Bir de tıraşlarda uyulması gereken hususlar da vardır. Bunlardan biri; başın, alâbros-malabros gibi, Amerikan tıraşı gibi olmamasıdır; çünkü tıraşta, başın bir tarafını alıp bir tarafını almamak asla caiz olmaz. Saçlar aynı seviyede olacak. Öbürü de, başka milletlerin / gayrimüslimlerin tıraşlarına özenip bu yolla onlara benzemeye çalışmayacak. Yani onlara uymak maksadıyla onlar gibi tıraş olmayacak. Ayrıca kadınlara da benzemeyecek. Teşebbühten kaçınacak. Nitekim hadis-i şeriflerde bu mevzuda şu mealde ikazlar görmekteyiz: ‘Kadınlardan erkeklere benzemeye uğraşanlara, erkeklerden de kadınlara benzemeye uğraşanlara Allah lânet etti!’ [Bkz. Fethu’l-Bâri, Sahih-i Buhari Şerhi, 10, 332] Yani her cins her haliyle kendine mahsus özelliklerini kesin sınırlarla korumalı, asla cinsiyetini şaibe altına sokacak giyim-kuşam, tutum ve tavırlara sapmamalıdır! Bu ölçüler dairesinde saçın uzunluk ve kısalığına bakacak olursak şunları söyleyebiliriz:
Uzun saç kadında zinettir, onun süsüdür. Yani kadının özelliğindendir. Bundan dolayı kadın saçlarını uzatır, erkek ise kadına bezemeyecek şekilde kısaltır. Kadının saçlarını uzatması, başörtüsü altında koruyacak kadar olur. Erkeğin saçlarını uzatması ise omuzlarını geçmeyecek şekilde kalır.
Ancak İmam Gazalî (k.s.) hazretleri buyururlar ki; ‘Bizim zamanımızda saç uzatmak Râfızîlerin-Şîîlerin alameti hâline geldi. Onun için biz kesmeyi tercih ettik’.
Günümüze gelirsek, bu gün de ekseri Müslümanlar uzun değil kısa saçı tercih etmişlerdir. Hâl böyle olunca, ekseriyete uymanın daha münasip olacağı görülür. Fakat Peygamber Efendimize (s.a.v.) tebaan saçını sünnet ölçüleri çerçevesinde uzatanların da, ‘niçin uzattın’ diye itham edilmemesi gerekir. Meseleyi şerîatın umumi manadaki geniş penceresinden değerlendirdiğimizde bu neticeyi görürüz.
Takvâ zaviyesinden / perspektifinden baktığımızda ise karşımıza çıkan husus şudur:
İçinde bulunduğumuz toplumun yadırgayacağı, değişik gözle bakıp farklı değerlendirebileceği, yanlış anlaşılmalara sebep olacağı… Kısacası her seferinde muhataplarımıza bir açıklama yapma gibi bir sıkıntıya maruz kalabileceğimiz için, tıraşta da, giyim-kuşamda da, tavır ve tarzlarımızda da o cemiyetin-caimanın kıstaslarına uymumazın muvafık ve münasip olacağı açıktır. Tasavvufî usûl ve âdap bunu gerektirir.
Elbette ki bu sözlerimiz böyle değerlendirmelere değer verenler içindir. Kendi değerlerini kendileri koyup başka değerleri tanımayanlar için söylenecek sözümüz olamaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder