Kur'an Kurslarında, öğrenci yurtlarında ve şuurlu müslümanların evlerinde yemekten sonra yapılan çok güzel manalar içeren bir yemek duası vardır.
Süleyman Hilmi Silistrevî (k.s) Hazretlerinden tevarüs eden, O'ndan hatıra kalan bu duada, verdiği nimetlerden dolayı Rabbimize hamd ve şükür sunulmakta akabinde de ümmeti Muhammed için, devletimizin bekası için dualar edilmektedir.
Kendilerine yapılan her türlü sıkıntılara, gördükleri her cefaya rağmen bu milletin kalbi imanlı, ağzı Kur'anlı evlatları bütün müslümanlara her kahvaltı ve yemekten sonra asla ihmal etmeden dua etmekteler.
Rabbim yokluklarını göstermesin.
Rabbim yokluklarını göstermesin.
BU GÜZEL DUANIN FAZİLETLERİ:
"Bu duada çok büyük sırlar-feyizler-kerametler vardır. Yemeklerden sonra bu duaya devam edilen evde bereket kesilmez ve o ailenin çocukları anne-babalarına âsi olmazlar.
Eğer herhangi bir yerde aynı dua yapılamazsa, bilâhare müstakil (kişi kendisi ayrıca bu duayı) yapmalıdır."
(Ahbab Hocaefendi, Notlar, s. 37)
Eğer herhangi bir yerde aynı dua yapılamazsa, bilâhare müstakil (kişi kendisi ayrıca bu duayı) yapmalıdır."
(Ahbab Hocaefendi, Notlar, s. 37)
Bu güzel duadan bir cümle:
"اَللَّهُمَّ اجْعَلْ دَوْلَتَنَا دَائِماً اَوْلاَدَنَا عَالِماً صَالِحاً ..."
"اَللَّهُمَّ اجْعَلْ دَوْلَتَنَا دَائِماً اَوْلاَدَنَا عَالِماً صَالِحاً ..."
"Allahım, bizim devletimizi daim eyle, ayakta tut, (ni'metimizi devamlı kıl.) Evlatlarımızı âlim ve sâlih eyle..."
İlim sahibi olanlar için bu cümlede bir nahiv kaidesine de değinmek gerekir;
Burada devlet kelimesi müennes olmakla "daimen" yerine "daimeten" gelmesi, yine "evlâd" kelimesi cemi' olmakla devamındaki kelimelerin "ulemâe, sulehâe" olması icap ederdi, şeklinde bir itiraz bulunmakta ise de, yukardaki şekliyle okunması durumunda da mahzur yoktur
Burada devlet kelimesi müennes olmakla "daimen" yerine "daimeten" gelmesi, yine "evlâd" kelimesi cemi' olmakla devamındaki kelimelerin "ulemâe, sulehâe" olması icap ederdi, şeklinde bir itiraz bulunmakta ise de, yukardaki şekliyle okunması durumunda da mahzur yoktur
Şöyle ki; "devlet" kelimesi masdar olmakla müennes ve müzekker olarak kullanılması mümkündür. Ayrıca sıfat ile mevsuf arası fasl olunursa sıfatın müzekker ve müennes olması caizdir. Burada mevsuf olan "devlet" ile sıfat olan "daimen" arası "nâ" ile fasl olmuştur.
Nitekim ayet-i kerimede bunun benzeri vardır:
...اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ
(Araf, 56)
Burada "garîbetün" şeklinde müennes gelmesi vacip iken "garîbün" diye müzekker gelmiştir.
(Ayeti kerimede inne nin haberinin müzekker olması ile ilgili tefsirlerde farklı görüşler de vardır)
Nitekim ayet-i kerimede bunun benzeri vardır:
...اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ
(Araf, 56)
Burada "garîbetün" şeklinde müennes gelmesi vacip iken "garîbün" diye müzekker gelmiştir.
(Ayeti kerimede inne nin haberinin müzekker olması ile ilgili tefsirlerde farklı görüşler de vardır)
لَعَلَّ السَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا
(Ahzab 63)
Bu ayeti celilede de "garibeten" şeklinde olması vacip iken müzekker olarak gelmiştir ki te'vil vardır. İlgisi olanlar tefsirlerden açıklamalarını inceleyebilirler.
(Ahzab 63)
Bu ayeti celilede de "garibeten" şeklinde olması vacip iken müzekker olarak gelmiştir ki te'vil vardır. İlgisi olanlar tefsirlerden açıklamalarını inceleyebilirler.
Ayeti kerimelerde te'vil mümkün iken kulların okuduğu dualar ve sözlerde te'vil imkanı vardır.
Arapça haberlere baktığınız zaman da, bazı devlet adamlarının "devletene kâimen/dâimen" ifadelerini görürsünüz.
"âlim, salih" kelimelerinin müfred gelmesi konusunda da ayeti kerimede örnekler vardır:
...وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا
(Furkan,74)
Bu ayeti kerimede "eimmeten" diye cemi yerine "imamen" şeklinde müfred gelmiştir.
...وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا
(Furkan,74)
Bu ayeti kerimede "eimmeten" diye cemi yerine "imamen" şeklinde müfred gelmiştir.
Ruhul Beyan tefsirinde bu şu şekilde izah edilmiştir:
Aşikardır ki, bu söz onlardan münferiden sâdır olmuş ve her biri "beni takva sahiplerine önder kıl" diye dua etmişlerdir.
Ancak veciz olması için birinci çoğul sığası ile ifade edilmiştir. İmam kelimesi ise müfred olarak bırakılmış ve "eimmeten" buyrulmamıştır.
Aşikardır ki, bu söz onlardan münferiden sâdır olmuş ve her biri "beni takva sahiplerine önder kıl" diye dua etmişlerdir.
Ancak veciz olması için birinci çoğul sığası ile ifade edilmiştir. İmam kelimesi ise müfred olarak bırakılmış ve "eimmeten" buyrulmamıştır.
"Allahım, bizim devletimizi daim eyle, ayakta tut, (ni'metimizi devamlı kıl.) Evlatlarımızı âlim ve sâlih eyle..." (amin)
Tugay Çetin

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder