NEDEN Mi KANSERİZ ?
ÇÜNKÜ ALKALİ DEĞİL ASİTİK BESLENİYORUZ...
Hayatımızda hep şeker oldu.
Çayı, kahveyi şekersiz içmedik.
Kahvaltıya reçelsiz ve krem çikolatasız oturmadık.
Beyaz pirinç ve ekmeğin şeker olduğunu unuttuk.
Kolanın ve gazlı içeceklerin şeker ve zehir karışımı olduğunu bile bile içtik.
Palm yağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandık tereyağı ve zeytinyağı tüketmedik organlardan biri iflas edene kadar bunları yedik.
limonu sıkıp limon suyunu bile kendimiz yapmadık. hazır almak kolayımıza geldi. pazardan nohutunu, fasülyeyi bile almadık , bunları konserve tükettik.
Bildiğimiz çamaşır deterjanının şeker ve naneyle karıştırılmış şekli olan diş macunu ile hayat boyu dişlerimizi fırçaladık ve bunun bir kısmını yuttuğumuzu göz ardı ettik.
Bal ve karbonatın dişlerini tartarlardan bile temizlediğini bilmedik ve dişleride o macunlarla çürüttük.
Çamaşır deterjanının ve yumuşatıcının vücud ısısı ile deri tarafından emildiğini ve deri kanserinin en büyük nedeni olduğunu umursamadık. çamaşırlarını borax ve karbonat karışımı ile yıkayıp yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğimizi göz ardı ettik.
Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğimizi fark etmedik. deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hemde tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedik.
Evde basitce kostik ve zeytin yağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabun ve şampuanlar ile her sabah kendimizi yıkadık
Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine,temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildik. o su buharlaştıkça soluyup akciğer kanseri olduk
Yaşamımızı mahveden büyük şehirde egzost solumaya ve araba kullanmaya devam ettik.
Resmen radyoaktif olan cep telefonunu kulağımıza 2 saat yapıştırdık . radyoaktif olan wifi vericisini evin içine soktuk, radyoaktif olan alıcı bilgisayarıda kucağımızdan indirmedik.
Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedik . ve adınada "doğal beslenme" dedik.
Yiyeceklerimizi cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğimiz kaplarda pişirip yedik. en önemlisi mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktuk ve çizildikçe onları yediğimizi unuttuk.
Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı ve midyeleri yedik.
Fastfood un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken tepsi kadar pizzaları götürüp 3 katlı burgerleri yuvarladık
Evimize naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktuk. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedik, Polyester giyindik
Toprağa dokunmadık ve stresten gülümsemeyi unuttuk,
üzüldük üzüldük ve bedenimize zulmettik...
Sonuç: yıl 2015
Sokaktaki her 10 kişiden 3 ü kanser.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder