13 Haziran 2020 Cumartesi

*DÜNYADA İKEN HELALLEŞİN* :large_blue_circle: *Resûlullâh Efendimiz* (sallallâhü aleyhi ve sellem) *buyurdular*: :black_small_square::arrow_forward: “ _*Kimin üzerinde bir din kardeşinin canından veya malından bir hak bulunursa,* dînârın ve dirhemin bulunmadığı kıyâmet gününden evvel; dünyada iken o mazlumdan hakkını helâl etmesini istesin_.” :black_small_square::arrow_forward: “ _Aksi takdirde zâlimin sâlih ameli varsa, zulmü miktarınca sâlih ameli ondan alınır, mazluma verilir_.” :black_small_square::arrow_forward: “_Eğer zâlimin sâlih ameli yoksa mazlumun günahlarından alınıp zâlime yüklenir_.” [Müsned-i Ahmed]

Kadın Evleneceği Erkeğe Evlenmeleri İçin Vekalet Verebilir Mi?

Akıllı ve ergin erkek ve kadın bizzat evlenebileceği gibi vekil aracılığı ile de evlenebilir. Ancak Hanefîler dışındaki üç mezhep, kadının nikâhta taraf olmasını kabul etmedikleri için, onun vekil aracılığı ile nikâh akdi yapmasını da kabul etmemişlerdir.

Temyiz gücüne sahip müslüman erkek veya kadın nikâhta vekil olabilir. Vekil sözlü veya yazılı olarak bu görevi üstlenebilir. Vekâleti verme sırasında şahit bulunması şart değildir. Ancak şahid bulunması inkâr durumunda isbat için gerekli olabilir.

Evlilik sırasında tek kişinin asîl, ve vekil sıfatı ile iki tarafı birlikte temsil ederek, şahitlerin önünde nikâh akdini meydana getirmesi mümkün ve caizdir.

Nitekim Abdurrahmân bin Avf (ö. 31/651), Ümmü Hakîm binti Kârız (r. anhâ)’ya; "Evlenmen konusunda bana yetki veriyor musun." diye sordu. Kadın "evet" deyince de "seni kendime nikâhladım" dedi.[1]

Şâfiîlere göre, nikâhta bir kişinin iki tarafı temsil etmesi, ancak bu kişinin iki tarafın da velisi olması durumunda mümkündür.[2]

Delilleriyle Aile İlmihali, Prof. Dr. Hamdi Döndüren, s. 292-293(tasarrufla)

Kadın evleneceği erkeğe, nikâh akidlerini yapmak üzere vekâ­let verir, erkek de şahitlerin huzurunda, "falan kadınla evlendim, onu kendime eş kabul ettim", derse, şahidler o kadını tanıyorsa, yapı­lan akid caizdir. Tanımıyorsa, caiz değildir. Tanımanın ölçüsü ise şu­dur: Koca olacak adam evleneceği kadının ismini, babasını ve dede­sini tanıtır ölçüde anacak.[3]

804. Gizli nikâhın hükmü nedir?[4]

Tarafların şahitler huzurunda irade beyanında bulunmalarına rağmen ailelerinden ve yakın çevrelerinden gizleyerek yaptıkları akit, gizli nikâholarak adlandırılır. Böyle bir akit, nikâhta bulunması gereken aleniyet niteliğini taşımadığından dinin nikâh ve aile hayatı ile ilgili genel ilkelerine aykırıdır. Sadece iki şahidin bildiği bir nikâh akdinin aleni olduğu söylenemeyeceğinden ailelerin, akrabaların ve komşuların muttali olmadığı bir akit gizli nikâh olmaktan çıkmaz. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), “Bu nikâhı ilan edip duyurun...” (Tirmizî, Nikâh, 6; İbn Mâce, Nikâh, 20); “Haram olan (ilişki) ile helal olan (evlilik) ayıran şey, def çalmak ve duyurmaktır.” (Tirmizî, Nikâh, 6) buyurarak alenîliğin ve hatta tescilin gerekliliğine işaret etmektedir. Hz. Ebubekir de gizlenmesi şartıyla yapılan nikâh akdini geçersiz saymıştır (Sahnun, el-Müdevvene, II, 128,129).

[1] Buhârî, Nikâh, 37.

[2] eş-Şirbînî Muğnî'l-Muhtâç, Mısır, ty. II, 147 vd.

[3] Burhâneddin El-Buhârî, el-Muḥîṭü’l-Burhânî fi’l-fıḳhi’n-Nuʿmânî, 3/18, El-Fetâva’l-Hindiyye(El-Âlemgîriyye)1/268,

[4] Din İşeri Yüksek Kurulu Fetvalar, s,426-427.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder