23 Nisan 2020 Perşembe

SÜNNETİ İHYÂNIN FAZİLETİ İmâm-ı Rabbânî Hazretleri Mektûbât-ı Şerîfe’sinde şöyle buyuruyor:


“Saâdetli dostlarımıza yapacağım nasihat: Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimizin sünnet-i seniyyelerine tâbi olmaları ve râzı olunmayan bid’atlerden kaçınmalarıdır. Zîrâ her kim kendisiyle amel edilmeyen sünnetlerden birini ihyâ ederse onun için yüz şehit sevâbı vardır. Sünnetler böyle olunca farzlardan bir farzı veya vâciplerden bir vâcibi ihyâ edenin elde edeceği mükâfat nasıl olur (siz düşünün).
Hanefî âlimlerinin ekserisine göre vâcib, İmâm Ebû Yûsuf ve İmam-ı Şâfiî’ye göre farz, Hanefî âlimlerinden bazısına göre de sünnet olan tâdil-i erkân, insanların çoğu tarafından terk edilmiş haldedir. İşte böyle terk edilmiş bir ameli ihyâ etmenin mükâfatı, Allah yolundaki yüz şehidin sevâbından daha fazla olur. Helâl, haram, mekruh ve diğer şer’î hükümler de bu kıyas üzerinedir.
Denildiğine göre: Zâlimin elinden pek az bir şeyi alıp sâhibine iâde etmek, iki yüz dirhem tasadduk etmekten daha fazîletlidir. Yine denildi ki: Bir şahsın peygamber ameli gibi sâlih ameli olsa fakat üzerinde bir kimsenin yarım kuruş hakkı kalsa bu hakkı ödemedikçe cennete giremez.
Hulâsâ olarak zâhiri, dînin hükümleriyle süsledikten sonra, amellere gaflet bulaşmaması için bâtına (mâneviyâta) yönelmek lazımdır. Bâtının yardımı olmadan dînî hükümlerle zâhiri süslemek çok zordur.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, c. 2, m.87)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder