ki, demiş, Allah ‘Kullarım içinde çokça şükreden azdır’ buyuruyor. Beni de o azlardan kılmasını istiyorum." Bunun üzerine Hz. Ömer,
- "Herkes Ömer'den daha âlim/bilgili" demiş. [Elmalı’lı, Hak Dini Kur’an Dili ilgili ayet tefsiri]
***
Hidayet: Maksada giden yolu gösterme, gayeye vardıran yolu tutma. (Tarifat) Hâdî ise rehber ve mürşid anlamına gelir. Hâdi-i ezel: Ezelde hidayete erdiren demektir.
Bakınız divan şairimiz Nâbi ne güzel söylemiş:
"Bulmaz reh-i Hakk’ı (Hak yolu) meğer ol kimse ki ona
Tevfikini Haadi-i ezel rehber eyler (Bulmasında / başarmasında Cenab-ı Hak kılavuzluk eder)"


