19 Nisan 2020 Pazar

ARAPÇA NEDEN DEĞERLİDİR.??? İmam Münâvî'nin (rh.) Feyzu'l-Kadîr isimli hadis kitabında İbni Abbas'tan (r.anhuma) şu mealde rivayet edilmiştir: أحبوا العرب لثلاث لأني عربي والقرآن عربي وكلام أهل الجنة عربي

ARAPÇA NEDEN DEĞERLİDİR.??? İmam Münâvî'nin (rh.) Feyzu'l-Kadîr isimli hadis kitabında İbni Abbas'tan (r.anhuma) şu mealde rivayet edilmiştir: أحبوا العرب لثلاث لأني عربي والقرآن عربي وكلام أهل الجنة عربي
"Üç hasletten dolayı Arab’ı seviniz; çünkü ben Arab’ım, Kur'ân-ı Kerim Arapça olarak nazil olmuştur, Cennet ehlinin konuştukları dil Arapçadır." [A.g.m. ve e., 1, 178, Hadis no: 225]
Bazılarının bu hadisle alakalı olarak ‘zayıf’ demelerine kulak asmamak lazım. Ehlince malum olduğu üzere, ‘zayıf’ tabiri, bir usûl-i hadis mefhumudur. Onun da kısımları vardır. Kaldı ki ‘zayıf’ bile olsa bu noktada bir sıkıntı olmaz. Zira zayıf hadisle mutlak olarak amel caizdir. Bu bir... İkincisi, itikadî esaslar ve dinî hükümler (haram-helal mevzuları) dışında, amellerin faziletleri gibi hususlarda (çok zayıf ya da mevzû olmamak kaydıyla), zayıf hadislerle de amel edilebilir. Bunda dinen herhangi bir mahzur söz konusu değildir, dedikten sonra tekrar sadedinde olduğumuz meseleye dönebiliriz.
Arapça; belâgat, edebiyat, fesâhat ve zenginlik bakımından dünya dillerinin en güzelidir. Aynı zamanda ses, âhenk ve cümle yapısı bakımından da diğer diller arasında apayrı bir yeri vardır. Âlemlerin Rabbi olan Mevlâmız kendi kelâmı Kur'ân-ı Kerim’i Arap lisanıyla indirmiştir. Rasûl-i Zîşân Efendimiz (s.a.v.) de zaten bu dili konuşuyordu; yani kendi milletinin, kendi kavminin lisanını...
Bu hadis-i şerifi bazı âyetler de tasdik ve te’yid etmektedir. Meselâ;
"Ve muhakkak ki bu (Kur'an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir. (Rasûlüm! Sana) Onu Rûhu'l-emin (Cebrail) indirdi. Münzirlerden (insanları uyarıcılardan) olasın diye, senin kalbin üzerine, apaçık parlak bir Arapça lisan ile.” [Şuarâ suresi, 192-195]
"Biz, her peygamberi, ancak (mensubu) bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın. Bu itibarla Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidâyete erdirir. O her şeye galibdir, hükmünde hikmet sahibidir.” [İbrahim suresi, 4] âyet-i kerimeleri de Rasûlullah Efendimizin (s.a.v.) kendi kavmi olan Araplara kendi dilleriyle tebliğde bulunduklarını bildirir.
Evet; Kur'ân'ın dili, Hâtemü’l-enbiya / son Peygamber Hazret-i Muhammed Mustafa'nın (salavâtullâhi ve selâmuhu aleyhim ecmaîne ve alâ Nebbiyâ hâssah) konuştuğu lisan Arapça olunca, Cennet ehlinin dilinin de Arapça olacağı şüphe götürmez bir gerçek olur. Hz. Âdem (a.s.) de yeryüzüne indirilmeden önce Cennet’te bulunduğu zamanlar Arapça olarak konuşurdu. Ve yine bu dil Sevgili Peygamberimizden (s.a.v.) başka diğer peygamberlerden bazılarının da konuştuğu dildir. Meselâ, Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. İsmail, Hz. Salih, Hz. Şuayb (aleyhimüsselâm) de Arapça konuşuyorlardı.
Ayrıca İmam Kastalânî (rh.) Mevâhib-i Ledünniye'sinde, Hz. Âişe validemizden (r.anha), "Cennet ehli Muhammed Aleyhisselâmın diliyle konuşacaklar" [C. 1, S. 276] mealinde bir rivayeti de zikreder.
S o n s ö z
Hadis-i şerifteki "Arab’ı seviniz" ifadesini gayet tabii ki mutlak olarak anlamamak lâzımdır. Çünkü, her zaman her kavimde bulunduğu gibi, Araplar içinde de gayrimüslimler olmuştur. Binaenaleyh insanların sadece Arap ırkına mensup olmaları, Arapça konuşmaları onları sevmeye kâfi gelen hususlar değildir. Hadiste yer alan beyandan maksat; Müslüman olan, dinini yaşayan, Rasûlullahın (s.a.v.) yolunda ve izinde olan, bid’at ve dalâlet ehlinden olmayan Araplardır. Zaten bunlar din kardeşimizdir. Onları din kardeşimiz olarak sevdiğimiz gibi, ayrıca bunlar Kur'an-ı Kerim’in, Rasûlullah Efendimizin (s.a.v.) ve Cennet’in lisanını konuştukları, saff-ı evvel (sahâbe, ilk Müslümanlar) olarak İslâmiyeti yaydıkları, İslâm’a hizmette tekaddüm ettikleri için de elbette ki diğer milletlerden farklı olarak bir derece daha üstün sevgiye lâyıktırlar. Alıntı[Halis Ece]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder